T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/128 Esas KARAR NO : 2025/1200 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/251 Esas, 2023/223 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/128 Esas KARAR NO : 2025/1200 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2022/251 Esas, 2023/223 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2013 yılından bu yana büyük bir ağır vasıta filosuyla özellikle içecek ve gıda taşımacılığı sektöründe şehirlerarası lojistik hizmeti veren bir firma olduğunu, müvekkilinin özellikle uluslararası içecek şirketlerinin fabrikalar arası taşımacılığını yaptığını, tamamen kurumsal şirketlere ihale ve teklif usulüyle hizmet verdiğini, çalıştığı tüm kurumlara resmi belgelerini ibraz etme zorunluluğu bulunan ve 8 seneyi aşkın süredir aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkilinin, faaliyeti içinde yer alan tüm işlerin ticaret unvanında bulunduğunu ve ticaret siciline kaydedildiğini, müvekkilinin işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğunu, davalı şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini, markaların yetkili bayisi olarak araç satışı yaptığını, ancak davalı şirketin otomotiv alanındaki markasını tescil ettirirken pek çok alanda olduğu gibi, kendi faaliyet alanının ve markasal kullanımının dışında olmasına rağmen, müvekkilinin faaliyet alanı olan 39. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından da markasını tescil ettirdiğini, davalının bu alanda ciddi bir markasal kullanımı olmamasına rağmen bu alanda markasını tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkilinin markasal koruma kazanmasına engel olduğunu, davalı tarafın ''...'' ibareli markasını tescil ettirmiş olduğu 39. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından markasal kullanım içinde olmadığını, bu bakımdan markayı ciddi şekilde markasal olarak kullanmama süresinin beş yılı aştığını, marka sahibine, markasını tescil ettirmesi nedeni ile tanınan koruma ve mutlak inhisarı hakkın, markanın işlevini yerine getirecek şekilde kullanılması koşuluna bağlandığını, müvekkilinin faaliyet alanı olan 39-1. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından özellikle de asli faaliyet alanı olan kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri alt sınıfında markalaşmak istediğini, ancak davalı tarafın müvekkilinin kullanımına engel olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli ''...'' ibareli markanın 39. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından ciddi şekilde markasal kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilmesi sebebi ile Sınai Mülkiyet Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince 39. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından tümüyle iptaline, SMK. 26/7 gereğince 39. sınıfta bulunan kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri alt sınıfı bakımından markanın iptaline, davanın kabulüne, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkil şirketin merkez adresinin “Oruç Reis Mahallesi, ... Caddesi, No:.. Esenler/İstanbul”, şube adreslerinden birisinin ise “Saray Mahallesi, ...Caddesi, No:,..Ümraniye/İstanbul” olduğunu, bu nedenle işbu davaya bakmakla yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının taleplerinin net olmadığını, hangi markanın iptalinin istendiğinin açık ve net bir şekilde belirtilmediğini, “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkil şirket olduğunu, ibarenin ilk olarak müvekkil şirket tarafından tescil edildiğini, davacı şirketin müvekkil şirketten 7 sene sonra kurulduğunu, söz konusu ibarenin ilk olarak müvekkili tarafından kullanıldığını, davacının bu isim üzerinde hakkı olmadığı gibi işbu davayı açmakta da hukuki yararı bulunmadığını, davacı adına TPMK’da yapılan araştırmada davacı adına marka tescili ve marka başvurusunun bulunmadığını, müvekkilinin markasını aktif olarak kullandığını, davacının her ne kadar müvekkilinin 39. sınıfta yer alan hizmetleri kullanmadığı iddia etse de söz konusu hususların kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının ayırt edici özelliğinin asıl olduğunu, davacının müvekkili şirket ile iltibas oluşturan bir marka hakkına sahip olmasının taraflar arasında iltibas oluşmasına neden olacağını ve müvekkil şirketin markasının tanınmışlığına zarar vereceğini, davacının işbu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin davacının varlığından yeni haberdar olduğunu, kendisine benzer ve iltibas oluşturan bir ticari unvan ile faaliyet göstermiş olması nedeniyle davacı aleyhine, 19.04.2021 tarihinde “Ticari Unvanın Korunması ve Sicilden Terkin Davası” davası açtığını ve açılan davanın Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/251 Esasına kayden derdest olduğunu, işbu esas davanın davacı tarafından 08.10.2021 tarihinde açıldığını, davacının kendisi aleyhine açılan “Ticari Unvanın Korunması ve Sicilden Terkin Davası”na karşı işbu davayı açtığı konusunda kanaat oluştuğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya karşı Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/251 esasına kayden açılan davanın daha eski tarihli olup, anılan davanın işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek davanın usulden reddine, dosyanın dosyaya bakmakta yetkili olan İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, taleplerinin reddi halinde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Bu tespitlerden sonra davalı adına tescilli 2006 ... tescil numaralı "..." markasının12,35,36,37 ve 39. Sınıflarda tescilli olduğu, markanın 09.08.2006 tarihinde tescil edildiği, bu tarih ve dava tarihi dikkate alındığında 5 yıllık iyi niyet süresinin dolmuş olduğu, bu haliyle davacı tarafça iptali istenilen 39. Sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıf yönünden kullanma halinin ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafın ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına göre şirketin amaç ve konusunun yurtiçi ve yurtdışında, sıfır ve ikinci el araç alım, satım, ithalat ve ihracatı ve bu işlerin alt davalı firmanın Kara, Hava ve Deniz Taşımacılığı hizmetleri ile ilgili satış faturalarının incelenmesinde fatura içeriklerinin ağırlıklı olarak nakliye hizmeti olduğu, davalının mali kayıtları üzerinden yapılan bilirkişi incelemesinde, mizan dökümlerinde Ana faali, ilgili satışların Yurt İçi satışlar Hesabında izlendiği bu hesabın alt hesaplarında aşağıda yazılı olan faaliyet gelirlerinin kaydedildiği, Yeni Araç Satışları hesabı, 2. el araç satışları hesabı, Yedek Parça Satışları hesabı, Kiralık araç satışları hesabı, Parça Satışları hesabı, Servis İşçilik Gelirleri Hesabı, Araç Kiralama Gelirleri Hesabı olduğu, Davalının Nakliye Bedeli olarak düzenlemiş olduğu satış faturalarını 649-Diğer Olağan Gelir ve Karlar hesabında muhasebeleştirdiği tespit e İnceleme sırasında Nakliye Hizmeti olarak verilen hizmetin davalı firmanın nakliye hizmeti kendi iç işleyişine yönelik bir hizmet faaliyeti olduğu, bunun dışında ticari amaçlı olarak yapmış olduğu bir nakliye hizmeti olmadığı, yönündeki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın markasının tescilli olduğu 39. Sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıf yönünden etki kullanımın ispat edilemediği kabul edilmiş, kısa kararda sehven 36. Sınıf olarak iptal yönünde maddi hata yapılmış ise de gerekçeli kararda bu durum düzeltilerek davalı adına tescilli tescilli bulunan 2006 ... tescil numaralı "..." markasının tescilli bulunduğu 39 numaralı sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıf yönünden kullanılmama dolayısıyla kısmen iptaline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davacı tarafın terditli taleplerinden kısmen iptal yönünden davanın KABULÜ İLE , 1-Davalı adına tescilli bulunan 2006 ... tescil numaralı "..." markasının tescilli bulunduğu 39 numaralı sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıf yönünden kullanılmama dolayısıyla KISMEN İPTALİNE, ..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesini tekrar ile, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki bir yararı bulunmadığını, ...” İbaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, ... ibaresinin ilk olarak müvekkili şirket tarafından ticari unvan olarak tescil edildiğini, davalı adına tescilli marka ya da marka başvurusu bulunmadığını, Davalı şirkettin '“...” ibaresini "taşıyan birden fazla marka tescili bulunduğunu, anılan markaların “Seri Marka” niteliğinde olduğunu, Müvekkil şirketin markalarını aktif olarak kullandığı, müvekkil şirket ile “...” ibaresinin özdeşleşmiş olduğu sabittir. Davalı tarafından tarafından uzun yıllardır hem TTK hem de SMK anlamında koruma altında olan bir markanın bir başkası tarafından tescil edilecek olmasının müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz olacağı ve özellikle de birçok sınıf ve hizmetlerde markası bulunan müvekkil şirketin markalarına sızma niteliğinde olacağını, Kabul kararının davalı şirket ile benzer hizmetlerde yapılabilecek marka tescilinin ' önünü açmakta olduğunu, müvekkili markalarının ayırt edicilik özelliğinin zedelenmesine neden olduğunu ve tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin doğacağı, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/251 Esasına kayden görülen davada davacının ticari unvanın müvekkili şirkete ait marka ve ticari unvanlar ile iltibas oluşturması nedeniyle davacının ticari unvanında yer alan “...” ibaresinin sicilden terkini talep edildiğini, yerel mahkeme tarafından verilen karar eksik inceleme nneticesinde ve hatalı bilirkişi raporu esas alınarak verildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 9/1. maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği hükmünün düzenlendiği, davalı adına tescilli 2006 ... tescil numaralı markanın 12 /35/36/37/39. Sınıf mal ve hizmetlerde 28/06/2007 tarihinden itibaren tescilli olduğu, kullanmama nedeniyle iptal davasında ispat yükünün marka sahibi olan davalıda olduğu, davalı şirketin yurtiçi ve yurtdışında sıfır ve ikinci el araç alım, satım, ithalat ve ihracatı işi ile iştigal ettiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı şirketin karayolu taşımacılık alanında faaliyetinin bulunmadığı ve sahip olduğu yetki belgesine göre hususi yani kendine ait eşya taşımacılığı yapabileceği tespit edildiği gibi davalı ticari defterlerinde 2017 ile 2022 tarihleri arasındaki nakliye hizmet faturalarının davalının satışını yaptığı araçların şubeleri arasında nakliyesi ile şehirlerarası kiralanan araçların transferi hizmetlerine ilişkin olduklarının ve dolayısıyla ticari amaçla yapılan bir nakliye hizmeti olmadığının tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davalı taraf markasının tescilli olduğu 39. Sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıf yönünden "ciddi kullanımın" ispat edilemediği anlaşılması karşısında davaya konu markanın 39. sınıftaki "kara, hava ve deniz taşımacılığı" alt sınıfı yönünden kullanılmama dolayısıyla kısmen iptaline karar verilmesi yerinde olduğundan, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2025