Başvuru, kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet kullanması şikâyeti hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlilerinin fiziksel şiddet kullanması şikâyeti hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuru formunda 12/2/2018 tarihinde gece saat 00 sıralarında İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan evinin penceresini açıp sigara içmek üzereyken dışarıdan sivil giyimli polislerce çağrıldığını, aşağıya indiğinde kolluk görevlilerinin hakaretine, tehdidine, küfrüne ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını belirtmektedir. Başvurucu, olay günü sabah saatlerinde Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinden adli muayene raporu almıştır. Raporda; başvurucunun darp edildiğini beyan ettiği belirtilerek “sağ lateral boyun bölgesinde ekimoz bilateral dizlerde yüzeyel sıyrık sol toraks bazalinde ağrı hassasiyet bilateral el bilekte ağrı” tespiti yapılmıştır. Raporun sonuç kısmında tetkiklerde acil patoloji saptanmadığı, hayati tehlikesinin bulunmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği ifade edilmiştir. Başvurucu, olay sebebiyle aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sunduğu şikâyet dilekçesinde özetle; evinin penceresindeyken aşağıdan kendisine bakan kişi tarafından aşağıya inmesinin istendiğini, bu kişiye kim olduğunu sorduğunda polis olduğunu söylediğini, aşağıya indiğinde aynı kişinin kimlik ve telefonunu istediğini, telefonunu neden istediğini sorunca polis memurunun sövdüğünü, 3 defa tokat attığını, üçüncü tokattan sonra 6-7 kişinin kollarından ve bacaklarından tutarak yere yatırdıklarını, ellerini arkadan kelepçelediklerini, kelepçeli olarak evden kimlik ve telefonunu getirmesini istediklerini, telefon ve kimliğini getirdikten sonra karanlık bir sokağa götürdüklerini, Genel Bilgi Toplama Sistemi (GBT) sorgulaması yaptıkları hâlde kaydının olup olmadığını sorup sonrasında tehdit ederek evinin önünde getirdiklerini ve kelepçeyi açtıklarını belirtmiştir. Soruşturma kapsamında alınan 16/2/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin adli muayene raporu ile aynı bulguların mevcut olduğu tespit edilmiştir. Başsavcılık tarafından şikâyete ilişkin olarak 14/2/2018 tarihinde yazılan yazıya İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce (Emniyet Müdürlüğü) verilen 21/3/2018 tarihli cevapta şikâyetçi hakkında herhangi bir sorgulama veya işlemin yapılmadığı bildirilmiştir. Başsavcılık 5/4/2018 tarihinde şikâyetçinin mücerret iddiası dışında şüpheli emniyet görevlilerinin atılı suçları işlediklerine dair haklarında dava açılmasını gerektirir nitelikte delil olmadığı gerekçesiyle kimliği belirsiz polis memurları hakkında basit yaralama, hakaret, tehdit suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucu; etkili soruşturma yürütülmediğini, olayın gerçekleştiği bölgedeki güvenlik ve işyeri kamera kayıtlarının taranmadığını, olay yerine yakın çalışan sivil polis memurlarının listesinin getirtilmediğini belirterek karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazın inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 18/6/2018 tarihinde fotoğraf teşhisi yapılması ve teşhis hâlinde şüphelilerin ifadesinin alınması gerekliliklerinden bahsedilerek itirazın kabulüne ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Başsavcılık tarafından soruşturmanın genişletilmesi kararı üzerine yeniden yürütülen soruşturmada İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılarak olay saatinde görevli polis memurlarının açık kimlik bilgileri ve fotoğraflarının temin edilmesi, müştekiye fotoğraflardan şüphelilerin teşhisinin yaptırılması ve kimlikleri tespit edilecek şüphelilerin ifadelerinin alınması istenmiştir. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce başvurucunun müşteki sıfatıyla ifadesi alınmış, görevli personel listesi temin edilmiş, başvurucuya fotoğraf üzerinde teşhis işlemi yaptırılmış ve başvurucunun bir polisi kesin ve net olarak teşhis ettiğini beyan etmesi üzerine bu kişinin ve olay tarihinde güven timinde birlikte görev yaptığı diğer 7 polisin ifadeleri alınmıştır. Şüpheliler ifadelerinde müştekinin GBT kontrolünü yapıp yapmadıklarını hatırlamadıklarını, olayın gerçekleşmesinin mümkün bulunmadığını, görev yaptıkları sırada kişisel veri yardımcısı (PDA) cihazı olmadığı için kontrolün telefon ile şubeyi arayarak gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Başsavcılık tarafından 10/6/2019 tarihinde olay günü güven timinde görev yaptığı tespit edilen 8 şüpheli hakkında hakaret, basit yarama ve tehdit suçlarından yürütülen soruşturma neticesinde müştekinin soyut iddiası dışında şüphelilerin isnat edilen suçu işlediklerine dair dava açılmasını gerektirir delil bulunmadığı gerekçesi açıklanarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucu karara polis memurlarının ifadelerinde PDA cihazları bulunmadığını söyledikleri hâlde bu hususta araştırma yapılmadığını, GBT araştırması yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, şüphelilerin cep telefonu sinyal bilgilerinin ve HTS kayıtlarının çıkartılmadığını belirterek itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 10/1/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kararda değişiklik yapılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 18/2/2020 tarihinde öğrendikten sonra 18/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.