Başvuru, davada hükmedilen bedelin güncel değeri karşılamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, davada hükmedilen bedelin güncel değeri karşılamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucuların murisi H.A. ile diğer davacılar 18/9/1991 tarihinde Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) Sınırlı Sorumlu Yünsa Mensupları Kooperatifi (Kooperatif) ve Şenköy Köy Muhtarlığı aleyhine dava açmıştır. Davacılar bu davada 27/10/1934 tarihli ve 200 sıra No.lu kök tapu kaydına konu 388 m²lik taşınmazın murislerine ait olmasına rağmen kadastro çalışması sonrasında davalı Kooperatif adına düzenlenen tapular içinde bırakıldığını ileri sürmüştür. Buna göre 430 sayılı parselden ifrazen ayrılan 532 sayılı parselde 000 m², 429 sayılı parselden ifrazen ayrılan ve yolda kalan 500 m², 527 sayılı parselde 500 m², 131 ada 7 sayılı parselden ifrazen ayrılan 49 ve 50 sayılı parsellerde ayrı ayrı 500 m²lik kısmın kendilerine ait olduğunu ve bunlardan 532, 527 ve 131 ada 49 sayılı parsellerin üçüncü kişilere satıldığını belirterek 429 sayılı parselden ifrazen ayrılan ve yolda kalan 500 m² ile 131 ada 50 sayılı parseldeki 500 m²lik kısmın tapu kayıtlarının iptalini, hisseleri oranında adlarına tescilini, munzam ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla üçüncü kişilere satılan 532 sayılı parsel için 000 eski Türk lirası, 527 sayılı parsel için 000 eski TL ve 131 ada 49 sayılı parsel için 000 eski TL olmak üzere toplam 000 eski TL'nin üçüncü kişilere satış tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte Kooperatiften tahsilini talep etmiştir. Bireysel başvuru dosyasından belirlenemeyen bir tarihte G. İnşaat Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi dâhilî davalı olarak davaya katılmıştır. Yargılama sırasında davacılar vekilince yargılamaya konu taşınmazların malikler tarafından satıldığı ileri sürülmüş ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davaya eski maliklere karşı 000 eski TL tazminat üzerinden devam edilmesi talep edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 20/4/2004 tarihinde ispat edilemeyen davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay Dairesi) 11/4/2005 tarihinde eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma sonrası Asliye Hukuk Mahkemesi 14/10/2008 tarihinde, davanın ispat edildiğini, alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihinde bir dönümün değerinin 2 yeni Türk lirası (YTL) olduğunu ve Tapu Müdürlüğünden getirilen dava tarihine ilişkin tapu satış akit tablolarının bu bedeli doğruladığını belirterek davanın kısmen kabulüne, 388 m²lik taşınmazın dönümü 2 YTL'den toplam 30,776 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir. Davacılar vekili; temyiz dilekçesinde, hükmedilen bedelin çok düşük olduğunu, tazminatın dava tarihinden değil hüküm veya son keşif tarihine göre hesap edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay Dairesi 3/6/2010 tarihinde, tefhim olunan kısa kararla tebliğ olunan gerekçeli karar farklı olduğundan kararı bozmuş ve diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/9/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne ve 30,77 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir. Karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Dairesi 4/6/2013 tarihinde kararı bozmuştur. Bozma kararında 28/1/2004 tarihli ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanun ile eski TL'den altı sıfır atılarak YTL kullanımına geçildiği, 4/4/2007 tarihli ve 2007/11963 sayılı Bakanlar Kurulu kararının eki karar ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin para birimi olan YTL ve yeni kuruştaki yeni ibarelerinin 1/1/2009 tarihinde yürürlükten kaldırılacağının hükme bağlandığı, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda taşınmazların 1 dönüm değerinin 000 TL olarak belirtildiği ancak hangi tarihteki para biriminin esas alındığının belirtilmediği açıklanmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi, yeniden yaptığı yargılama sonunda dava tarihi itibarıyla eski TL yürürlükte olduğundan dönümün 000 eski TL'den hesap edildiğini,388 m²lik taşınmazın toplam tazminat bedelinin dava tarihi itibarıyla 000 eski TL olduğunu, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan para birimine göre ise tazminat miktarının 30,77 TL'ye tekabül ettiğini ifade etmiş ve davanın kısmen kabulü ile, 30,77 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar vermiştir. Davacıların temyiz talebini inceleyen Yargıtay Dairesi 1/6/2018 tarihinde temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermiştir. Davacılar vekili karar düzeltme dilekçesinde 1991 yılındaki paranın alım gücü ile hüküm tarihindeki alım gücü arasında aşırı fark olduğunu, paradan altı sıfır atılmasının ve enflasyonun yüksek olmasının dikkate alınmadığını belirterek denkleştirici adalet ilkesine göre karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Dairesi karar düzeltme talebini 15/4/2019 tarihinde reddetmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 26/6/2019 tarihinde öğrendikten sonra 24/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru, süresi içinde yapılmıştır. İkinci Bölüm Birinci Komisyon 17/10/2023 tarihinde başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanmasının Bölüm kararını gerektirmesi nedeniyle Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.