TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ONUR ARSLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2017/17652) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 19/1/2021-31369 Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucu : Onur ARSLAN Vekili : Av. Salih COŞAR I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, kamu makamlarının gerekli kontrol ve denetim öd
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR ONUR ARSLAN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2017/17652) Karar Tarihi: 15/12/2020 R.G. Tarih ve Sayı: 19/1/2021-31369 Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPALYusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucu : Onur ARSLAN Vekili : Av. Salih COŞAR I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, kamu makamlarının gerekli kontrol ve denetim ödevini yerine getirmemesinden dolayı kanuna aykırı olarak tıbbi müdahale gerç ekleştirilmesi sonucu ölüm olayı meydana gelmesi ve açılan tam yargı davasının hatalı değe rlendirmeyle reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 20/2/2017 tarihinde yapılmıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgil i olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 38. Başvurucunun kardeşi D.A.Ö. 24 haftalık hamile olup Ş. Devlet Hastanesinde (Devlet Hastanesi) görevli kadın doğum doktoru olan S.K. tarafı ndan suç teşkil ettiği hâlde 8/11/2004 tarihinde gerçekleştirilen kürtaj işlemi sırasında ce nin ile birlikte hayatını kaybetmiştir. A. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci 9. Olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında Devlet H astanesinde ebe olarak görev yapan tanık S.T.nin 12/11/2004 tarihinde alınan ik i beyanının ilgili kısmı şöyledir: i. "... 08.11.2004 günü Saat:08.00 s ıralar ında hastanedeki görevime geldim. O gün ö ğle vakitlerine kadar her şey normaldi ve 12.00 s ıralar ında [D.A.] isminde 25-30 ya şlar ı aras ı bir bayan ve yan ında bir erkek şahıs geldi. Bu bayan ın bize geli ş nedenini kendisi söylemedi, bize sadece [S.] beyin gönderdi ğini söyledi. Bir süre sonra [S.] bey hastaneyi arad ı ve [D.] ebe han ımla görüştü. [D.] han ım doktor ile telefon görü şmesi yapt ıktan sonra bana gelen hastan ın rahats ızlığının 24 haftal ık ölü bebek tan ısıyla gönderildi ğini söyledi ve Doktor beyin ilaç tedavisine ba şlamam ız gerektiğini söyledi ğini bildirdi. Biz kad ını yat ırdık ve tedavisine ba şlad ık. Ben bu kad ının karn ında bulunan bebe ğin ölü olup olmad ığı hususunda bir sefer dinleme yapt ım ve bir şey duymad ım, doktor beyin de o tan ı ile göndermi ş olmas ı nedeniyle pek fazla kontrol etme gere ği duymad ım. Biz doktorun biz e belirtmiş olduğu tedaviyi kontrollü bir şekilde uygulad ık. Bizim yapm ış olduğumuz tedav i kad ını ameliyata alana kadar devam etti. Bu kad ının ilk gelişi ile ameliyat esnas ına kada r doktor bey iki sefer gelip kendisi kontrol etti ve durumu hakk ında bizden bilgi ald ı Saat : 16.30 gibi kad ında kanama ba şlad ı ve bir süre sonra bu kanama artt ı. Bu kad ını bu şekilde kanamas ı art ınca doktor bey ile birlikte kad ını ameliyat haneye ald ık. Bu esnada be n ameliyat ekibini acilen göreve ça ğırdım. Ameliyat ekibi gelmeden biz doktor beyin nezaretinde kad ının durumunun aciliyetinden dolay ı işe başlad ık. ancak kad ınının iç rahminin y ırtılmış (Uterusda rüptür) oldu ğu anlaşıldı. Bunun üzerine bebek ve ekleri al ındı. Bu esnada hasta eks oldu ..." ii. " ...Ben bir fiil [D.A.] isimli bayan ın ameliyat ına girdim ve ameliyat boyunca orad a idim. Ben [S.] beyin çocu ğu ald ığını gördüm. Benim gördü ğüm kadar ı ile çocuk üzerinde her hangi bir olumsuzluk söz konusu de ğildi. yani çocu ğun tüm uzuvlar ı tamamd ı. Çocuk alındıktan sonra kad ını kurtarma tela şı olduğu için çocu ğun nereye kondu ğunu ve morg a kimlerin indirdi ği konusunda ise bir bilgim yoktur, tahminen oradaki hizmetli şahıslar indirmiştir. Benim çocu ğun kolu ııa ne oldu ğu konusunda bir bilgim yoktur, ben gördü ğüm zaman çocu ğun uzuvlar ı tamd ı ve bir eksiklik yoktu..." 10. Tanık F.A.nın 12/11/2005 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyl edir: "...[S.] isimli doktorun muayenehanesinde bulu ştuk... Doktor ile [D.] bir iki dakikal ığına d ışarı çıkıp tekrar girdiler ... Yaşadığını ölü olmad ığını söyledi. Çocu ğun bu haliyle al ınmas ı gerektiğini söyledi. Doktor bey bize ayr ıca acilen hastaneye gitmemi z gerektiğini, kendisinin hem şireyi arad ığını ve gerekli talimat ı verdiğini söyledi..." 11. Devlet Hastanesinin Başhekimi M.İ.nin 11/11/2004 tarihli b eyanının ilgili kısmı şöyledir: " ...08.11.2004 günü Kad ın hastal ıklar ı ... uzman ı [S.K.] hastanemizde [D.A.] isimli bir hastay ı suni sanc ıyla doğum ... başlatm ış. hastadaki fetus ölüymü ş tıbbi nedenlerle hastadaki fetusu suni sanc ı vermek suretiyle almak istemi ş daha sonra ... kanama durdurulmaya Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 4çal ışılırken hasta ex olmu ş ben bunu kay ıtlara bakarak ö ğrendim ancak benim ö ğrenme tarihim ve bu olaydan bilgi sahibi olmam 09.11.2004 günüdür, 08.11.2004 günü bana bu ameliyattan haber verilmedi. ben bu olayla ilgili doktor [S.K.] ile 10.11.2004 günü görüştüm ancak ameliyata kat ılan hemşirelerle görü şmedim, ayr ıca doktor [S.K.] be y 08.11.2004 günü senelik iznini kullan ıyordu, izne ayr ılış tarihi istemi ş olduğunuz ve gönderdiğimiz belgede de belirtildi ği gibi 25.10.2004, göreve baslayaca ğı tarihte 14. 11.2004 tür yani kendisi senelik iznini kullan ırken bu müdahaleyi hastanemizde yapm ışur... bu ameliyat ı yapan ekipte görevli narkoz teknisyeninin ad ı [L.A.] isimli bir memurumuzdur. şu anda kendisi izindedir. Ameliyata kat ılan hemşirelerin adlar ını bilmiyorum..." 12. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tar afından 24/5/2006 tarihli iddianameyle doktor S.K. hakkında kadının ölümü ile son uçlanan çocuk düşürtme suçundan kamu davası açılmıştır. 13. Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 11/9/ 2008 tarihli kararıyla S.K.nın müsnet suçtan neticeten 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir: "... ...maktulün, 24 haftal ık gebe olmas ı nedeniyle, çocu ğu ald ırmak amac ıyla babas ı, maktulün uzaktan akrabas ı olan [F.A.] ile birlikte [Ş.] İlçesinde Devlet Hastanesinde Kad ın Doğum Uzman ı olarak görev yapan di ğer san ık [S.K.nın] ilçede bulunan yaz ıhanesine gittikleri, san ık [S.K.nın] maktulü muayene ederken odas ına kimseyi almad ığı, bir müddet sonra hasta olan maktulü [Ş.] Devlet Hastanesine yönlendirdi ği maktul [D.A.Ö.nün] [Ş. ] Devlet Hastanesine olay günü olan 08.11.2004 günü saat 13.00 de yatt ıktan sonra saa 16.30 da ameliyata al ındığı ve ameliyat esnas ında çocu ğunun al ınmas ından hemen sonra öldüğü anlaşılmıştır. ... Her ne kadar san ık [S.K.nın] ile, tan ıklar [D.A.] ve [S.T.] maktul [D.A.Ö.nün] hastaneye geldi ğinde hamile oldu ğu çocuğunun ölü oldu ğunu belirtmi ş ve bu yönde [Ş.] Devlet Hastanesi kay ıtlar ına geçirilmi ş ise de, dosya içerisinde mevcut 45 Adli t ıp uzman ının kat ılımı ve 34 adli t ıp uzman ının düşünceleri do ğrultusunda haz ırlanan Adli T ıp Kurumu Genel Kurulunun 07.02.2008 gün ve 36 say ılı raporunda aç ıkça belirtildi ği üzere, maktul [D.A.Ö.nün] 24 haftal ık gebe oldu ğu 5-6 ayl ık çocuğunun kürtaj yoluyla bat ın içerisinde göbek kordonunun kesilerek öldürüldükten sonra alet kullan ılıp parçalanara k dışarı çıkart ıldığı, maktulün ölümünün ceninin aletle parçalanmas ı sıras ında oluşan uteru s rüptürüne ba ğlı iç kanama sonucu meydana gelmi ş olduğu ve hekimin eylemi ile ölüm aras ında illiyet ba ğı bulunduğu, ceninin dü şürtülmesi ve gebeli ğin sonland ırılmas ı için t ıbbi bir zorunlulu ğunun bulunmad ığı, [Ş.] Devlet Hastanesi taraf ından maktul [D.A.Ö.] hakk ında düzenlenmi ş olan hasta mü şahede evrak ve ameliyat bültenin gerçe ğe ayk ırı olarak düzenlenmi ş olduğu anlaşıldığından, San ık [S.K.nın] eylemi mahkememizce kad ının ölümüne neden olan r ızaya dayal ı çocuk düşürtme olarak kabul edilmi ş olup..." 14. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından S.K.nın 27/3/2019 tarihi nde ölmesi nedeniyle ilamat dosyası infaz edilmeden iade edilerek ilamın o rtadan kaldırılmasına kara r verilmesinin talep edilmesi üzerine Ağır Ceza Mahkemesi tarafın dan verilen 24/4/2019 tarihli ek kararla Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 27/2/2014 tarihli onama kararıyla kesinleşmiş ola n mahkûmiyet ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 5B. Olayla İlgili Olarak Yürütülen Tazminat Davası Süreci 15. Babası K.A. ile başvurucu 28/10/2008 tarihli dilekçeyle ol ayda hizmet kusur u bulunduğunu iddia ederek Sağlık Bakanlığından maddi ve manevi t azminat talebinde bulunmuştur. 16. Başvurucu, talebin reddedilmesi üzerine 23/2/2009 havale ta rihli dilekçeyle Sivas İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açm ıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, babası K.A. için 30.000 TL maddi, 50.000 TL manevi; kendisi için ise 40.000 TL manevi olmak üzere toplam 120.000 TL tazminat ödenmesini talep etmiştir. 17. Sağlık Bakanlığı savunmasında doktor S.K.nın yıllık izinde olduğu dönemde idareden izin almadan veya idareyi haberdar etmeden gerçekleşti rdiği hizmet dışı eylemi ile neticeye sebebiyet verdiğini, olayda kişisel kusur bulunduğunu, hizmet kusuru bulunmadığını bildirmiştir. 18. İdare Mahkemesi 3/2/2010 tarihli kararla davanın reddine ka rar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir: "... Dava dosyas ının incelenmesinden; davac ılardan [K.A.nın] k ızı, Onur Arslan' ın [başvurucu] kardeşi olan [D.A.Ö.nün] 16.8.2001 tarihinde evlendi ği, ... boşand ıklar ı, eşiyle ayr ıldıktan sonra ... [M.T.] isimli şahsa ait markette çal ışmaya başlad ığı, market sahibi [M.T.] isimli şahıstan hamile kald ığı, cenin 5,5-6 ayl ık iken ald ırılmak istendi ği, [K.] İli'nde 4 ila 5 doktora götürüldü ğü, 5,5-6 ayl ık olmas ı nedeniyle ceninin burada al ınmad ığı daha sonra [Ş.] İlçesi'nde kad ın doğum uzman ı olan [S.K.nın] özel muayenehanesine gidildiği, yap ılan muayene sonras ı hastaneye nakledilerek ameliyata al ındığı, yap ılan cerrahi müdahale sonras ı cenin ve annenin hayat ını 08.11.2004 tarihinde kaybettikleri, doktor [S.K.] hakk ında 'kad ının ölümüne neden olan r ızaya dayal ı çocuk dü şürtme' suçu isnad ıyla Sivas 2.A ğır Ceza Mahkemesi'nin E:2006/89 esas ında aç ılan davada yap ılan yarg ılama sonucu 11.09.2008 gün ... kararla doktor [S.K.nın] an ılan suçu i şlediğinden bahisle 5 y ıl mahkumiyetine karar verildi ği, ... anlaşılmaktad ır. Dava konusu olayda, ölen [D.A.Ö.nün] yak ınlar ı taraf ından ölüm olay ından 3 gün sonra doktor [S.K.] hakk ında Cumhuriyet Savc ılığına suç duyurusunda bulunulmas ı üzerine, doktor ve ilgililer hakk ında soruşturma ba şlat ıldığı, yap ılan soruşturma sonucu düzenlenen 11.04.2005 tarihli Soru şturma Raporunda özetle; olay tarihinde doktor [S.K.nın] yıllık izinde oldu ğu, şayet t ıbbi bir müdahalede bulunulmas ı ve bunun da hastanede yap ılmas ı gerekiyorsa hastane ba şhekimliğinden izin al ınmas ı gerektiği halde izin al ınmad ığı ve konuya ili şkin herhangi bir onay ın olmad ığı, muayenehanesine gelen maktulenin 24 haftal ık gebe oldu ğunu doktorun da kabul etti ği, yasalara göre anne ve babas ının r ızas ı ile yasa l kürtaj ın 10 haftaya kadar oldu ğu, olayda, yasal kürtaj süresinin çok üzerinde oldu ğu, eğer tıbbi bir endikasyon varsa müdahale öncesi muhtemel sonuçlar ın hastan ın kendisine ve yak ınlar ına anlat ılmas ı ve sonras ında işleme r ıza gösterdiklerine ili şkin resmi yaz ı al ınmas ı gerektiği halde bu yönde herhangi bir i şlem yap ılmad ığı, hastan ın ex olmas ı durumunda adli bir olay olmas ı nedeniyle gecikmeksizin Cumhuriyet Savc ılığına haber verilmesi ve yaral ı ve delil niteli ğindeki cesetten ç ıkar ılan eşyan ın adli makamlara teslim edilmesi gerekirken teslim edilmedi ği ... dolay ısıyla, adli bir olay ın gecikmesinde birinci derecede kusurlu olduğundan ... bahisle k ınama cezas ı ile cezaland ırılmas ı gerektiği, teklifinin getirildi ği ve idarenin herhangi bir kusurunun bulunmad ığı kanaatine yer verildi ği görülmü ştür. Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 6Sivas 2.A ğır Ceza Mahkemesince Adli T ıp Kurumuna yapt ırılan ve karar içerisind e alıntısına yer verilen raporda; olay tarihinde [D.A.Ö.nün] 24 haftal ık gebe oldu ğu, 5-6 ayl ık çocuğu kürtaj yoluyla bat ın içerisinde göbek kordonunun kesilerek öldürüldükten sonra alet kullan ıp d ışarı çıkart ıldığı, maktülün ölümünün ceninin aletle parçalanmas ı sıras ında oluşan uterus rüptürüne ba ğlı iç kanama sonucu meydana gelmi ş olduğu ve hekimin eylemi ile ölü m aras ında illiyet ba ğı bulunduğu, ceninin dü şürtülmesi ve gebeli ğin sonland ırılmas ı için t ıbbi bir zorunlulu ğun bulunmad ığının belirtildi ği görülmektedir. Bu durumda, doktor [S.K.nın] 5237 say ılı türk Ceza Kanunu'nun 99/4.maddesindeki kad ının ölümüne neden olan r ızaya bağlı çocuk dü şürtme suçunu i şlediğinin Mahkem e karar ıyla da sabit oldu ğu, ölen [D.A.Ö.] doktor taraf ından özel muayenehanesinde muayene edildikten sonra muayenehanesinde yapmas ı gereken cerrahi müdahaleyi hastaneye ta şıdığı, diğer bir ifade ile, ameliyat ın doktorun y ıllık izinde oldu ğu kamu hizmeti sunucusu olmad ığı bir zamanda yap ıldığı ve ameliyat için Hastane Başhekimliğine herhangi bir bilgi verilmedi ği, dolay ısıyla, idare ajan ının izinde oldu ğu dönemde, idaresin e haber verilmeksizin gerçekle ştirilen ve konusu suç te şkil eden (gebelik süresi 10 haftadan fazla olan ceninin al ınmas ı) cerrahi müdahaleden idarenin sorumlu tutulamayaca ğı, diğer bir ifade ile, zarar ın kamu görevlisinin kamu gücünden ald ığı yetkisini kullan ırken meydana gelmedi ği, böylece, doktorun eylemi ile meydana gelen zarar aras ında idar e bak ımından uygun illiyet ba ğının bulunmad ığı, yani doktorun ki şisel kusurunun bulundu ğu, dolay ısıyla, idarenin hizmet kusurunun bulunmad ığı ve olay ın idare aç ısından tazmini gerektirir bir yönünün bulunmad ığı sonucuna ula şılmıştır. Öte yandan, ki şisel kusur nedeniyle adli yarg ıda ilgililer hakk ında maddi manevi tazminat davas ı aç ılabileceği de aç ıktır. Aç ıklanan nedenlerle, davan ın reddine..." 19. Başvurucunun temyiz talebi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin ( Onbeşinci Daire) 22/4/2016 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilerek karar ona nmıştır. Karşıoyun ilgili kısmı şöyledir: "... İhtilaf konusu olay muvacehesinde; 1)Hekimin mahkumiyetine sebep olan fiilinin, Sa ğlık Bakanl ığı'na bağlı devle t hastanesinde gerçekle ştiği ve bu hastanede bulunan tüm ameliyat ekipmanlar ını kullanabildi ği, 2)Hastanede görevli hem şire ve di ğer çal ışanlarla birlikte ameliyat ı gerçekleştirdiği diğer bir deyi şle, ameliyathaneyi yaln ız başına haz ırlamay ıp, ameliyat ı hekim s ıfat ıyla yaln ız yapmad ığı, 3)Y ıllık izinde oldu ğu bir dönemde izinli hekimin, ameliyathaneyi kullanabilmesine imkan sağlayacak, yönetim bo şluğuna idarenin sebebiyet verdi ği, 4)Tüm bu süreçte görevli personelin bu durumu, hastane yönetimine bildirmedi ği, 5)Hastane yönetiminin kontrol ve murakabe görevini gere ği gibi yapmad ığı, Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 7 Hususlar ı gözönüne al ındığında, idareye ba ğlı devlet hastanesinde kam u görevi ifa eden hekimin eyleminden idarenin de sorumlu oldu ğu hususu aç ıktır. Usul ve hukuka uygun bulunmayan davan ın reddi yönündeki mahkeme karar ının bozulmas ı gerektiği..." 20. Başvurucunun karar düzeltme talebi Onbeşinci Dairenin 22/11 /2016 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. 21. Ret kararı başvurucuya 27/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 20/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK 22. İlgili hukuk için bkz. Aysun Okumu ş ve Aytekin Okumu ş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, 44, 45. V. İNCELEME VE GEREKÇE23. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları 24. Başvurucu; kardeşinin ölümüne neden olan fiilin Devlet Hasta nesinde gerçekleştirildiğini, Devlet Hastanesi yönetiminin kontrol ve g özetim görevini gereği gibi yerine getirmediğini, dolayısıyla olayda hizmet kusuru bulunduğ u hâlde tam yargı davasının reddedilmesinin hatalı bir değerlendirme olduğunu belirterek çe şitli anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. B. Değerlendirme 25. Anayasa nın 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöy ledir: Herkes, ya şama, maddî ve manevî varl ığını koruma ve geli ştirme hakk ına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yaz ılı haller d ışında, kişinin vücut bütünlü ğüne dokunulamaz; r ızas ı olmadan bilimsel ve t ıbbî deneylere tâbi tutulamaz. 26. Anayasa nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: Devletin temel amaç ve görevleri, ... ki şinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal huku k devleti ve adalet ilkeleriyle ba ğdaşmayacak surette s ınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kald ırmaya, insan ın maddî ve manevî varl ığının gelişmesi için gerekli şartlar ı haz ırlamaya çal ışmakt ır. 27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 828. Başvurucu; yakınının ölümünde doktorun kusurunun yanı sıra D evlet Hastanesinin de organizasyon kusuru olduğunu, buna rağmen tam y argı davasının hatalı değerlendirilerek reddedildiğini iddia etmektedir. Bu sebeple b aşvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan y aşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 29. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle öl en kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir ( Serpil Kerimo ğlu ve di ğerleri , B. No: 2012/752, 17/9/2013, 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucunu n kardeşidir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamakta dır. 30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine k arar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam hak kının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden a. Genel İlkeler31. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa'n ın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve neg atif ödevler yükler ( Serpil Kerimoğlu ve diğerleri , 50). 32. Devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında buluna n tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülü ğü bulunmaktadır ( Serpil Kerimoğlu ve diğerleri , 50, 51). 33. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen fa aliyetleri de kapsamaktadır. Devlet -ister kamu isterse özel sağlık kuruluşla rı tarafından yerine getirilsin- sağlık hizmetlerini hastaların yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır ( Nail Artuç , B. No: 2013/2839, 3/4/2014, 35). 34. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır ( Serpil Kerimo ğlu ve diğerleri , 54). Yaşam hakkı kapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteli ğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. 35. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline k asten sebebiyet verilmeyen, ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarında etkili bir yarg ısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açı lmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yolla rının açık olması ile yerine getirilmiş sayılabilir ( Serpil Kerimo ğlu ve diğerleri , 59). 36. Yaşam hakkı kapsamında hukuki sorumluluğu ortaya koymak adı na adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının da makul derecede ivedili k ve özen şartını yerine Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 9getirmesi gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyed e derinlik ve özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir ( Ayd ın Gür, B. No: 2015/3640, 30/10/2018, 80). Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer yaşam hak kı ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır ( Cemil Dan ışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, 110; Filiz Aka , B. No: 2013/8365, 10/6/2015, 33). b. İlkelerin Olaya Uygulanması37. Başvurucunun yakınının ölümüyle sonuçlanan, doktor S.K. tara fında n hamileliğin 24. ayında gerçekleştirilmiş olan kürtajın suç teşk il eden bir tıbbi müdahale olduğu Ağır Ceza Mahkemesince tespit edilmiştir. Öte yandan baş vurucunun iddiaları, Devlet Hastanesi idaresinin denetim ve kontrol görevini yerine getirmemesi nedeniyle yakınlarının ölümüne neden olan eylemin doktor tarafından gerçe kleştirilmiş olmasına yani Devlet Hastanesindeki organizasyon eksikliği nedeniyle kamu mak amlarının yaşamı korum a yükümlülüğünü yerine getirmemesine, buna rağmen tam yargı davas ının hatalı olarak reddedilmesine dayanmaktadır. 38. Öncelikle belirtilmelidir ki hastane yönetiminin istihdam e ttiği tüm sağlık personelinin seçimi, denetlenmesi ve hastanede gerçekleştirilen tedavi ve diğer işlemlerin organizasyonu konusunda yönetme ve denetleme görevi bulunmaktad ır. Bu bağlamd a başvurucunun iddialarına konu olan Devlet Hastanesi idaresinin olaydaki sorumluluğunu n organizasyon kusuru çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlen dirilmiştir. 39. Dosyanın incelenmesinden olaya ilişkin olarak görülen tam y argı davasında İdare Mahkemesi tarafından " ameliyat ın doktorun y ıllık izinde oldu ğu kamu hizmeti sunucusu olmad ığı bir zamanda yap ıldığı ve ameliyat için Hastane Ba şhekimliğine herhangi bir bilgi verilmedi ği, cerrahi müdahaleden idarenin sorumlu tutulamayaca ğı, zarar ın kamu görevlisinin kamu gücünden ald ığı yetkisini kullan ırken meydana gelmedi ği, doktorun eylemi ile meydana gelen zarar aras ında idare bak ımından uygun illiyet ba ğının bulunmad ığı, yani doktorun ki şisel kusurunun bulundu ğu" gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır (bkz. 18). 40. Başvuru konusu olayda gerçekleştirdiği tıbbi müdahalenin su ç teşkil ettiği doktor, eylemi anında yıllık izinli olsa da Devlet Hastanesinde görev yapmakta olan bir kam u görevlisidir ve tıbbi müdahaleyi bir Devlet Hastanesinde, söz k onusu Hastanenin ekipmanlarını ve personelini kullanarak gerçekleştirmiştir. Ayr ıca tıbbi müdahalenin gerçekleştirildiği 8/11/2004 tarihi hafta içi/mesai günüdür. 41. Kamu görevlisi doktor izinli olduğu bir dönemde, hiçbir yet kiliye haber vermeden Devlet Hastanesinde, mesai gününde, hastane personeliy le birlikte cerrahi operasyon gerçekleştirebilmiş; ayrıca Hastanede görevli ve kamu görevlisi sıfatını haiz ola n ve cerrahi operasyondan haberdar olan diğer personel de Hastane yetkililerini durumdan haberdar etmemiştir. Bu şartlar altında Devlet Hastanesi idares inin sağlık personelinin suç teşkil edecek davranışlardan kaçınmasına yönelik hastanedeki de netim ve kontrol görevini gereken şekilde yerine getirmediği, yönetim boşluğuna neden old uğu, dolayısıyla olayın gerçekleştiği Devlet Hastanesinde bir organizasyon kusuru bulun duğu açıktır. Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 1042. Tüm bu bilgilere göre somut olayda kamu makamlarının yaşamı korum a yönündeki pozitif yükümlülüğü yerine getirdiğinin değerlendiril mesi mümkün değildir. Bu durumda İdare Mahkemesi tarafından değinilen hususlar gözetilme den hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar veril mesi de yaşam hakkının korunmasına ilişkin ilkelerle bağdaşmamaktadır. 43. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 45. Başvurucu 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiği ne karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile An ayasa Mahkemesi İçtüzüğü nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uya rınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kara rın bir örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacı yla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yo lunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olara k yeniden yargılama kararı Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 11verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumund an farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususund a herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisin e ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesi nin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. ( Mehmet Do ğan, 58, 59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66, 67). 49. İncelenen başvuruda kamu görevlilerinin yaşamı koruyucu tedb irleri almamaları ve bu hususun İdare Mahkemesi tarafından gözetilmeden yaşamı ko ruma yükümlülüğü ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde tazminat talebinin reddine ka rar verilmesi nedeniyle Anayasa nın 17. maddesi kapsamında yaşam hakkının ihlal edildiğ ine karar verilmiştir. Dolayısıyla ihlalin idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılma ktadır. Bununla birlikte idarenin eyleminden kaynaklanan ihlalin tespit edilmesi ve tazm inatın ödenmesi suretiyle ihlalin giderilmesi amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olan ta m yargı davasında devleti n pozitif yükümlülüklerine uygun nitelikte bir inceleme yapılmama sı sebebiyle ihlal, derece mahkemelerince de giderilememiştir. Bu açıdan ihlal aynı zamand a mahkeme kararından da kaynaklanmaktadır. 50. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan ka ldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapı lacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun' un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırı lmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı veriler ek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında bel irtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Sivas İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi ge rekir. 51. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden ya rgılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir. 52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLE BİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkın ın İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin Sivas İdare Mahkemesine (E .2009/535) GÖNDERİLMESİNE, Başvuru Numarası : 2017/17652 Karar Tarihi : 15/12/2020 12D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE, E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Ma liye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/1 2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ