3. Ceza Dairesi 2022/38407 E. , 2023/1180 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1896 E., 2021/519 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebili…
**3. Ceza Dairesi 2022/38407 E. , 2023/1180 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1896 E., 2021/519 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2019 tarihli ve 2019/119 Esas, 2019/114 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/1896 Esas, 2021/519 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.10.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, HTS kayıtlarının, dershane kaydının müsnet suç yönünden delil kabul edilmeyeceğine, sanığın örgüt evinde kalmadığına, ByLock'un hukuka aykırı delil olduğuna, sanık hakkında kurulan hükümde teşdit uygulanmasının hatalı olduğuna, kararın eksik inceleme sonucu alındığına ve sair nedenlere ilişkindir. Sanığın temyiz istemi özetle; ByLock'un hukuka aykırı delil olduğuna, ByLock tespit değerlendirme tutanağı bulunmadığına, kovuşturma aşamasında beyanlarından dönen tanığın beyanlarının hükme esas alınamayacağına, örgüte müzahir dershaneye gitmesinin müsnet suç yönünden delil kabul edilemeyceğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütü bulunmadığına, kurulan hükümde teşdit uygulanmasının hatalı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın, babası adına kayıtlı olan ve fiilen sanık tarafından kullanılan 0506 (...) (..) 68 numaralı GSM hattında ByLock tespiti yapılmıştır. Sanık bu hususa ilişkin savunmasında; "ByLock kullandığım iddiası da doğru değildir. 4 ayrı cihaz üzerinden bu programın IP'lerine erişim sağladığım belirtilmektedir. Öncelikle öğrenci olduğum için benim 4 ayrı telefon kullanacak kadar maddi imkanım bulunmamaktadır. Babam hakkında da aynı suç nedeniyle soruşturma icra edildi. Bu esnada benim telefonlarıma da el konulup gerekli inceleme yapıldı. O dönem gizli bir haberleşme programı kullandığıma dair herhangi bir suçlama yapılmamıştı. Sonradan böyle bir durum ortaya çıktı. Adı geçen programı hiçbir şekilde indirip kullanmadım. Tespitin niçin yapıldığını bilemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Lüzum üzerine sanığa, dosya içerisinde bulunan ByLock tespit tutanağı ve bilirkişi tarafından düzenlenen CGNAT raporları okunmak suretiyle sorulduğunda; "Ben adı geçen programı kullanmadım. Sonu 0068 ile biten telefon babam adına kayıtlıdır. Ancak bu telefonu 2014-2015 yılları arasında ben kullandım. Bahçelievler Mahallesi ve İhsaniye mahallelerinde oturmadım. Niçin IP bağlantılarının sağlandığı tarihlerde telefonum yoğunluklu olarak adı geçen adreslerden baz verdiğini bilemiyorum." şeklinde cevap vermiştir. Sanığın babasının, silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile tutuklu olarak yargılandığı Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/175 Esas Sayılı dosyasının 04.12.2017 tarihli celsesinde; çocuklarından ya da akrabalarından birinin Bolu'da ikamet edip etmediği ya da öğrenip görüp görmediği hususu sorulduğunda "kızım Bolu'da okudu, geçen sene Abant İzzet Baysal Üniversitesi'ni bitirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur. Devamla sanığın babasına Manisa İl Emniyet Müdürlüğü'nün düzenlediği tutanakta 0506 (...) (..) 68 numaralı hattı 11.12.2015 tarihinde kızı sanığın pasaport büro amirliğine müracaatı sırasında iletişim numarası olarak vermiş olduğu hususu sorulduğunda; "bu numarayı bir süre ben, bir süre de kızım kullandı, Bolu'da üniversite okuyan kızım A.B'dir, kızım hakkında soruşturma olup olmadığını bilmiyorum" yanıtını vermiştir. Dosya içerisinde yer alan 16.10.2017 tarihli ByLock IP Bağlantı Tutanağından ve 20.02.2019 tarihli bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere; 0506 (...) (..) 68 numaralı GSM hattının 24.12.2014-25.12.2014 tarihleri arasında ByLock IP sunucuları arasında yer alan 46.166.160.177 adresli sunucu ile 3*** *** ****23301 IMEI numaralı cihaz üzerinden 10 kez, 46.166.164.181 adresli sunucu ile 3*** *** ****60601 IMEI numaralı cihaz üzerinden 44 kez; 04.11.2015-09.11.2015 tarihleri arasında 46.166.164.181 adresli sunucu ile 3*** *** ****13101 IMEI numaralı cihaz üzerinden 8 kez; 12.01.2015-21.01.2015 tarihleri arasında 46.166.164.181 adresli sunucu ile 3*** *** ****23301 IMEI numaralı cihaz üzerinden 253 kez olmak üzere toplamda 315 kez erişim sağladığı ve baz bilgilerinin tamamının Bolu iline ait olduğu tespit edilmiştir. Bilgi Teknolojileri Kurumu'ndan elde edilen HTS kayıt içeriklerinden ve ByLock tespitinde yer alan bilgiler ışığında; 3*** *** ****23301, 3*** *** ****60601, 3*** *** ****13101 IMEI bilgileri bulunan cihazların aynı cihaz olduğu değerlendirilmiştir. TEM Şube görevlilerince, ByLock tespiti yapılan GSM hattının BAZ bilgileri incelenmiş, GSM hattının genelde Bolu ilinde kullanıldığı anlaşılmış ve 0506 (...) (..) 68 numaralı GSM hattının sanık tarafından kullanıldığı değerlendirilmiştir. Bilgi sahibi olarak, soruşturma aşamasında beyanına başvurulan H.E., KOM Grup Amirliğinde 14.06.2017 tarihinde verdiği ifadede özetle;0506 (...) (..) 68 numarasının telefonunda A.B. olarak kayıtlı olduğunu, sanık ...O'yu Vergi Dairesi'nde işlem yaptırmaya gelen bir vatandaş olarak anımsadığını, sanığın Kazak Türklerinden olduğunu hatırladığını beyan etmiştir. Telefonunu rızası ile vererek, incelenmesine müsaade etmiş ve 0506 (...) (..) 68 numaralı hattın A.B. olarak kayıtlı olduğu polis memurlarınca görülerek tutanağa işlenmiştir. Belirtilen hususlar ışığında; ByLock tespit edilen 0506 (...) (..) 68 numaralı GSM hattının sanık tarafından kullanıldığı ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunun sabit olduğu neticesine ulaşılmıştır. By Lock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve haberleşmenin içeriğinin tespiti mümkündür. Bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığının belirlenmesi kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterlidir. Haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin tespit edilmesi kişinin yapının (terör örgütü) içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir. Diğer bir deyişle kişinin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumunu (örgüt yöneticisi/örgüt üyesi) tespit etmeye yarayacak bilgilerdir. KOM Şube Müdürlüğünün cevabi yazısı ile sanığa ait ByLock içerik dökümlerinin ilgili kişiye ait İD numarası tespit edilemediğinden gönderilemediği bildirilmiştir. Buna ilişkin cevabi yazı dosya içerisine girmiştir. Bu nedenle içerik bilgilerinin dosya içerisine girişinin beklenilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27.12.2017 tarihli yazı ile gönderilen ekli listede sanığın isminin bulunup bulunmadığı incelenmiş, sanığın Mor Beyin uygulaması ile IP adreslerine yönlendirilen 11.480 kişi arasında yer almadığı anlaşılmış ve bu hususta mahkememiz tarafından tutulan tutanak dosya içerisine alınmıştır. ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olması da gerekmez. ByLock iletişim sistemi, yukarıda açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas ve 2017/3 Karar sayılı ilamında da bu husus belirtilmiştir. Bu kapsamda; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde birçok kez ByLock programını kullandığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30'uncu maddesinde hükme bağlanan hata hükümlerinin uygulanma yeri bulunup bulunmadığı irdelenmiştir. Sanığın ByLock kullandığı tarihin, yapının MGK tarafından illegal ilan edildiği tarihten ve kamuoyunca ... yapısının bir terör örgütü olarak görüldüğü andan sonraya denk geldiği anlaşıldığından, Kanunun hata hükümlerini düzenleyen 30 uncu maddesi hükümlerinin sanık lehine uygulanması imkanı bulunmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda sıralanan bütün hususlar birlikte göz önüne alındığında, sanığın; indirilmesi, dahil olunması ve kullanılması itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gizli haberleşme programı olarak kullanılan ByLock isimli iletişim programının aktif bir kullanıcısı olduğu her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde tespit edilmiş olup, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanığın öğrencilik yıllarında, örgüte müzahir Körfez Dershanesine gitmesi, üniversitede okuduğu dönemde örgütün fakülte mesulü olması ve örgüte müzahir evlerde kalan şahıslardan sohbet adı verilen örgütsel toplantılara okuldaki arkadaşlarını çağırmalarını istemesi sanık hakkındaki bir diğer suçlamadır. Bu iddiaların temelini R.T. isimli tanığın beyanları oluşturmaktadır. Tanık R.T. soruşturma aşamasında; "...Fakülte Mesulü olarak görevim FETÖ/PDY terör örgütü öğrenci evlerinde kalan şahısların okudukları bölümdeki arkadaşlarını evlere sohbete çağırmaktı. Ben direk kimseyi sohbete çağırmıyordum. O dönem öğrenci evlerinde kalanlara arkadaşlarını sohbete davet etmelerini söylüyordum. Bu yapı üniversiteyi bölümlerine ayırmıştı ve her bölümün bir sorumlusu vardı. Benim sorumlu olduğum bölümler Tıp Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Diş Hekimliği Fakülteleri idi. Benim gibi fakülte mesulü olan iki kişi daha biliyorum ancak bu şahısların hangi fakültelerden sorumlu olduğunu ve faaliyetleri hakkında bilgim yoktur. Bu şahıslardan bir tanesi Soy ismini bilmediğim görsem tanıyabileceğim Bartın veya Zonguldaklı olduğunu bildiğim ve öğretmenlik bölümü 3 veya 4. Sınıfta okuduğunu bildiğim Ayşe isimli şahıs vardı. Diğer şahıs ise soy ismini bilmediği eğitim fakültesinde okuyan çekik gözlü görsem tanıyabileceğim egeli olduğunu bildiğim A.B. isimli şahıs vardı. Bu şahıslar benim ile beraber aynı görevi yapıyorlardı..." şeklinde beyanda bulunmuş ve sanığı fotoğrafından teşhis etmiştir. Tanık R.T., kovuşturma aşamasında; "Ben önceki beyanımı kabul etmiyorum. Zira bu beyanlarım baskı altında alınmıştır. Ayşe Betül isimli şahsı aynı üniversitede eğitim görmüş olmamız nedeniyle tanırım. Bunun dışında irtibatları hakkında herhangi bir malumatım yoktur. Her ne kadar önceki ifadem sırasında kendisinin fakülte mesulü olarak görev yapan şahıslardan olduğunu söylemişsem de şimdiki beyanlarıma itibar edilmesini talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuş, tanığa önceki ifadeleri okunarak çelişki nedeniyle sorulduğunda; "Bu celse huzurda vermiş olduğum beyanlarıma itibar edilmesini talep ederim" demiştir. Sanık, bu hususa ilişkin savunmasında; "...Körfez Dershanesine gittiğim iddiası doğrudur. Fakat ben bu dershaneye yapıyla bağlantısı olduğu düşüncesiyle gitmedim. Eğitim alma niyetiyle dershaneye kayıt yaptırdım. Burayı tercih etmemde eğitim kalitesi ve maddi boyutu gibi hususları dikkate aldım. O nedenle dershane kaydımın aleyhime kullanılmasını kabul etmiyorum. R.T. isimli şahsı üniversiteden tanırım. Eğitim fakültesinde okuduğunu biliyorum. Ancak tam olarak hangi bölümde eğitim aldığını bilmemekteyim. Aleyhime olan beyanlarını kabul etmiyorum. Ben örgüte müzahir evlerde kalmadım. Bana örgüt tarafından verilen hiçbir görevi de yerine getirmedim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Her ne kadar bu hususta beyanda bulunan R.T. kovuşturma aşamasında beyanlarından sarfı nazar etmiş ise de, daha önce alınan beyanları müdafii huzurunda alındığından beyanlarının zora dayalı alındığına yönelik sonraki ifadelerine itibar edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağlı Körfez Dershanesinde eğitim gördüğü, 17-25 Aralık süreci öncesinde ve sonrasında örgütün fakülte mesulü sıfatıyla örgüt hiyerarşisi içerisinde aktif rol aldığı tanık R.T.'nin beyanı ile sabit olup, bu noktada tartışılması gereken sanığın söz konusu eylemlerinin örgüt üyeliğine delil teşkil edip etmeyeceği hususudur. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eleman kazanma ve örgütsel eğitim metotlarının anlatıldığı kısımda ayrıntıları ile açıklandığı üzere; yurt, okul, ev, dershane gibi birimler terör örgütünün tabiri caizse ideolojik eğitimlerinin verildiği terör kampları gibi fonksiyon ifa etmektedir. Ucuz konaklama imkanı sunma, ders çalıştırma vaadi ile bu yurt ve evlere getirilip önce dini telkin ile örgüte ısındırılan kişilerin, daha sonra kimliği, aile bağları hızlı bir eğitimle silinmekte, kendini yalnız ve değersiz hisseden kişinin mantığından çok duygularına hitap edilerek, inandırma, etkileme, ikna etme, uyutma ve uyuşturma yöntemleri kullanılarak kişinin zihnen boyun eğmesi sağlandıktan sonra örgüt üyesi olarak devşirilmektedir. Sanığın 2013 yılı öncesinde örgüte müzahir dershaneye gittiği, 2013 yılında üniversiteyi kazanarak Bolu iline geldiğinde ise örgüt içerisinde yer alan kişilerin yönlendirmeleri ile fakülte mesulü olarak görev aldığı, bu görev kapsamında örgüte eleman kazandırmak doğrultusunda örgüte müzahir evlerde kalan öğrencilerin arkadaşlarını sohbet adı verilen örgütsel toplantılara davet ettiğine ilişkin tanık beyanları ve örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock'a 315 kez erişim sağlaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın örgüt içerisinde aktif rol aldığı ve örgütün faaliyetlerini yerine getirmek için bir takım sorumluluklar üstlendiği anlaşılmıştır. Yapılan izahat doğrultusunda, sanığın örgüt içerisindeki anılan faaliyetleri, üzerine atılı suçlamaya ilişkin aleyhine delil olarak kabul edilmiş ve hükme esas alınmıştır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile soruşturulan veya yargılanan şahıslarla iletişimini gösteren HTS kayıtlarının bulunması ile suçlanmaktadır. Sanık, soruşturma aşamasındaki beyanında; "Ben isimlerini sormuş olduğunuz bir kısım şahısları tanıyorum. N.A. okuldan arkadaşımdı. Z.D.'yi tanımıyorum. R.S. ve H.Ç.'yi de tanımıyorum. Niçin görüştüğüm şahısların yapıyla alakalı şahıslar olduğu konusunda bir diyeceğim yoktur" dedi. Dosya içerisinde bulunan iletişim kayıtları incelendiğinde sanığın, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlaması ile soruşturma ve kovuşturma icra edilen şahıslar ile irtibatının bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak, içeriği belli olmayan ve belli bir ilişki ağını ortaya koymayan görüşme kayıtlarının örgüt üyeliği suçlamasının delili olarak görülemeyeceği düşünüldüğünden, bu kayıtların sanık aleyhine kullanılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır. MASAK raporunda tespit edilen şüpheli işlemler ve hesap hareketleri, sanık hakkındaki bir diğer suçlamadır. Dosya içerisinde bulunan Masak raporu içeriği okunmak suretiyle sorulduğunda; "Aleyhe hususları kabul etmiyorum." demiştir. Sanığın 24.07.2017 ve 28.08.2017 tarihlerinde hakkında FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında işlem bulunduğu belirtilen İlhan Yılmaz isimli şahsa 1.002 TL. olmak üzere, toplam 2.004,00 TL havale gönderdiği, şüpheli işlem olarak tespit edilen diğer para transferlerinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan mahkum olan sanığın babası A. O. ile arasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ışığında, sanığın söz konusu havale işlemlerini örgütsel faaliyet kapsamında yaptığını gösterir herhangi bir tespitin bulunmadığı anlaşılmış ve dahil olduğu para transfer işlemleri sanığın aleyhine değerlendirilmemiştir. Yukarıda açıklanan tüm hususlar ve tartışılan deliller doğrultusunda, sanığa isnat olunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun sübut bulup bulmadığının ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun manevi unsurunu, örgütün belli amaçlarını gerçekleştirme gayesini bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi oluşturduğuna göre; failin konumunun örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek boyuta ulaşıp ulaşmadığı hususunun, fiilin gerçekleştiği yer ve zaman ile şartlar göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. 17-25 Aralık 2013 tarihinde örgütün emniyet ve yargı teşkilatındaki elemanları ile gerçekleştirdiği operasyonlar, daha sonra 19 Ocak 2014 tarihinde örgütün, devletin emniyet ve jandarma teşkilatına sızmış elemanları aracılığıyla MİT'e ait Suriye'ye giden tırlara yapılan silahlı operasyon, Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 tarihinden itibaren bu yapıyı ulusal güvenliği tehdit eden yapılanma olarak görmeye başlaması gibi sosyal hayata ve ülke kamuoyuna yansıyan pratikler nedeniyle; artık bu tarihlerden itibaren bir kişinin, bu örgütün silahlı bir terör örgütü olduğunu, devletin içinde paralel yapılanma oluşturduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Sanığın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da kabul edildiği üzere FETÖ/PDY mensuplarınca gizli haberleşme programı olarak kullanıldığında şüphe bulunmayan ByLock isimli haberleşme programını kullanması, örgüte müzahir Körfez Dersanesi'ne gitmesi, üniversitede okuduğu dönemde örgütün fakülte mesulü olması hususları bir bütün olarak nazara alındığında, örgütle olan organik bağını ve irtibatını geçmişten bu yana sürdürdüğü değerlendirilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak sanığın yukarıda detayları ile arz ve izah olunan eylemleri nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına dahil olmak suretiyle, örgütün genel amacını bilerek, sürekli faaliyette bulunduğu, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetler icra ettiği sonucuna varıldığından, üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nın 314/2'inci maddesini ihlal ettiği kabul edilmiş ve anılan kanun maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3'üncü maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, cezasından anılan Yasanın 5/1'inci maddesi uyarınca gerekli artırım yapılmıştır. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak, cezasından TCK'nun 62'inci maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin yakalanma tarihi olan “20.11.2018” yerine İlk Derece Mahkemesi karar başlığında "21.11.2018 Tarihi ve öncesi" ve bölge adliye mahkemesi karar başlığında “22.11.2018” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir. b) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. c) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. d) Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, sanığın ByLock kullandığına ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmemesi sonuca etkili bulunmamıştır. e) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alarak Fakülte Mesulü görevinde bulunan, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığına ilişkin emareler tespit edilen sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak; Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamında ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde hataya düşülmek suretiyle yazılı şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırıdır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/1896 Esas, 2021/519 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.