İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 23/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında alacaklı ... tarafından ... İcra Müdürlüğünün ..., ... Esas, ... Esas ,... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını,…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2345 KARAR NO : 2026/597 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... Esas ve ... Karar NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 23/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında alacaklı ... tarafından ... İcra Müdürlüğünün ..., ... Esas, ... Esas ,... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapıldığını, söz konusu alacak takiplerine dayanak gösterilen çeklerde davacının ... tarihleri arasında işlettiği ... kaşesi üzerine atılıp davalı ...'e ciro edildiğini gösteren imzaların davacıya ait olmadığını, davacı ...'in ... tarihinde ... ... adı ile gerçek kişi ticari işletmesini tescil ettirildiğini, ... tarihi itibariyle ticareti terk edildiğini, söz konusu ticari işletmede başkaca ortak bulunmayıp, herhangi bir şirket yetkilisi de atanması söz konusu olmadığını, takibe konu çekler üzerindeki alacaklı ...'e ciro edildiğine ilişkin ... kaşesi üzerindeki imzalar da müvekkil ...'e ait olmadığını, bu nedenlerle; davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nce tahsil edilen 19.315,00.TL'nin fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan istirdatına, müvekilinin uğradığı zararlar nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak koşulu ile tazminata hükmedilmesine, ... İcra Müdürlüğünün ..., ... Esas, ... Esas, ... Esas sayılı dosyalarında takiplerin iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça borcun bulunmadığı iddiası imza inkarına dayandırılmış olup taraflar arasında hukuki ilişki açıkça inkar edilmemiş olduğundan borçlu bulunmadığının davacı tarafça yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olup zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından borcun bir kısmına mahsuben keşidecisi ... olan her biri 12.500,00.TL bedelli 4 adet çek, davacı tarafından ciro edilmiş haliyle davacıya ait işyerinde davacının kardeşi de hazır olduğu halde davalıya verilmiş davalının davacıya itimat etmemesi nedeniyle çeklerin ayrıca davacının kardeşi ... tarafından da ciro edildiğini, davacıya sipariş verdiği malın kendisine teslim edilmemiş olması nedeniyle borca itiraz eden keşideci ... tarafından açılan takibin iptali davaları reddedilip kararların kesinleştiğini, işbu dava dosyalarına keşideci ... tarafından sunulan ... tarih ve ... seri numaralı sipariş formu ile 2.100 adet , ... tarih ve ... seri numaralı sipariş formu ile 2.500 adet TV sehpası siparişi verdiğini, keşideci tarafından işbu siparişler nedeniyle sipariş formlarında yazılı toplam 22 adet çek keşide edilerek davacıya verilmiş olduğunu, davacının ortaklık vaadiyle davalıdan haksız kazanç elde etmiş olması karşılığında bizzat vermiş olduğu çeklerdeki imzasını inkar etmesinin bir dolandırıcılık eylemi olduğunu, davacı tarafından sipariş üzerine elde edilen çeklerin davacı tarafça ciro edilip davalıya verilmesinde davalının kötü niyetli olmadığından tazminat talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle; davacının diğer tüm taleplerinin de reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... sayılı kararında, davacı tarafından açılan eldeki davada takip alacaklısı davalı tarafından takip borçlusu davacı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ..., ..., ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile yapılan icra takibinin dayanağını oluşturan çekler üzerinde davacıya atfen atılan imzanın onun eli ürünü olmadığından bahisle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra tehdidi altında tahsil olunan tutarın davalıdan istirdat yoluyla tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olmakla davanın niteliği itibariyle 4721 sayılı TMK'nın 6.ve 6100 sayılı HMK'nın 190/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağını dayandırdığı senet üzerindeki borçluya atfedilen imzanın onun tarafından inkarı halinde alacaklının söz konusu imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu ispat yükü altında bulunduğunu, dosyada yapılan tüm araştırmalara rağmen uyuşmazlık konusu alacağın dayandırıldığı çeklerin asıllarının temin edilemediğini, takip alacaklısı davalı tarafça başlatılan icra takiplerinin dayanağını oluşturan uyuşmazlık konusu çeklerin keşide tarihlerinin 2006 yılına ait olup icra takiplerinin bu çeklerin ibraz edildiği ... Bankası ... Şubesince ayrı ayrı "çek aslı ... Şubemize gönderildi. Aslı gibidir" yazılı imzalanan çek örneklerine dayanılarak başlatıldığını, mahkemece ... Bankası ... Şubesine yazılan müzekkere cevabında uyuşmazlık konusu çeklere ilişkin bir kayda rastlanılmadığının bildirildiğini, uyuşmazlık konusu çeklerin takip dayanağı örneklerinde her bir çekin ibraz edildiği tarihte yürürlükte bulunan çek mevzuatı hükümleri uyarınca garanti tutarları ödenmek ve aslı ibraz edildiği banka şubesinde alıkonulmak suretiyle onaylı örneğinin davalı takip alacaklısına verilmiş olduğunu, her ne kadar çek asılları temin edilememiş olmakla davalının imza aidiyeti konusundaki ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği düşünülebilir ise de takiplerin başlangıç tarihinin 2005 yılına rastladığını, o tarihten sonra 2017 yılında ve en son 2020 yılında yeni esas numaraları aldığını, zaman içerisinde takip dosyalarında davalı tarafça davacı hakkında diğer hacizler yanında maaş haczinin de talep edildiğini, takip dosyalarındaki işlemler ve haciz yoluyla tahsil olunan tutarlar sebebiyle bu takiplerden ve hacizlerden davacının haberdar olduğu, davacının eldeki davanın açıldığı 2021 yılına kadar takip dayanağı çekler üzerinde kendisine atfen atılan imzalara yönelik herhangi bir imza itirazının bulunmadığı nazara alındığında takip dayanağı çeklerin basım ve ibraz tarihleri dikkate alındığında davacının söz konusu çeklerin ilgili banka tarafından saklanma süreleri geçtikten sonra açmış olduğu eldeki davada davacının sırf ispat yükünün davalı üzerinde bulunduğuna yönelik iddiasının 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde belirtilen ve herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, uyuşmazlık konusu icra takiplerinin başlangıcı üzerinden yaklaşık 16 yıl geçtikten sonra ileri sürülen imza inkarında davacı tarafın davalının ispat yükü altında bulunduğuna dair iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ancak anılan yasa hükmünde de belirtildiği üzere bir hakkın açıkça kötüye kullanmasını hukuk düzenince korunamayacağı kabul edilerek ispat yükünün ters çevrilerek davacıya ait olduğunun kabulü gerektiğini, sonuç olarak davacının da uyuşmazlık konusu alacağın dayandığı çekler üzerinde kendisine atfen atılan imzaların kendisinin eli ürünü olmadığını ispat edemediği kabul edilerek davacını ispatlanamayan davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava menfi tespit ve istirdat davası olarak ikame edildiğini, müvekkile yönelik dosya esas numaraları belirtilen icra takip dosyaları ile haciz işlemleri başlatıldığını ve müvekkilin halen haciz tehdidi altında olduğunu, müvekkilin maaşından halen takip dosyalarına para kesintisi yapılmakta olduğunu, bu takip dosyalarına esas teşkil edilen çeklerdeki imza müvekkile ait olmamakla birlikte işbu çeklerin keşidecisinin de müvekkil olmadığını, müvekkil kanundan kaynaklanan çok açık ve anlaşılır bir şekilde hukuki hakkını kullanıp işbu menfi tespit ve istirdat davasını ikame ettiğini, açılan bu davada zamanaşımı ve hak düşürücü süre söz konusu olmadığını, davalı tarafın çekler üzerindeki imzanın müvekkile ait olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, yerel mahkeme de davalı tarafın ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini açık bir şekilde gerekçeli kararda belirttiğini, buna rağmen eldeki davanın icra takip tarihlerinden uzun bir süre sonra açıldığı gerekçe gösterilerek ispat yükünün yer değiştirdiğine hükmedildiğini, yerel mahkemenin müvekkilin "çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ispat edememiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararında da belirttiği üzere bir kimsenin yasal hakkını süresinde kullanmasını kınanacak bir davranış olarak kabul etmediğini, dürüstlük kuralına aykırı olmadığına hükmettiğini, müvekkilin maaşından dava tarihi itibari ile yaklaşık 20.000,00.TL kesinti yapıldıktan sonra davanın ikame edildiğini, ispat yükünün yargıtayın istikrarlı içtihatlarından ve kanundan da açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafta olduğunu, çekteki imzaların müvekkile ait olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, yerel mahkemenin hukuka aykırı bir şekilde ispat yükünün yer değiştirdiğine hükmettiğini, yerel mahkemenin ileri sürmüş olduğu gerekçelerden bir tanesinin de davaya konu çeklerin ilgili banka tarafından saklanma süresinin geçtiğini, bu nedenle imza incelemesinin yapılamadığını, müvekkile atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, müvekkil bu çeklerin nerede olduğundan kimin muhafaza ettiğinden habersiz bir şekilde işbu davayı ikame ettiğini, davalının ilgili çeklerin kaybolmasından bir zararı doğuyor ise pek tabii ilgili bankadan bu zararının tazminini istediğini, 3. Bir kişinin eylem ve işlemlerinden ötürü yerel mahkeme tarafından müvekkil yasal hakkını aradığı için cezalandırılamayacağını, müvekkilin bu çeklerin nerede olduğunu bilme imkanı olmadığını, böyle bir bilgi ne icra takip dosyalarında ne dava dosyasında mevcut olmadığını, bu nedenlerle; Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. Sayılı kararına karşı istinaf talebinin kabulüne, söz konusu kararın kaldırılarak/bozularak davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük ilkesi gereğince herkes haklarını kullanırken veya borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Somut olayda, davacının davaya konu çeklerde kaşesi bulunan ... tek işletmecisi olduğunu kabul ettiği, çeklerden kaynaklı olarak davacı aleyhine 2005 yılında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığı, tebligatların davacıya bizzat tebliğ edildiği, borçlunun takibe ve hacizlere uzun süre (16 yıl) sessiz kaldığı, maaş kesintilerinin 2017 yılında başladığı, icra takiplerinin kesinleşmesinden 16 yıl sonra davacı tarafça menfi tespit ve istirdat davası açılarak davacının çekler üzerindeki imzaya itiraz ettiği, bankanın 10 yıllık saklama süresinin dolması sebebiyle çek aslına ulaşılamadığı ve çekler üzerinde imza incelemesi yapılamadığı, davacı tarafça İİK 169/a maddesi gereğince icra mahkemesinde de dava açmadığı anlaşılmıştır. Kural olarak kambiyo senetlerine dayalı takiplerde imza inkarının bulunması halinde ispat külfeti alacaklıya ait ise de davacının uzun süren eylemsizliği, bankanın çek aslını saklama yükümlülüğünün sona ermesinden sonra dava açılmasının TMK'nun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, belge aslının yasal nedenlerle zayi olmasında ve imza incelemesinin imkansız hale gelmesinde davalı alacaklının kusurunun bulunmaması, davacının kendi eylemsizliği nedeniyle delillerin ortadan kalkmasından sonra salt imza incelemesi yapılamadığından bahisle davanın kabulünü talep etmesinin açıkça hakkında kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacının istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)- ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince YAPILMASINA, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/03/2026 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır