1. Hukuk Dairesi 2010/10718 E. , 2010/12464 K. "" MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı olduğu 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine bina yaptırdığını, ancak boşandığı eşi olan davalı M..’in binadan ve kira gelirinden yararlanmasına engel olduğunu, diğer davalı Müslüm’ün ise kiracı olup, kira bedeli ödemediğini, davalıların haksız olarak taşınmaza müdahale ettiklerini ileri sürerek, muhtesatın aidiyet…
**1. Hukuk Dairesi 2010/10718 E. , 2010/12464 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, paydaşı olduğu 10 parsel sayılı taşınmaz üzerine bina yaptırdığını, ancak boşandığı eşi olan davalı M..’in binadan ve kira gelirinden yararlanmasına engel olduğunu, diğer davalı Müslüm’ün ise kiracı olup, kira bedeli ödemediğini, davalıların haksız olarak taşınmaza müdahale ettiklerini ileri sürerek, muhtesatın aidiyetinin tespitine, elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir. Davalı M.. davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya karşı beyanda bulunmamıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; davacı M..’in taşınmazda paydaş olduğu ve pay oranında karar verilmesi gerekirken mutlak şekilde elatmanın önlenmesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu binanın müstakilen davacı tarafından yapıldığının kanıtlanamadığı, dava açılmakla taşınmazın tasarrufuna mani olunduğu, davalıların ecrimisilden sorumlu tutulmalarına olanak olmadığı gerekçeleriyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve muhtesatın aidiyetinin tespiti isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.