Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4918 E. , 2024/5232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4918 Karar No : 2024/5232 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ... VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVACI)... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4918 E. , 2024/5232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4918 Karar No : 2024/5232 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ... VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVACI)... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2015 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Usulüne uygun olarak tebliğ edilen defter belge isteme yazısına rağmen mücbir sebep gösterilmeksizin yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden dolayı katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. 213 sayılı Kanun'un 336. maddesi gereğince cezayı gerektiren tek bir fiil ile vergi ziyaı ve usulsüzlük suçunun birlikte işlenmesi halinde, vergi ziyaı cezası ile mükerrer 355. maddeye istinaden kesilen özel usulsüzlük cezası karşılaştırılarak bu cezalardan sadece miktar itibarıyla daha ağır olan ceza kesilebileceği dolayısıyla davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasının miktar itibarıyla daha ağır olduğu dikkate alındığında, kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının anılan ceza yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra söz konusu ceza kaldırılmıştır. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, defter ve belge ibraz yazısının usulsüz tebliğ edildiği, mücbir sebep hali mevcut olduğundan yapılan tarhiyatın hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2015 yılına ait yasal defter ve belgelerin istenilmesine dair yazının, şirketin 28/02/2018 tarihinde re'sen terkin edilmesi nedeniyle 04/09/2019 tarihinde kanuni temsilcisinin mernis adresinde tebliğe çıkarıldığı ancak adreste bulunamadığından tebliğ evrakının iade edildiği, ardından 17/09/2019 tarihinde ikinci kez tebliğe çıkarıldığı, buna ilişkin tebliğ alındısına şahsın adresinde bulunamadığı şerhi düşülerek tebliğ pusulasının kapıya yapıştırıldığı, söz konusu yasal defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesinde vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edileceği, kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirleyeceği ve ilgiliye tebliğ edeceği, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlandığı, 101. maddesinin 3. fıkrasında, iş yeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, 102. maddesinin 5. fıkrasında ise 101. maddenin 1. fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması veya adresten geçici olarak ayrılmış olması halinde, durumun posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı ve bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilmesinden sonra tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde tebliğ evrakının alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendinde ise bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemesi veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re'sen takdir sebebi olarak belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda kuralına yer verilen düzenlemelerin değerlendirilmesinden, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 5. fıkrasında münasip sürenin kaç gün olduğu hususunda herhangi bir belirlemenin yapılmadığı anlaşılmış olup bununla birlikte, anılan fıkranın 2. cümlesinde yer alan "tayin olunacak münasip süre" ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2020 tarih ve E:2019/106, K:2019/100 sayılı somut norm denetimi kararında, yargı mercilerince idare tarafından belirlenen sürenin kanunun amacına uygun olarak somut durumun şartlarına göre kişilerin işlemden haberdar olmalarına imkân tanıyacak nitelikte münasip bir süre olarak belirlenip belirlenmediğinin denetlenmesinin mümkün olduğu yönünde değerlendirmede bulunulduğu dikkate alındığında, tebliği çıkaracak olan idarece belirlenen münasip sürenin, olayın özelliklerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, yasal defter ve belgelerin istenilmesine dair yazının ilk olarak 04/09/2019 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ancak tebliğ evrakının iade edilmesinden sonra 17/09/2019 tarihinde ikinci kez tebliğinin denendiği olayda, iki tebligat arasında geçen on üç günlük sürenin 213 sayılı Kanun'un 14. maddesinde de göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlık konusu olayda münasip süre olduğundan söz edilemeyeceğinden defter ve belgelerin istenilmesine ilişkin yazının davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği dolayısıyla 213 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendi uyarınca re'sen tarh nedeni bulunmadığı dikkate alındığında, yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk görülmemiş olup Vergi Dava Dairesi kararının yazılı gerekçeyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir. Davalı idare temyiz isteminin ise bu nedenle reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 3. Kararın; özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davalı idare TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.