Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait ... Şubesinden .../... bulunan ... Perakende firmasına gönderilen kargonun açılmak suretiyle içeriğinin kayıp olduğunu, 28.01.2019 tarihinde ...’dan ... gönderi takip numarasıyla kargonun taşımaya verildiğini, gönderi tesliminde davacıya verilen
davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olduğunu, davalı tarafa da aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturalardan; 16.09.2019 tarihli 2.152,78 TL, 24.09.2019 tarihli 2.168,70 TL, 08.10.2019 tarihli 727,84 TL, 14.10.2019 tarihli 3.843,28 TL, 31.10.2019 tarihli 1.351,50 TL, 11.11.2019 tarihli 46,82 TL, 18.11.2019 tarihli 1.177,01 TL, 29.11.2019 tarihli 252,37 TL tutarında fatura bedelinin ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan fatura bedellerini ödememesi sebebiyle faturalardaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında Bakırköy ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın kendisine gönderilen ödeme emrinde belirtilen borca ve ferilerine, itiraz ettiğini, borcu olmadığından bahisle icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazların yerinde olmadığını, reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davalı yan ile aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalı yana yasa ve uluslararası kurallar çerçevesinde hizmet vermiş ve haklı olarak da verilen hizmetle ilgili olarak oluşan bedelin ödenmesini talep ettiğini, 397 sayılı VUK Genel Tebliğ ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak faturalar gönderildiğini, yasal süresi içerisinde itiraz edilen/iade edilen fatura söz konusu olmadığından yerleşik Yargıtay kararları ve TTK 21/2 uyarınca davalı tarafça fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davalı yana taşıma hizmetinin yapıldığına ilişkin konşimento örneğinin dilekçeleri ekinde ve delillerinde sunulduğunu, davalı tarafa verilen hizmet neticesinde, faturalardan oluşan borcun ödenmemesi üzerine, müvekkili şirketçe takibe konu faturaların ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına ve TTK.21/2.maddesine göre tebliğden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmeyen faturalar kabul edilmiş sayıldığını, borç tutarının kesinleştiğini, davalı taraf ile yapılan abone cari hesap anlaşmasının Madde II - Tarafların Hak ve Yükümlülükleri alt başlıklı maddesinde “Faturaların ödeme vadesi, fatura tarihinden başlamak üzere on beş (15) gündür. Vadesinde ödeme yapılmaz ise, müşteri, ayrıca bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın aylık yüzde üç (%3) veya yasal ticari faiz oranından hangisi yüksek ise o oranda vade farkı/gecikme faizi ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder” şeklinde ifade edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları alt başlıklı 1530/2. maddesine göre; “Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer” şeklinde hüküm altına alındığını, davalının takip konusu alacağın tamamına, faiz ve ferilerine yapmış olduğu itiraz haksız ve mesnetsiz olduğunu, 11.720,30 TL asıl alacaklarından dolayı takibin devamı için işbu davayı açma zorunlulukları doğduğunu, açıkladıkları sebeplerle takip tarihinden önce talep edilen işlemiş faiz tutarından feragat ederek, takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının takibe konu 11.720,30 TL tutarındaki asıl alacakla ilgili borca, faiz ve feri’lerine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, takip sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanması ile alacağın tahsiline, haksız itiraz için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine ve yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Çorlu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/254 Esas sayılı dosyası ile konkordato davası açmış ve sayın mahkemenin 13.11.2019 tarihli kararı ile müvekkil şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmiş olup, 12.02.2020 tarihinde Çorlu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/254 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında verilmiş olan geçici mühlet kararının 2 ay süre ile uzatıldığını, akabinde Çorlu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 18.06.2020 tarihli kararı ile müvekkili şirket hakkında kesin mühlet kararı verildiğini, Çorlu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/254 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen kesin mühlet kararı gereğince; müvekkili şirket aleyhine hangi nedene dayanırsa dayansın her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil olmak üzere tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, yapılmış olan takiplerin bugünkü mevcut durumları aynen korunarak olduğu yerde durdurulmasına ve müvekkili şirketin üretim faaliyetlerinin devamı için zorunlu olan bankacılık işlemleri ve alacaklı olduğu 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine haciz ihbarnamesi gönderilmemesine, gönderilmiş ise kaldırılması yönünde karar verildiğini, dolayısıyla her ne kadar davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine Bakırköy ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatılmışsa da, dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları konkordato kararları mucibince, müvekkili şirket aleyhine icra takip işlemlerinin yapılamayacağının hüküm altına alındığını, konkordato sürecinde olan müvekkili şirket aleyhine huzurdaki işbu davanın ikame edilmesinin İcra İflas Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu, konkordatonun, herhangi bir sebepten dolayı işleri bozulmuş, ödeme gücünü belli ölçüde kaybedip mali durumu bozulmuş iyi niyetli ve dürüst borçluları korumak amacını taşıyan müessese olduğunu, borçlu hakkında ilgili İİK hükümleri uyarınca mühlet kararının verilmesiyle birlikte takip yapılmasının kural olarak yasaklanmasıyla birlikte evvelce yapılan icra takiplerinin bugünkü mevcut durumları aynen korunarak olduğu yerde durdurulması gerektiğini, konkordato mühleti içinde borçluya ödeme emri gönderilemeyeceğini, haciz konulamayacağını, satış yapılamayacağını, zikredilen işlemlerin hukuki nitelikleri itibarıyla birer icra takip işlemi olduğunu, davacı tarafın iddialarının ve taleplerinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, konkordato sürecinde olan davalı müvekkili şirket aleyhine icra takip işlemleri yapılması konkordato müessesesinin amaç ve niteliğine aykırı olduğunu, faturanın başlı başına alacağın varlığını ispat için yeterli olmadığını, davacı tarafın davalı müvekkilinden alacaklı olduğunu ispat yükümlülüğü altında olduğunu, davanın reddi ile devamında müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, davacı aleyhine takip miktarının%20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.