Başvuru, başvurucunun barışçıl bir gösteriye katılma nedeniyle gözaltına alınması, sonrasında kuvvetli suç şüphesi olmadan tutuklanması, hakkındaki suçlamalara ilişkin bilgilendirilmemesi ve soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun barışçıl bir gösteriye katılma nedeniyle gözaltına alınması, sonrasında kuvvetli suç şüphesi olmadan tutuklanması, hakkındaki suçlamalara ilişkin bilgilendirilmemesi ve soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 25/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 27/5/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Kamu oyunda "Gezi Parkı olayları" olarak bilinen süreci, medyadan takip ettiğini ifade eden başvurucu, bu kapsamda 31/5/2013 tarihinde Ankara Kuğulu Park'ta gerçekleştirilen ve sonrasındaki birkaç gün de Kızılay ve çevresinde devam eden birtakım gösterilere katılmıştır. Ankara'da yapılan Gezi Parkı gösterilerine ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun mülga maddesi ile görevli bölümü) tarafından 2013/425 sayılı soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının "2011 yılında 'Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi' kararının açıklanmasının ardından çeşitli marjinal sol gruplar, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve siyasi partilerin yer aldığı 'Taksim Dayanışma Platformu'nun oluşturulduğu, günümüze kadar Taksim Dayanışma Platformu organizesinde söz konusu proje ile ilgili olarak hafta içi / hafta sonu sayıları 20 ile 50 arasında değişen gruplar tarafından Gezi Parkında düzenli olarak basın açıklaması yapıldığı; eylem sürecinde terör örgütleri, DHKP/C (Devrimci Halkın Kurtuluş Partisi), MLKP (Marksist Leninist Komünist Partisi), DEV-YOL Devrimci Hareket, Troçkistler, MKP (Maoist Komünist Parti), TKP/ML (Türkiye Komünist Partisi / Marksist Leninist), DSİH (Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi), TKİP (Türkiye Komünist İşçi Partisi - Leninist), TİKB (Türkiye İhtilalcı Komünist Birliği), TKEP-L (Türkiye Komünist Emek Partisi - Leninist) adı altında ve bu yapılara ait açık alan yapılanmalarıyla eylemlere katıldıkları ve eylemleri bir kalkışma haline getirerek etkin olduklarının gözlemlendiği; terör örgütlerinin açık alan yapılanmaları içerisinde faaliyet gösteren, masum hak arama eylemleri arkasına sığınarak, terör örgütlerinin çağrıları doğrultusunda, şiddet içerikli fiilleri yaptıkları, yüzlerini kapatmak suretiyle güvenlik güçlerine ve kamu binalarına taş ve sopalarla saldırdıkları, yola barikat kurdukları, kamu malına zarar verdikleri, kamu kurumlarını işgale teşebbüs ettikleri, kolluk kuvvetlerine Molotoflu, havai fişekli saldırıda bulundukları, Türk Bayrağını yaktıkları, görevli memura etkin direnişte bulunarak kasten yaraladıkları, linç girişiminde bulundukları" gerekçeleriyle 17/6/2013 tarihinde talepte bulunması üzerine Ankara 3 No.lu Hâkimliğinin (3713 sayılı Kanun'un mülga maddesi ile görevli) 17/6/2013 tarihli ve 2013/226 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun üstünde ve konutunda arama yapılmasına, bulunması hâlinde suç delillerine el konulmasına, başvurucunun müdafii ile görüşmesinin 3713 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fırkasının (e) bendi gereğince gözaltı süresinin başladığı andan itibaren 24 saat süreyle kısıtlanmasına, başvurucunun müdafiinin soruşturma dosyasının içeriğini inceleme veya örnek alma yetkisinin 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca kısıtlanmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun Hâkimliğin 17/6/2013 tarihli ve 2013/226 Değişik İş sayılı kararına karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. 18/6/2013 tarihinde Ankara 3 No.lu Hâkimliğinin 17/6/2013 tarihli ve 2013/226 Değişik İş sayılı kararı uyarınca başvurucunun evi aranmış, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17/6/2013 tarihli yazılı emri uyarınca başvurucu 18/6/2013 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu dışındaki bir kısım şüpheliler müdafileri 18/6/2013 tarihinde Ankara 3 No.lu Hâkimliğine başvurarak yakalama ve gözaltı kararlarının kaldırılmasını ve soruşturma dosyasındaki belgelerden örnek almalarına izin verilmesini talep etmişlerdir. Hâkimliğin 18/6/2013 tarihli ve 2013/228 Değişik İş sayılı kararı ile dosyadaki belgelerden örnek alma taleplerinin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığına yöneltilmesinin gerektiği gerekçesiyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, yakalama ve gözaltına alma kararlarının kaldırılarak şüphelilerin salıverilmesi taleplerinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu gözaltına alındıktan sonra, Hâkimliğin 17/6/2013 tarihli ve 2013/226 Değişik İş sayılı kararı uyarınca avukatı ile görüştürülmediği ilk 24 saatlik süreç içerisinde soruşturma makamlarınca başvurucunun ifadesi alınmamıştır. Kolluk görevlileri tarafından 20/6/2013 tarihinde başvurucuya, müdafii huzurunda, hakkındaki suçlamalar detaylı bir şekilde açıklanmış, yasal hakları hatırlatılmış, suçlanmasına dayanak alınan deliller ve özellikle başvurucuya ait olduğu belirtilen 6 ayrı fotoğraf gösterilmiş ve hakkındaki suçlamalarla ilgili bir takım sorular yöneltilmiştir. Başvurucu sorulan tüm sorulara ve suçlamalara karşı susma hakkını kullanmıştır. Başvurucu 21/6/2013 günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında (3713 sayılı Kanun'un maddesi ile görevli bölümü) müdafileri ile birlikte ifade vermiştir. Başvurucu, buradaki ifadesinde hakkındaki suçlamalara ilişkin sorulan sorulara cevap vermiş ve genel olarak suçlamaları kabul etmediği yönünde anlatımda bulunmuştur. Öte yandan başvurucunun müdafileri, Cumhuriyet Savcısı'na suçlamaya yönelik olarak ortak sözlü beyanda bulunmuşlardır. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında ifade verdikten sonra, Cumhuriyet Savcısı tarafından (diğer yirmi dört şüpheli ile birlikte) tutuklanması istemiyle Ankara 3 No.lu Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimliğin 22/6/2013 tarihli ve 2013/15 sorgu sayılı kararı ile başvurucunun "yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürme" suçu yönünden kuvvetli suç şüphesi bulunmadığından tutuklama talebi reddedilmiş, "tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma veya el değiştirme, devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama, terör örgütü propagandası yapma, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, yaralama, silahlı terör örgütüne üye olma, mala zarar verme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali" suçları yönünden ise tutuklanmasına karar verilmiştir (Hâkimlik üç şüpheli hakkında ise adli kontrol uygulayarak serbest bırakma kararı vermiştir). Hâkimliğin tutuklama gerekçesi şöyledir: "Şüphelilerin üzerlerine atılı suçları) işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğu, bu kapsamda; arama ve el koyma tutanaklarının kapsamı, video görüntü, fotoğraf tespit ve teşhis tutanaklarının mevcudiyeti, internet üzerinden yapılan çağrılara ilişkin internet çıktıları, tespit tutanakları, olay tutanakları, kamunun ve özel şahısların zararlarına ilişkin başvuru ve şikayetlerin içeriği, şüphelilerin üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeninin yasaya göre var sayılabileceği, atılı suçlara öngörülen cezanın miktarı göz önüne alındığında şüphelilerin kaçma ihtimalinin bulunması, şüphelilerin atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin yoğunluk derecesinin fazlalığı, delillerin henüz tam anlamıyla toplanmamış olup, delillerin karartılma tehlikesinin bulunması,tanıklar ve müştekiler üzerinde baskı kurulma ihtimalinin bulunması nedeniyle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, aydınlatılması gereken eylemlerin fazlalığı göz önüne alındığında somut olayda tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu anlaşılmıştır." Başvurucu 28/6/2013 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 1 No.lu Hâkimliğinin 2/7/2013 tarihli ve 2013/329 Değişik İş sayılı kararı ile "şüpheli Tamer Morkoç'a (başvurucu) ait olduğu belirtilen görüntülerde şüphelinin yüzünü kapatarak taş attığı görülmüş olup şüphelinin kendisini tanınmayacak şekilde gizleyerek hareket ettiği değerlendirildiğinde delilleri karartma ihtimali olduğu kanaatine varılmakla, delillerin henüz tam anlamıyla toplanmamış olup delillerin karartılma tehlikesinin bulunması, tanıklar ve müştekiler üzerinde baskı kurulma ihtimalinin bulunması ve karar gerekçesinde belirtilen hususlar nazara alı(narak)" itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2013 tarihinde başvurucu ile birlikte tutuklu bulunan diğer bir kısım şüphelilerin tutukluluğunun gözden geçirilmesi için Ankara 1 No.lu Hâkimliğinden talepte bulunmuştur. Hâkimlik, başvurucuyu sözlü olarak dinledikten sonra 19/7/2013 tarihli ve 2013/366 Değişik İş sayılı kararı ile "tutuklu bulundukları suçlarla ilgili tutuklama sebeplerinin yukarıdaki deliller çerçevesinde mevcut olduğu; CMK'nın maddesinin fıkrası gereğince tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelilerin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceği göz önüne alınarak; soruşturma dosyasındaki bu şüphelilerin tutuklu bulundukları suçlarla ilgili kuvvetli suç şüphesinin yoğunluk derecesinin nisbeten daha geride bulunduğu, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süre itibariyle bu şüpheliler hakkında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yeterli olduğu kanaatine varıldığından" başvurucunun, adli kontrol altında tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu 22/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki soruşturma, inceleme tarihi itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında derdesttir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir: "(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun; ...c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, ... e) Silahla, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Mala zarar verme suçunun; a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, ...İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(2) Mala zarar verme suçunun; a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak, ...İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. (2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Türk Bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan her türlü işaret hakkında uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 3713 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(Değişik ikinci fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur... (Ek fıkra: 27/3/2015-6638/10 md.) Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları hâlinde verilecek cezanın alt sınırı dört yıldan az olamaz..." 3713 sayılı Kanun'un mülga maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:“Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak; …e) Gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süre ile kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz. ..." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), ..." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, ...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; ... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316), ..." 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” 2911 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez." 2911 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “...b) (Değişik bent: 30/7/1998 - 4378/1 md.) Ateşli silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak, ... Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır.”