(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/34 E. , 2010/2272 K. "İçtihat Metni" ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. vekili avukat ... ile ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili avukat ... Başkan aralarındaki dava hakkında ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.10.2007 gün ve 147-322 sayılı hükmün Dairemizin 6.11.2009 tarih ve 9412-12884 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşu
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/34 E. , 2010/2272 K.** **"İçtihat Metni"** ... Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti. vekili avukat ... ile ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili avukat ... Başkan aralarındaki dava hakkında ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.10.2007 gün ve 147-322 sayılı hükmün Dairemizin 6.11.2009 tarih ve 9412-12884 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. K A R A R Davacı, ... yolu üzerinde bir fabrika binasının bulunduğunu, kuyudan çektiği su ile fabrikanın bahçesindeki ağaçları suladığını, davalı idarenin kendisini sözleşme yapmaya zorladığını ve 14.608,44 YTL borç tahakkuk ettirdiğini, kuyu suyu bedelinden sorumlu olmadığı gibi yeşil alanda tüketilen atıksu bedelinden de 17.9.2004 tarihli Belediye meclis kararı gereğince sorumlu olmadığını ileri sürerek, sözleşmenin iptaline, ihtirazi kayıtla ödenen 14.608,44 YTL'nin istirdadına karar verilmesini istemiştir. Davalı, yeşil alan sulaması dışında kalan ve işyerinde tüketilen su ve atıksu bedelinden davacının sorumlu olduğunu, yapılan işlemin mevzuata uygun bulunduğunu savunanarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davaya konu yerde davalı idarenin kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı bu nedenle davalının davacıdan talepte bulunmayacağı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş; davalının temyizi üzerine Dairemizce onanmış bu kez davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, bu davasında depo olarak kullandığı fabrika binasına ait arazi içindeki kuyudan çıkardığı su ile arazideki ağaçlarını suladığını ileri sürerek talepte bulunmuş; davalı, 8.9.2005 tarihli tutunakta kaynak fabrikası olarak gösterilen yerde davacının kaçak kuyu suyu kullandığını, su ve atıksu bedelinden mevzuat hükümlerine göre sorumlu olduğunu savunmuş, mahkemece ise davalı idarenin davaya konu fabrika binasının bulunduğu yerde henüz kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı, bu nedenle davacının sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gibi tahsil edilen bedelden de sorumlu tutulamaycağı gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmiştir. Oysaki 2560 Sayılı Yasaya göre kurulan davalı ASKİ ...'da kullanma suyu ve atık sular için tesisler kurmak, tarifeler hazırlamak ve bu sular için para tahsil etmek görev ve yetkisiyle donatılmış, bu yetkiler adı geçen idarenin tekeline verilmiştir. Her abonenin kullandığı su kadar atık su ürettiğinde duraksamaya yer olmamalıdır. ASKİ bu atık suları kanalizasyon vasıtasıyla veya toplama çukurlarına boşaltmak suretiyle zararsız hale getirecektir. İdarenin olanaklarının yetersiz kaldığı ve hizmetli bizzat yerine getirmediği durumlarda, bu ... için uygun teknik donanıma sahip gerçek veya tüzel kişilere ruhsatname verilmek suretiyle hizmetin kısmen bunlara götürülmesi, yasadan kaynaklanan hak ve yetki tekelinin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Diğer taraftan idarenin hizmeti hiç yerine getirmemesi, idare hukukunun "hizmet kusuru" kavramı çerçevesinde sorumluluğunun doğmasına yol açabilirse de bu durum herhangi bir şekilde su kullanan ve bu nedenle de zorunlu olarak atıksu üreten abonelerin izin almaksızın ve sözleşme imzalamaya yanaşmaksızın gelişigüzel atıksu boşaltmalarına ve hizmetin yerine getirilmediği gerekçesine dayanarak atıksu bedeli ödemekten kaçınmalarına hak vermez. O nedenle davalı idarenin anılan yerde kanalizasyon şebekesinin bulunmadığından bahisle davacının davasının tümden kabulüne karar verilmesi yanlıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1996/93-346 esas ve 1996/699 sayılı kararında da belirtildiği gibi tahakkuk ettirilen atıksu bedeli bir hizmet karşılığı olabileceği gibi ekonomik koşullara göre oluşturulan ... şehrinin içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının yeraltı ve yerüstü kaynaklardan sağlanması ihtiyaç sahiplerine dağıtılması , kullanılmış sular ve bunların uzaklaştırılması bölge içindeki su kaynaklarının ve yer altı sularının kullanılmış sularla kirlenmesini önlemek için yeni tesisler kurmak, kurulu olanların bakım ve işletilmesini sağlamak amacıyla bu hizmetlerin görülmesinin temini amacıyla taraflar arasında özel hukuk alanında yapılan sözleşmenin geçerli olduğu ve davacının atık su bedelinden sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca davalı idare Belediye meclisinin 17.9.2004 tarih ve 2004/866 sayılı kararındaki "yeşil alanlarda kullanılan kuyu suyu ve atıksu bedelinden ücret alınmayacağı" hükmü de gözetilmek suretiyle konusunda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle gerektiğinde mahallinde inceleme ve araştırma yapılmalı, 2560 Sayılı Yasa ve Tarifeler Yönetmeliği hükümleri kapsamında davaya konu dönemde yeşil alan dışında kullanılan atık su miktarı ve buna tekabül eden borç miktarı belirlenmeli, belirlenen bu bedelle sınırlı olarak davacının sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek eksik incelemeyle yazılı şekilde davayı tümden kabul etmiş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki mahkeme kararı yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından dairemiz onama kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle diğer karar düzeltme talebinin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle Dairemiz 6.11.2009 tarih ve 2009/9412-12884 sayılı kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.