2. Hukuk Dairesi 2025/4896 E. , 2025/12089 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/129 E., 2025/1072 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/565 E., 2022/740 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın…
2. Hukuk Dairesi 2025/4896 E. , 2025/12089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/129 E., 2025/1072 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/565 E., 2022/740 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, erkek lehine kabul edilen tazminatlar ve reddedilen tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacı- karşı davalı erkeğin, kadın annesinin evinde iken müşterek konutun kilidini değiştirdiği, davalı- karşı davacı kadının da erkeğe başkalarının yanında "şişko,dümbük" gibi sözlerle hakaret ettiği, yine yemek yapmayı bilmediği ve evde yemekleri genelde erkeğin yaptığı, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe "müşterek konutun kilidinin değiştirilmesi" vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de; kadın tarafından bu vakıaya usulüne uygun şekilde dayanılmadığı, usulünce dayanılmayan ve çekişmeli olarak belirlenmeyen bu vakıanın hükme esas alınarak erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ne var ki kadının tanıklarının beyanlarından "erkeğin, kadının kişisel ihtiyaçlarını karşılamadığı" vakıasının sübut bulduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından kadına yüklenen kusurların ise gerçekleştiği, kadının gerçekleşen kusurlarının yanında ayrıca "kadının sık sık annesinin evine gitmesi ve annesinin evinde fazla zaman geçirmesi" vakasının da gerçekleştiği, böylece birliğin sarsılmasında davacı-karşı davalı erkeğin, kadının kişisel ihtiyaçlarını karşılamadığı, davalı-karşı davacı kadının ise erkeğe sürekli hakaret ettiği, sık sık annesinin evine giderek orada fazla zaman geçirdiği, yemek yapmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin az, davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kusura ilişkin gerekçesi düzeltilerek tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kabul edilen yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan yargılama, toplanan deliller ve özellikle Mahkemece dinlenen kadın tanığı M.Ö.'nün beyanlarına göre, erkeğin kabul edilen ve temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlarının yanında ayrıca kadının evden ayrılmasını aksi takdirde kendisini ve kadını öldüreceğini, kadından tiksindiğini söylediği vakıasının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Kadın vekili karşı dava dilekçesinde erkeğin kadına psikolojik şiddet uyguladığı vakıasına dayanmıştır. O halde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda; kadının kişisel ihtiyaçlarını karşılamayan, kadının evden ayrılmasını, aksi takdirde kendisini ve kadını öldüreceğini, kadından tiksindiğini söyleyerek kadına psikolojik şiddet uygulayan erkek ile erkeğe sürekli hakaret eden, sık sık annesinin evine giderek orada fazla zaman geçiren ve yemek yapmayan kadın eşit kusurludur. Mahkemece bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıda ikinci paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince yasal şartları oluşmadığından kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; yukarıda ikinci paragrafta belirtildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. O halde tarafların kusur durumları ile ekonomik ve sosyal durumları nazara alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ile reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.