Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'nün 9620 Hissedarı ile Münferiden Şirket Müdürü olduğu İTO .... Sicil Nolu ... Sanayi Ve Dış Ticaret .Ltd.Şti. inde Münferiden diğer Müdür ... ve diğer ortaklar .... ile ... kendi aralarında aleyhe gizli ve gayrı yasal/gayrı resmi toplantılar yaparak, çalışanlarla işbirliği içinde yetkilerini kullanmayı engelleme, çalışan personeli aleyhe yönlendirerek, onun emir ve talimatlarına uyulmamasını, artık kendilerinin şirketi yöneteceklerini, yöne
davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Ltd.Şti'nde % 33 oranında, davalının ise % 67 paydaş olduğunu, davalının aynı zamanda ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de tek pay sahibi ve müdürü olduğunu, davalının tek pay sahibi ve müdürü olduğu şirkete, ... Şirketinden müşteri aktardığını, müşterilerle ticari ilişkisini tek pay sahibi olduğu ... şirketi üzerinden gerçekleştirdiğini, davalının kanundan kaynaklanan rekabet etmeme borcunu ihlal ettiğini, müdür olarak şirkete karşı özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek, şirket müdürü olan davalı ...'ın müdürlük görevinden alınmasını ve temsil yetkisinin sona erdirilmesini, azil davası sonuçlana kadar ... Ticaret Şirketi' ne yönetim ve temsil kayyımı atanmasını, davalı ...'ın özen ve bağımlılık yükümlüğünü ihlal ederek rekabet yasağına aykırı davranması sonucu oluşan ... Ticaret Limited Şirketi'nin zararlarını tazmin etmesini, müvekkili ...' ın haklı nedenlerle ... Ticaret Limited Şirketi'nden çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaların yığılması/objektif dava birleşmesi halinde; tek dava dilekçesi ile ileri sürülen birden fazla asli talebin her biri bağımsız birer dava teşkil etmekte ve her bir dava yönünden dava şartlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Davaların yığılmasında, terditli davadan farklı olarak, talepler arasında aslilik ve fer'ilik ilişkisi yoktur, her bir talep diğerinden bağımsız ve eşdeğerdedir. Mahkemece her bir talep ayrı ayrı değerlendirilir, dava şartları her bir talep için ayrı ayrı belirlenir ve her bir talep ayrı ayrı karara bağlanır(bkz. Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Değiştirilmiş 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2013, s. 772 v.d.; Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer; Medeni Usul Hukuku Dersleri, Güncelleştirilmiş, Genişletilmiş 7. Bası, Vedat Kitapçılık, s.268.269). 6325 Sayılı Kanunun; dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesinde; davaların yığılması/objektif dava birleşmesi hali kanun koyucu tarafından bir istisna olarak öngörülmüş değildir. 6102 Sayılı TTK'nun, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari nitelikteki alacak ve tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak düzenleyen 5/A maddesinde de, davaların yığılması müstesna tutulmamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/933 esas, 2020/5776 karar sayılı 09/12/2020 tarihli; 2019/3611 esas, 2020/4734 karar sayılı 04/11/2020 tarihli ve 2019/4851 esas, 2020/2732 karar sayılı 10/06/2020 tarihli ilamları ile davaların yığılması/objektif dava birleşmesi halinde, taleplerden biri için arabuluculuk dava şartı değil ise, tüm talepler yönünden dava şartı olarak arabuluculuğun aranmayacağı yönünde karar verdiği anlaşılmaktadır. Anılan içtihat metinlerinde 6100 Sayılı HMK'nun 110. madde gerekçesine herhangi bir atıf bulunmamaktadır. Kanun koyucu madde gerekçesinde davaların yığılması halinde her bir dava için dava şartlarının ayrı ayrı değerlendirileceğini açıkça belirtilmiştir. Kanun koyucunun iradesine ve 'davaların yığılması' kurumunun yapısına uygun olarak; 6325 Sayılı Kanunun 18/A ve 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddelerinde 'davaların yığılması' hali, dava şartı olarak arabuluculuğun istisnası kabul edilmemiştir. Davaların yığılması, birlikte ileri sürülen taleplerin, bağımsız dava niteliklerine halel getirmeyeceğinden, her bir talep açısından dava şartlarının mevcut olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine yönelik kanun koyucunun açık iradesi, salt 'usul ekonomisi' ilkesinden hareketle bertaraf edilemez. Kanun boşluğunun bulunmadığı hallerde; mahkemelerce hukukilik denetimini aşacak şekilde yerindelik denetimi yapılamayacağına dair anayasal ilke de nazara alınarak, davaların yığılması halinde her bir talep yönünden, diğer tüm dava şartları gibi, arabuluculuğun da dava şartı olup olmadığını değerlendirmek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır(benzer görüş için bkz. Tanrıver, Süha; Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Üzerine Düşünceler, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Yıl:2020, sayı:147, s.136). Dava dilekçesi incelendiğinde, davacı yanın arabuluculuğa başvurmadan davalıya karşı doğrudan dava açtığı, TTK'nun 644/1-a bendi atfı ile TTK 553 maddesine dayalı bu davanın ticari dava olduğu, dava konusu tazminat talebi bakımından arabuluculuğun dava şartı olduğu anlaşılmıştır. Dava şartları mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınırlar. İzah edilen gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine " gerekçesiyle, zorunlu arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle TTK'nın 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; HMK'nın 110/1. maddesi uyarınca davaların yığılması ve talepler arasında bağlantı bulunan hallerde, alacak ve tazminat talepleri yanında parasal olmayan talepler de mevcut ise artık davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/933 Esas, 2020/5776 Karar sayılı ilamında kabul edildiğini, davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.