10. Hukuk Dairesi 2023/9860 E. , 2024/12128 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/918 E., 2023/1108 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2023/131 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar veri
**10. Hukuk Dairesi 2023/9860 E. , 2024/12128 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/918 E., 2023/1108 K. KARAR : Davalı yönünden esastan red, davacı yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2023/131 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05.01.1994 yılından itibaren davalıya ait tuğla fabrikasında tuğla pişirme ustası olarak çalıştığını, çalıştığı bölümün çok tozlu ve sıcak olması sebebiyle nefes darlığı ve göğüz ağrısı şikayeti sebebiyle doktora gittiği ve kendisine silikoz teşhisi konulduğunu, 01.04.2014 tarihli raporla meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiğini, maluliyet oranının %26,2 olduğunu, davacının meslek hastalığına yakalanmasında davalının yüzde yüz kusurlu olduğunu, davalının İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün kendisine yüklediği hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini, meslek hastalığı sigortası Kurumundan bağlanan gelirin davacının zararını karşılamaması sebebiyle Kurum tarafından karşılanamayan davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatlarına ilişkin 352.548,49 TL maddi tazminat ile 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yeri hekimi tarafından hastaneye sevk edilmesinden sonra rapor ile silikoz hastalığına yakalandığının tespit edilmesi üzerine iş akdinin her türlü hak ve tazminatları ödenerek feshedildiğini, davacının çalıştığı bölümde devamlı toz ölçümünün yapıldığını, davalı işyerinde İş Güvenliği Yasası gereği yükümlü olduğu tarihten itibaren doktor bulundurduğunu, ağır ve tehlikeli işlerde çalışan personellerine düzenli olarak sağlık taraması yapıldığını, personellerine iş sağlığı ve güvenliği açısından devamlı eğitim verildiğini, davacının kendi sağlığını tehlikeye atarak sigara kullandığını, işverenin kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen davacının meslek hastalığını yakalanmasını önlenemediğini, davacının haksız davasını reddine karar verilmesini talep ve müdafaa etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... Somut olayda, tarafların kusurlarını ve oranlarını tespit etmek amacıyla Mahkeme SGK inceleme raporu, 12.04.2017 tarihli Prof. Dr. ... ... ... Tunç tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, 29.08.2017 tarihli ... Kurt tarafından hazırlanan bilirkişi raporu dosyaya kazandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararını müteakip, kaldırma kararı uyarınca bilirkişi heyetince düzenlenen 27.05.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu Mahkemece denetlenerek kabul görmüş ve oluşa uygun bulunmuştur. Buna göre, davaya konu meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işveren %75 oranında kusurlu, davacının %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Tespit edilen kusur oranları doğrultusunda, davacının karşılanmayan zararlarının tespiti ile ilgili olarak hesap bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 06.05.2022 tarihli bilirkişi raporu Mahkemece denetlenmiş ve rapordaki değerlendirmeler ile tutarlar oluşa uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. Buna göre, davacının davaya konu olay nedeniyle uğramış olduğu toplam maddi zarar miktarının 410.191,60 TL olup tespit edilen zarar miktarından, SGK tarafından bağlanan gelir düşüldükten sonra, karşılanmayan zararının 352.548,49 TL olduğu sonucuna varılarak maddi tazminata yönelik asıl ve birleşen davanın belirtilen miktar itibariyle kabulüne karar vermek gerekmiştir. Olay tarihinde 43 yaşında olan ve %26,2 oranında malul kalan davacının, gerek olay sırasında gerekse olaydan sonra derin bir acı ve üzüntü yaşadığı açıktır. Bu acı ve üzüntünün, davacının yaşadığı süre içerisinde de belirli bir oranda devam edeceğini kabul etmek gerekir. Bu nedenle, somut olayda manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. Borçlar Kanunu'nun 47 nci maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken; ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerekir. Belirtilen ilkeler gözetildiğinde, davacının olay nedeniyle yaşadığı ve bundan sonra da belirli oranda yaşayacağı acı ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmek amacıyla, 20.000,00 TL manevi tazminat tutarının hakkaniyet ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmış ve bu gerekçeler doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen ise reddine..." gerekçesiyle; "Asıl dava ve birleşen davanın kabulü ile 1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile 352.548,49 TL maddi tazminatın, olay tarihi olan 01.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın, olay tarihi olan 01.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışırken meslek hastalığına yakalandığını ve %26,2 oranında malul kaldığını, yapılan yargılamada alınan 29.08.2017 tarihli kusur raporunda davalının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve 05.03.2020 tarihli hüküm kurulduğunu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası alınan kusur raporunda davalı işverenin %75, davacının ise %25 kusurlu bulunduğunu, kusur raporunun ardından dosyanın hesap yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edildiğini, müvekkilinin uğradığı zararın karşılanması için taraflarınca fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutularak ek dava açıldığını, Mahkemece itirazlarının nazara alınmadığını ve 09.02.2023 tarihli hüküm kurulduğunu, Mahkemece manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup asıl ve birleşen davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın manevi tatmin duygusunu sağlamadığını, Türkiye şartlarında yoksulluk sınırının 2023 itibariyle 29.000,00 TL, zenginliğin alt sınırının ise 1.500.000 TL olduğunu, bu nedenle Mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kaldırılması gerektiğini, ücret artışları yönünden ise olay tarihinden hüküm gününe en yakın tarihe kadar bilinen gerçek ücretlerin hesaplamada gözetilmesi gerektiğini, iş bu nedenle dosyanın kesinleştiği gündeki asgari ücretin hesaplamada esas alınarak hüküm kurulmasını talep ettiklerini, kusur yönünden ise; bilirkişi raporunda tespit edilen davalının almadığı önlemlerin adeta meslek hastalığına davetiye çıkardığını, bu ilkel ortamda çalışmak zorunda olan müvekkilinin kendisinden istenilen bütün önlemleri almış olsa bile hastalığa engel olacak konumda olmadığını, dolayısıyla hastalığın meydana gelmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusur ve sorumluluk söz konusu olmadığını, nitekim 29.08.2017 tarihli raporda da olayda davacıya atfedilebilecek bir kusur olmadığının tespit edildiğini, Mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 19.09.2021 tarihli heyet kök raporu ile müvekkili şirketin %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, itirazları doğrultusunda hazırlanan ek raporda ise itirazlarına konu hususlar değerlendirilmeden kusur oranlarında bir değişiklik yapılmadığını, öncelikle davaya konu hastalığın gerçekleşmesinde önlenilmesi mümkün olmayan olayların etkisi bulunduğunu, zira aynı iş ortamında çalışan işçilerden sadece davacının meslek hastalığına maruz kalmasının davacının ortamdaki tozdan daha fazla etkilenen bir genetik yapıya sahip olması ile ilişkilendirilmesi gerektiğini, taraflarınca 27.01.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde 2011 ve 2014 yıllarına ilişkin İç Ortam Toz Ölçüm Raporları ve Koruyucu Donatım Zimmet Formlarını içerir belge ve evraklar tekraren sunulmuş olup, ilgili evraklar doğrultusunda fabrikanın herhangi bir noktasında ISG sınır değerlerinin aşılmadığının sübuta erdiğini, ancak söz konusu belgelerin bilirkişilerce incelenmediğini ve bu şekilde eksik inceleme yapıldığını, diğer bir konunun ise kusur raporunda müvekkili şirketin sağlık kontrolünü takip etmediği ifadesi olduğunu, davacının sağlık probleminin müvekkilinin ısrarlı takibi neticesinde ortaya çıktığını, iş yeri hekiminin kontrolleri sonucu davacının Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine yönlendirildiğini ve davacıya koah hastalığı teşhisi konulduğunu, davacının kendi beyanından da anlaşılacağı üzere, davacının solunum hastalıklarının en büyük sebebi olan sigarayı kullandığını, davacının sigara kullanmasının bu hastalığın oluşması ve tetiklenmesindeki baş etken olduğunu, hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen 06.05.2022 tarihli raporda, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında atıfta bulunulan PMF 1931 hesaplama sistemine göre de bir hesaplama yapılması ve TRH 2010 sistemi ile arasında kıyaslamalı olarak kanaatte bulunulup takdirin İlk Derece Mahkemesine bırakılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi kararında hesap bilirkişisince hiçbir şekilde dikkate alınmayıp yalnızca TRH 2010 yaşam tablosu uyarınca hesaplama yapılmasının son derece hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... kusur oranı, meydana gelen malüliyet derecesi, paranın satın alma gücü, belirlenen oranın manevi tatmin duygusunu gidermesi ve caydırıcılık uyandırma unsuru birlikte değerlendirildiğinde takdir olunan manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olmadığı, eksik belirlendiği anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiği..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında; "Davanın kısmen kabulü ile 1- 352.548,49 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 01.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.