Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/9/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulması nedeniyle Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş, Tekirdağ iline yerleştirilmiştir. Zorunlu göçe tabi olan soydaşların iskân edilmelerine destek olmak amacıyla Yüksek Planlama Kurulunun 27/11/1990 tarihli kararı ile 000 adet konut yapımı kararlaştırılmış, bu kapsamda başvurucu Tekirdağ ilinde yaptırılan göçmen konutlarından almak amacıyla 14/10/1991 tarihinde T. Emlak Bankası Tekirdağ Şubesindeki hesaba2,5 TL (000 eski Türk Lirası) yatırmıştır. Başvurucu, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aleyhine Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, zorunlu göç nedeniyle Türkiye'ye gelen soydaşlar için yaptırılan konutlardan kendisine daire tahsis edilmediği gibi yatırdığı paranın da iade edilmediğini, idarenin tüketici fiyatları endeksine göre uyarlama yaparak parayı ödemek istediğini ancak bu durumun zararlarını karşılamayacağını belirterek paranın rayiç değerinin tespit edilerek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi 5/6/2012 tarihli kararında, başvurucunun zorunlu göçe tabi tutularak 1990 yılında Türkiye'ye geldiğini, 14/10/1991 tarihinde konut edinmek üzere davalı idareye ait hesaba 2,5 TL (500,000 TL eski Türk Lirası) para yatırdığını, aradan geçen süreye rağmen kendisine konut tahsis edilmediği gibi 19/9/2006 tarihli ve 5543 sayılı İskân Kanunu'nun yürürlüğünden sonra yapılan başvurusu üzerine de paranın ödenmediğini, davacının geçersiz taşınmaz satışı uyarınca ödediği peşinatın denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleştirilmiş karşılığını talep edebileceğini belirterek bilirkişi raporunda tespit edilen 662 TL üzerinden davayı kısmen kabul etmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/11/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet Başkanlığı’nın hazırladığı göçmen evleri projesi kapsamında borçlanarak konut satın aldığını, bu amaçla 50 TL peşinat ödediğini, daha sonra aralarında sözleşme düzenlendiğini, peşin ödediği paranın konut maliyet bedelinden mahsup edilmediğini ileri sürerek bu ödemenin güncelleştirilmiş değerinin tahsilini istemiş; davalı ise, peşin olarak yatırılan paranın mahsubunun yapıldığını, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği kararında mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.... Toplanan delillerden ve dosya kapsamından taraflar arasında sözleşme kurulmadan önce davacının konut edinmek amacıyla davalı hesabına bir kısım paralar yatırdığı, daha sonra davacıyla dava dışı Emlak bankası arasında yapılan sözleşmeyle borcun takside bağlandığı, sözleşmede mahsup konusunda hüküm bulunmasa da taksit tutarlarının tamamının ödendiği konusunda ihtilaf yoktur. İhtilaf önceden peşin olarak yatırılan 50 TL nın mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.... Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." Bu süreçte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla Kadıköy Adliyesi kapatılmış, dosya İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 25/3/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bozma kararına uyan Mahkeme 2/7/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Bozma ilamı ve bozma öncesi dosyaya alınan belgeler ile, davacının 1989 yılında Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye'ye geldiği, göçmen evleri projesi kapsamında borçlandırılarak konut satın aldığı, peşinatı ödediği, aradan geçen sürede kendisine konut tahsis edilemediği iddiası ile eldeki davayı açmış ise de, resmi kurumlar arasındaki yazışmalara göre, davacının, peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşıldığından, alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, kanıtlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir." Temyiz üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 23/12/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ret kararı 25/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 17/9/2014 tarihinde başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur. 5543 sayılı Kanun'un geçici maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir: "Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulup, Türkiye'ye gelerek yerleşmek isteyen Türk soylu kişilere yaptırılan konutlardan almak üzere müracaat ederek para yatıranlardan konut sahibi olamayanların, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde müracaat etmeleri halinde yatırmış oldukları bedel, yatırıldığı tarihten ödeneceği tarihe kadar Tüketici Fiyat Endeksi esas alınmak suretiyle hesaplanarak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından göçmen konutları hesabından ödenir. Bu durumda olan şahıslar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca aranılacak başvuru şartlarını taşımaları kaydıyla talepleri halinde, herhangi bir kura şartına tabi olmaksızın yukarıdaki şekilde hesaplanarak kendilerine ödenecek bedelin, konut peşinat ya da anapara ödemesinden mahsup edilmesi suretiyle Toplu Konut İdaresi Başkanlığının alt gelir grubu ile yoksullara yönelik sosyal konut projelerinden yararlandırılırlar. Süresi içerisinde müracaat etmeyen soydaşların yatırmış oldukları bedel, göçmen konutları hesabına gelir kaydedilerek toplanmış bulunan paralar bu şekilde tasfiye edilir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca göçmen konutları hesabından karşılanamayan tutarlar, Maliye Bakanlığınca bu amaçla Toplu Konut İdaresi Başkanlığına aktarılacak tutarlardan karşılanır. Bu fıkra hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri yapmaya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı yetkilidir." 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir: "Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."