5. Hukuk Dairesi 2016/3108 E. , 2016/15237 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerinin verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosy…
**5. Hukuk Dairesi 2016/3108 E. , 2016/15237 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerinin verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazların arsa niteliğinde kabulü doğru ise de, alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Acele elkoyma dava dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda dava konusu taşınmazlar emsal taşınmazdan 2 kat değerli kabul edilerek m² değeri 103,00-TL bulunmuş iken itiraz üzerine alınan ek raporda dava konusu taşınmazlar emsalden 1,2 kat değerli kabul edilerek m² değeri 62 TL tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazlar aynı emsalden bu kez 2,5 kat değerli kabul edilerek metrekare bedeli 131,00 TL olarak belirlenmiştir. Acele elkoyma davasında tespit edilen m² bedeli ile iş bu davada belirlenen m² bedelleri karşılaştırıldığında değerlendirme tarihlerinin yakın olmasına ve aynı emsal kullanılmasına rağmen çok farklı miktarlarda (yaklaşık %100 oranında) bedel belirlenmesi nedeniyle rapor inandırıcı bulunmamıştır. Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazların, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazların ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazların; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmazlar ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazların değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 03/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.