3. Hukuk Dairesi 2013/16219 E. , 2014/615 K. "" MAHKEMESİ : KEMALPAŞA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2013 NUMARASI : 2012/132-2013/252 Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile davalının dükkan …
**3. Hukuk Dairesi 2013/16219 E. , 2014/615 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KEMALPAŞA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2013 NUMARASI : 2012/132-2013/252 Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile davalının dükkan kiralayarak adi ortaklık şeklinde bir bakkal dükkanı işletmeye başladıklarını, sözlü yapılan anlaşmaya göre %50 ortak olduklarını, belgelerin davalı adına olduğunu, daha sonra işyerinin 10.500.00.-TL bedel ile devredildiğini, devir bedelini davalının aldığını, davacının tasfiye bedelinin ödenmediğini belirterek 5.250.00.-TL tasfiye payının yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, davacı ile adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, davacının yanında çalışan işçi olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, 05/12/2012 tarihli duruşma sırasında ise kâr ortağı olduklarını, davacıya borcunun olmadığını vurgulamıştır. Mahkemece davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Somut olayda, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, ortak olarak işletilen bakkal dükkanının dava dışı 3.bir kişiye davalı tarafından devredildiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki ortaklık fiilen son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bu durumda mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642.madde ve devamı hükümlerince tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir. Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nun 644.maddesine göre; "Ortaklığın sona ermesi halinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklarda dahil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları halinde, ortaklardan herbiri, tasfiye görevlisinin hakim tarafından atanması isteminde bulunabilir.