Başvuru, görev yeri değişikliğinin iptali için açılan davada gerekçesiz karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, görev yeri değişikliğinin iptali için açılan davada gerekçesiz karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir. Başvuru 19/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine görüş bildirilmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun İstanbul Üniversitesi (Üniversite) Sağlık Kültür ve Spor Dairesi başkanı olarak görev yaptığı dönemde yapılmış olan bir ihale, mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle Kamu İhale Kurulunca iptal edilmiş ve bu şekilde Üniversitenin zarara uğramasına yol açıldığı sebebiyle başvurucu hakkında Yükseköğretim Kurulu tarafından disiplin soruşturması başlatılmıştır. Söz edilen soruşturmaya ayrıca başvurucuyla ilgili olarak İktisadi İşletme Yönergesi'ne aykırı olarak kendisine maaş bağlandığına, yine başkan olarak görev yaptığı birimce mevzuata aykırı olarak bağış yapıldığına ve Maliye Kontrol elemanlarınca yapılan denetimlerde de başkaca usulsüzlükler tespit edildiğine ilişkin iddialar da konu edilmiştir. Başvurucu hakkında açılan idari soruşturma devam ederken Üniversite Rektörlüğünün 27/2/2009 tarihli işlemi ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ve maddeleri dayanak alınarak Cerrahpaşa Tıp Fakültesi teknik hizmetler sınıfında açık bulunan derece mühendis kadrosuna naklen atanmıştır. Söz konusu idari soruşturma sonucunda başvurucuya 18/8/2010 tarihli işlem ile 1/8 oranında on ayrı aylıktan kesme cezası verilmiştir.A. Başvurucunun Naklen Atanmasına İlişkin İşleme Karşı Açılan Dava Başvurucu naklen atanması işleminin iptali istemiyle İstanbul İdare Mahkemesinde 17/3/2009 tarihinde iptal davası açmıştır. Yapılan değerlendirme sonucu İstanbul İdare Mahkemesi 30/12/2011 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Mahkeme, gerekçesinde başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davanın reddedilmiş olduğuna da atıfta bulunarak başvurucuya disiplin soruşturması kapsamında isnat edilen eylemlerin sabit olduğu kanaatine ulaşmış ve bu fiillerin başvurucunun idari görevden alınmasını gerektirdiği sonucuna varmıştır. İlk derece mahkemesi kararına karşı başvurucu tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine yapılan değerlendirme neticesinde Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/3/2013 tarihli kararı ile onamaya hükmedilmiştir. Başvurucunun talebi ile yapılan karar düzeltme incelemesi de aynı Dairenin 22/4/2014 tarihli kararı ile reddedilmiş, bu ilam başvurucuya 30/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, karar düzeltme talebinin reddedildiğini 16/6/2014 tarihinde öğrendiğini beyan ederek aynı tarihte bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Başvuruya Verilen Disiplin Cezasına Karşı Açılan Dava Başvurucu, bahsi geçen idari soruşturma sonucunda kendisine uygulanan on ayrı "1/8 oranında aylıktan kesme cezası"nın iptal edilmesi istemiyle İstanbul İdare Mahkemesinde 2/11/2010 tarihinde dava açmıştır. İstanbul İdare Mahkemesi 5/10/2011 tarihli kararında başvurucunun hukuki dayanağı bulunmayan ve hukuken teşekkül ettirilmediği sabit olan bir faaliyet içinde yer alma fiili nedeniyle cezalandırılması gerektiğinin açık olduğunun altını çizmiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi, davalı idarenin başvurucunun bu faaliyeti kapsamında bazı işlemleri ayrı ayrı değerlendirmek suretiyle her bir fiil için ayrı ayrı disiplin cezası uygulanmasına ilişkin işlemde konu unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesine dayanarak davayı kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi kararı, temyiz incelemesi sonucu Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/6/2015 tarihli kararı ile bozulmuştur. Bozma kararında Daire; başvurucunun görevi, soruşturma konularının niteliği ve ağırlığı ile tesis edilen cezaların her birinin ayrı eylemlerden kaynaklandığı hususu dikkate alındığında isnat edilen eylemlerin ayrı ayrı ele alınarak hukukilik denetiminin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 21/3/2016 tarihli kararı reddedilmiştir. Bozma kararına uyan İstanbul İdare Mahkemesi dosyayı yeniden ele almıştır. Bu doğrultuda ilk derece mahkemesi 27/4/2017 tarihinde verdiği karar ile iptali istenen cezalara karşı tek dilekçeyle dava açıldığını ancak söz konusu işlemler arasında maddi anlamda hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığının görüldüğünü, bu anlamda başvurucunun otuz gün içinde her işlem için ayrı ayrı dava açması gerektiğini belirtmiş; dava dilekçesini reddetmiştir. Başvurucu, bu uyuşmazlığa ilişkin ayrı dilekçeler ile yeniden dava açılıp açılmadığına dair Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır.