4. Hukuk Dairesi 2010/3507 E. , 2011/2107 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraf…
**4. Hukuk Dairesi 2010/3507 E. , 2011/2107 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/03/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında devam eden boşanma davasında, davalı eşinin yetki itirazında bulunması üzerine, dava dilekçesinde belirtildiği gibi Göksun'daki adreste oturduğuna ilişkin davalı eşinin yerleşim yeri belgelerini dosyaya sunduğunu; davalının Adıyaman Gerger'de bir sağlık ocağında çalıştığını, kendisi adına gerçeğe aykırı yerleşim yeri belgesi sağlanıp kullanıldığını belirterek cumhuriyet savcılığına şikayette bulunması üzerine hakkında sahte belge düzenlemek suçunu işlediği gerekçesiyle ceza soruşturması yürütülerek takipsizlik kararı verildiğini, yaşananlar nedeniyle haksız yere tedirgin olduğunu, soruşturma sonucunu beklemek için kurban bayramında anne ve babasının yanına gidemediğini belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, yasal şikayet hakkını kullandığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, şikayet için yeterli belirti (emare) bulunduğu gerekçesiyle istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.