Başvuru, itirazın iptali davasında yemin teklif edilen davalının yemin için davet edildiği günde mahkemede hazır olmadığı ve teklif edilen yemini eda etmekten kaçındığı hâlde bu durumun dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, itirazın iptali davasında yemin teklif edilen davalının yemin için davet edildiği günde mahkemede hazır olmadığı ve teklif edilen yemini eda etmekten kaçındığı hâlde bu durumun dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/11/2014 tarihinde Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, vekillik görüşmesi yaptığını iddia ettiği kişi (borçlu) aleyhine elden verilen 850 TL borç para ve idareye ödenen 730 TL idari para cezası alacağı olmak üzere toplam 580 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Borçlunun, başvurucuya herhangi bir borcu olmadığını belirterek ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durmuş; bunun üzerine başvurucu, Kocaeli Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 17/1/2014 tarihinde itirazın iptali davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, aralarında vekillik ilişkisi kurulması konusunda görüştüğü davalı borçlu ile birlikte davalının işi için Ankara iline gitmek üzere yolculuk yaptıklarını, bu yolculuk sırasındaki harcamalara karşılık davalıya elden borç para verdiğini, davalının şoförü tarafından kullanılan araca kesilen idari para cezalarını da kendisinin ödediğini, bu cezalar için yaptığı ödemeler ile elden verdiği borç paranın tahsili için başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürerek borçlunun takibe itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; davaya karşı beyanında dava dilekçesindeki iddiaları reddederek söz konusu yolculuğun kendi işi için yapılmadığını, yolculuk sırasındaki harcamaları kendisinin karşılayacağı konusunda başvurucuyla bir anlaşma yapmadıklarını, bu nedenle başvurucuya herhangi bir borcu bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu; dava dilekçesinde delil olarak tanık beyanına, ödenen idari para cezalarına ilişkin evrak ve kayıtlara, icra dosyasına ve yemin deliline dayanmış ancak yargılama sırasında Mahkemeye sunduğu 4/7/2014 tarihli dilekçesiyle, diğer delillerden vazgeçerek sadece yemin deliline dayandığını, birlikte yaptıkları yolculuk sırasında elden borç para alıp almadığı, seyahat edilen aracın davalının işi için kiralanıp kiralanmadığı ve davalının şoförü tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususlarında davalıya yemin teklifinde bulunduğunu bildirmiştir. Mahkeme, anılan dilekçeyi ihtarlı davetiye ile davalıya tebliğ ederek davalıyı yemin için 9/10/2014 tarihli duruşmaya davet etmiştir. Söz konusu davetiyedeki ihtar şöyledir:“Yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrünüz olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediğiniz veya gelip de yemini iade etmediğiniz yahut yemini eda etmekten kaçındığınız takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağınız ihtar olunur. (H.K. Mad.)” Davalı, avukatı aracılığıyla Mahkemeye sunduğu 26/8/2014 havale tarihli dilekçesinde, yemin teklifini kabul etmediğini, senetle ispat kuralı gereğince somut davada yemin deliline dayanılmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiş ve davet edildiği duruşmada hazır bulunmamıştır. Mahkeme 9/10/2014 tarihli ve E.2014/37, K.2014/575 sayılı kararı ile başvurucunun iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:“Davacı 730 TL radar cezası ödendiğine ilişkin belge ibraz etmiş, diğer 850 TL için her hangi bir belge ibraz etmemiş, tanık delili ile ispat edeceğini iddia etmesine rağmen yargılama aşamasında bu delilden de vazgeçerek doğrudan yemin deliline başvurmuş, davalı vekili yemini içeriğine göre kabul etmediğini, istemin alacak davası olup belge ile ispat edilmesi gerektiğini ve müvekkili ile davacı arasında vekalet ilişkisinin kurulduğuna ve istenilen bedellerin davacı tarafından ödendiğine ilişkin hiçbir delil olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.Dosyada bulunan tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı radar cezalarının ödendiğine ilişkin ödeme makbuzlarını ibraz etmiş ise de, bu miktarın davacı tarafından ödendiğine ilişkin resmi bir belge yoktur. Ayrıca ödediğini beyan ettiği 850 harcama ile ilgili belge de olmayıp sadece davacının beyanı vardır. Yapılan harcama miktarları ve bu ödemelerin kendisi tarafından yapıldığı ve iddiada belirtildiği şekilde vekalet ilişkisi kapsamında yolculuk yapıldığı konusunda her hangi bir delil ve belge ibraz edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Başvurucu, kesin nitelikli bu kararı gerekçesiyle birlikte 30/10/2014 tarihinde haricen öğrenmiş; 25/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir: “(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.” 6100 Sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.(2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.” 6100 Sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “(1) Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.” 6100 Sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.” 6100 Sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir....(4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.” 6100 Sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.”