Başvuru, tutukluluğun tüm yargılama süresince devam etmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hâkimin reddi taleplerinin ilgili hâkimlerin de katılımıyla reddedilmesi ve taraflı biçimde yargılanma nedeniyle tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının; tanık dinlenmesi ve kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabul edilmemesi, savunma için kısıtlı süre verilmesi, yargılamanın yürütülmesinde aksaklıklar bulunması, ceza miktarının haksız biçimde belirlenmesi, gerekçeli kararın tebli
Başvuru, tutukluluğun tüm yargılama süresince devam etmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hâkimin reddi taleplerinin ilgili hâkimlerin de katılımıyla reddedilmesi ve taraflı biçimde yargılanma nedeniyle tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının; tanık dinlenmesi ve kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabul edilmemesi, savunma için kısıtlı süre verilmesi, yargılamanın yürütülmesinde aksaklıklar bulunması, ceza miktarının haksız biçimde belirlenmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi nedenleriyle tanık dinletme hakkıyla ilişkili olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin ve Yargıtaydaki duruşma gününün bildirilmemesi nedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile duruşmalı yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/1/2014 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, ayrı yaşadığı eşini silahla öldürmekten dolayı 23/2/2008 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 7/3/2008 tarihinde, tasarlayarak insan öldürme suçundan iddianame düzenlemiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), başvurucunun cezai ehliyetine ilişkin inceleme yaptırmıştır. Adli Tıp Kurumunun 23/3/2009 tarihli raporunda, mevcut raporlar ve iki kez yapılan muayenesi sonucunda başvurucunun cezai sorumluluğunu kaldıracak veya azaltacak herhangi bir bulguya rastlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yargılama aşamasında, başvurucu ile maktul ve ailesi arasında yaşanan sorunlara ve öldürme olayının gerçekleşme anına ilişkin olarak maktulün anne ve babası da dâhil olmak üzere tanıklar dinlenilmiştir. Mahkeme 28/7/2009 tarihli ve E.2008/114, K.2009/207 sayılı kararıyla tasarlayarak öldürme suçundan başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 2/11/2011 tarihli ve E.2011/4624, K.2011/6534 sayılı ilâmıyla tasarlayarak öldürme hususunun sübut bulmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. Başvurucunun eksik inceleme yapıldığına, savunma hakkının kısıtlandığına, adil yargılanma hakkının elinden alındığına, tahrikin varlığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, ceza ehliyetinin yeterince araştırılmadığına, olay anında cinnet geçirdiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Başvurucu, bozma sonrasındaki 22/2/2011 tarihli duruşmada sesli ve görüntülü kayıt yapılmasını ve kadın örgütlerinin baskısıyla aleyhinde haberler çıkarılarak Mahkemenin baskı altına alınmaya çalışıldığını belirterek bu yöndeki yayınların durdurulmasını talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi gerek bulunmadığını değerlendirdiğinden duruşmanın kaydedilmesi talebini, ayrıca dosya üzerinde gizlilik kararı bulunmaması ve gerektiği hâllerde haberlere ilişkin suç duyurusu yapılabileceği gerekçesiyle de yayın yasağı talebini reddetmiştir. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu dilekçeyle öldüğü gün eşine mesaj atan kişinin tespitini, olaya ilişkin ifade veren tanıkların tekrar dinlenilmesini, ayrıca maktulle birlikte olduğunu ileri sürdüğü bir kişinin dinlenilmesini, maktul ve ailesi tarafından rahatsız edildiğine ilişkin tanıklarının ifadesinin alınmasını, maktulün hamile olup olmadığına dair otopsi yapılmasını, olay yerinde keşif yapılmasını ve bazı belgelerin getirilmesini talep etmiştir. Başvurucu, Mahkeme heyetindeki iki üyeye yönelik olarak bozulan mahkûmiyet kararında yer almaları, üye S.G.nin avukat olan eşinin davaya müdahil olan kadın hakları savunucusu derneklerin savunucusu ve üyesi olması nedeniyle ve üye O.A.nın 22/7/2008 ve 21/2/2012 tarihli duruşmalardaki davranışlarını ileri sürerek hâkimin reddi talebinde de bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 20/3/2012 tarihli duruşmada, evvelki karara katılmış olmanın hâkimin reddi gerekçesi olmayacağı ve 2008 yılındaki duruşma yönünden talebin süresinde yapılmadığı gerekçeleriyle talepleri kabul etmemiştir. 21/2/2012 tarihli duruşmayı ilgilendiren talep bakımından ise dosyanın bir karar verilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kovuşturmanın genişletilmesi talebinin daha sonraki aşamada inceleneceği belirtilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 23/3/2012 tarihli kararıyla soyut gerekçelere dayanması nedeniyle başvurucunun hâkimin reddi talebini reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 9/4/2012 tarihinde kararı uygun bulmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 16/4/2012 tarihli duruşmada, delillerin ortaya konulması ve tartışılmasının daha önceki yargılama aşamasında yerine getirildiği, toplanması istenen delillerin sonradan öğrenilen veya ortaya çıkan bir olaya ilişkin olmadığı, bozma ilâmında eksik inceleme iddialarının yerinde olmadığının belirtildiği gerekçeleriyle kovuşturmanın genişletilmesine gerek görmemiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2012 tarihli ve E.2011/440, K.2012/203 sayılı kararıyla kasten öldürme suçundan başvurucuyu müebbet hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme kararını, dosyadaki raporlar ile tanıkların olayın oluş şekline ve başvurucu ile maktul arasında yaşanan sorunlara dair beyanlarına dayandırmıştır. Mahkeme, başvurucu ile maktul ve maktulün ailesi arasında müşterek çocuğun bakımı da dâhil olmak üzere boşanma sürecinde adli makamlara yansımış uyuşmazlıklar bulunduğunu, sanık hakkında işlemler yapıldığını, başvurucunun olay günü maktulenin okuduğu tıp fakültesindeki dersinden çıkışını beklediği, odadan çıkışının ardından iki ayrı şarjördeki mermilerle ateş etmek suretiyle onu öldürdüğünü belirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun cezai ehliyetine ilişkin olarak bozma öncesi alınan raporu ve Yargıtay ilamını dikkate alarak başvurucunun olay anındaki cezai ehliyetinin tam olduğuna hükmetmiştir. Takdiri indirim yönünden ise başvurucunun soğukkanlı bir ruh haliyle eylemi işlediği, maktuleye tıbbi yardım yapılmasını engellemek amacıyla silahla başında beklediği, son aşamada pişman olduğuna dair beyanının samimi olmadığı gerekçeleriyle cezada herhangi bir indirim yapılmamıştır. Mahkeme, haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmasına aşağıdaki gerekçelerle gerek görmemiştir:"Sanık ... maktülenin kendisi ile resmen evli olduğu halde, başkası ile yasak ilişki yaşadığını, bunu olay günü maktuleye sorduğunda, maktülenin kendisine cevap olarak bu durumun özel hayatı olduğunu, kendisini kiminle yatıp kalktığını ilgilendirmediğini, kendisini süründüreceğini ve ayrıca ortak çocuklarını bir daha kendisine göstermeyeceğini bu nedenle kendisinde ani oluşan hiddet ve kızgınlıkla olayı gerçekleştirdiğini, beyan etmiştir. Ancak, sanık maktülenin başkası ile olduğunu ileri sürdüğü ilişkisi konusunda [a]skeri inzibata verdiği ifadesinde de belirtmemiştir. Daha sonra bu hususu dile getirmiş ise de bu iddiayı doğrulayacak hiçbir delil veya emare ortaya koyamamıştır. Maktülenin başkası ile ilişkisi olduğuna dair iddiası tamamen alacağı cezanın miktarını değiştirmesine yönelik bir iddia olduğu görüldüğü ve bu anlamdaki beyanları dışında hiçbir inandırıcı ve akla uygun deliller bulunmadığı görülmüştür. Birçok tanık dinlenmesine rağmen hiç bir tanık bu konuda[n] söz etmemiştir. Maktülenin başkası ile ilişkisi olduğu konusunda herhangi yazılı belge mektup, video görüntüsü veya fotoğraf gibi deliller de bulunmamıştır. Maktülenin sarf ettiğini iddia edilen sözler ... sanığın soyut iddiası dışında [h]içbir şekilde tespit edilemediği gibi sanığın yapısı ve duruşmalarda verdiği izlenimlere göre de maktulenin sanığa karşı bu şekilde sözler saf etmesi de inandırıcı görülmemektedir. Dolayısı ile sanığın maktül tarafından yaratılan haksız tahrike yönelik savunmasının inandırıcı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca [Y]argıtay ilamında da bu husustaki itiraz reddedilerek tartışmaya son verilmiştir." Başvurucu, resen de temyize tabi olan bu kararı, soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin reddedildiğini, ha ksız tahrik uygulamasında hata yapıldığını ve lehe hususların değerlendirilmediğini belirterek temyiz etmiş ve duruşma talebinde bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı tebliğname ve duruşma günü başvurucunun müdafiine tebliğ edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi, başvurucunun müdafiinin de katılımıyla duruşmalı olarak yaptığı temyiz incelemesinin ardından 13/11/2013 tarihli ve E.2013/3289, K.2013/6214 sayılı ilamıyla hükmü onamıştır. Yargıtay, temyiz dilekçesinde ve duruşmada dile getirilen eksik incelemeye, tahrikin varlığına, başvurucunun ceza ehliyetinin araştırılması gerektiğine, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması zorunluluğuna ve diğer hususlara dair iddiaları esasa etkili bulmamıştır. Başvurucu 8/1/2014 tarihinde nihai karardan haberdar olduğunu belirtmiştir. Dosya içerisinde başvurucunun daha erken bir tarihte Yargıtay ilamını öğrendiğini gösteren herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Başvurucu 23/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Haksız tahrik" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir."