4. Hukuk Dairesi 2022/8771 E. , 2022/17496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ... İtiraz Hakem Heyetinin 13.08.2018 tarih 2018/İHK 6517 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 17.07.2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya iliş
**4. Hukuk Dairesi 2022/8771 E. , 2022/17496 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ... İtiraz Hakem Heyetinin 13.08.2018 tarih 2018/İHK 6517 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 17.07.2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40,100,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici işgöremezlik ve 50,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 40.200,00 TL tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 137.463,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. ... tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre başvurunun kısmen kabulü ile 33.739,00 TL'nin 27.11.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile Sompo Japan Sigorta A.Ş.'den alınarak başvuran tarafa verilmesine karar verilmiş; bu karara davacı vekili, ... nezdinde itiraz etmiştir. ... tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10.05.2018 tarih ve K-2018/28462 sayılı kararına karşı başvuru sahibinin yaptığı itirazın kabulü ile önceki kararın kaldırılmasına, başvurunun kabulü ile 126.027,00 TL sürekli, 2.386,00 TL geçici iş göremezlik ve 9050,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 137.463,00 TL' nin 26.03.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ... Japan Sigorta A.Ş. tarafından başvurana ödenmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, 17.07.2016 tarihinde kazanın gerçekleştiği, davacının yaralandığı dosya kapsamıyla sabittir. Olaya ilişkin olarak açılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/78105 Soruşturma sayılı dosyasında Savcılık tarafından Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında, uzlaştırmanın sağlandığı bu sebeple uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nun 253/17. bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder. "CMK'nun 253/19. bendine göre ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmü yer almakta olup, anılan Kanun maddesinin 253/19. bendine göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Bu yasal düzenleme ışığında da uzlaşma tutanağı düzenlenmekle davalının tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır. Uzlaşma tutanağı da ilam mahiyetinde olacağından aksinin aynı kuvvetteki belge ile ispatlanması gerekir. Tüm bu nedenlerle 01.12.2016 tarihli uzlaşma tutanağı incelendiğinde, davaya konu trafik kazası nedeniyle uzlaşma teklifinin davacı tarafından fazlaya ilişkin hakkı ya da sigorta şirketine başvuru hakkı saklı tutulmadan sigortalı sürücünün 2.500,00 TL ödemesi karşılığında kabul edildiği, ödemenin yapıldığı, soruşturmanın bu şekilde sonuçlandırılmasını talep ettiği anlaşılmakla, uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğu ve uzlaşmanın sağlandığı, tutanağının aksinin de aynı kuvvetteki delillerle ispat edilemediği anlaşılmasına göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağının kabulü ile davacının tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21.12.2022 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Sayın Çoğunluk ile görüş ayrılığı, tarafların ceza soruşturması sırasında uzlaşma sonucu düzenlenen ödeme ve ibra sözleşmesi sonucu, tazminat miktarının az olduğu veya edimsiz olduğu durumlarda başvuran tarafından ayrıca maddi tazminat istenip istenmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2015/13528 Esas, 2016/6953 Karar sayılı ve 19.04.2016 günlü ilamında Karşı Oy da belirtildiği ve daha sonra 21. Hukuk Dairesinin 2016/16146 Esas, 2018/ 3263 Karar sayılı ve 03.04.2018 tarihli ilamında işaret edildiği üzere tarafımızca da benimsenen görüşe göre'' 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda, bazı suç tipleri için mağdur ile şüphelinin uzlaşması ile mağdurun zararlarının giderilmesi karşılığında suç faili lehine hükümler getirilmiştir. Trafik kazası bazı hallerde taksirle yaralama suçunu oluşturabilir. Taksirle yaralama suçu, Türk Ceza Kanununun 89. maddesinde düzenlenmiştir. Taksirle yaralamaya neden olma suçu, şikayete bağlı olsun veya olmasın uzlaşma hükümlerine tabidir. Ceza Muhakemesi Kanununda yer alan uzlaşma hükümleri (253., 254., 255. maddeler), aynı zamanda taksirle yaralama suçunun oluşması durumunda tazminat hukuku bakımından sonuçlar doğurucu niteliktedir. Uzlaşmanın sağlanması halinde yukarıda belirtilen uzlaşma hükümlerine göre, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Ancak bu sonucun doğması için, mağdur taraf maddi ve manevi tazmin borcunun miktarını belirlemiş ve şüpheli ya da sanık da bu miktara razı olarak belirlenen borcu ödemiş olmalıdır. Türk Borçlar Kanununun 28 ile 30, 36, 37 maddelerinde düzenlenen yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik deneyimsizlik parasal yönde sıkıntı içinde olma gibi iradeyi sakatlayan haller olmamalıdır. Ancak bu halde, tazmin borcunun uzlaşma ile belirlenmesi ve belirlenen para borcunun ödenmesi, uzlaşmaya taraf olan şüpheli ya da sanık yönünden doğrudan kendi eyleminin sonucu olan borcun ifası anlamına gelecektir''. Başka bir ifadeyle, uzlaşmanını geçerli olması için mağdurun iradesini sakatlayan hiç bir hal olmamalı ve uzlaşmanın sonuçları hakkında mağdur aydınlatılmalıdır. Kaldı ki, Karayolları Trafik Kanunu 111. maddesi '' Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup yetersiz ve fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir '' düzenlemesini içermektedir. Düzenleme ile trafik kazaları sonucu meydana gelen zararlar yönünden özel bir düzenleme getirilmiştir. Zarar veren ile yapılan yetersiz veya fahiş olduğu anlaşılan anlaşmaların geçersizliği iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülebilir. Bu halde Türk Borçlar Kanununda düzenlenen irade sakatlığı hallerini aramaya dahi gerek yoktur. Bu nedenlerle iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde başvurulması halinde başvuranın talebinin incelenmesi gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.