8. Hukuk Dairesi 2021/9287 E. , 2022/7774 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, ... İli Menemen İlçesi....., Mahallesi Demirci Deresi Mevkiinde bulunan yerin müvekkili tarafından 80 yıldan beri malik sıfatıyl…
**8. Hukuk Dairesi 2021/9287 E. , 2022/7774 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, ... İli Menemen İlçesi....., Mahallesi Demirci Deresi Mevkiinde bulunan yerin müvekkili tarafından 80 yıldan beri malik sıfatıyla davasız aralıksız kullanıldığını belirterek, yaklaşık 20 dönüm civarındaki tapusuz yerin müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile karara ekli 08.07.2015 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile sarı boyalı olarak gösterilen 18.000 m²'lik tescil harici yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1946 yılında yapılan ve 1947 yılında kesinleşen orman tahdidi, 1997 yılında yapılan 6831 sayılı Kanunu'nun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde çalışması, 2009 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde ve aplikasyon çalışması ve 1965 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu bulunmaktadır. 1. 4721 sayılı TMK'nin 713/3. maddesi gereğince, tescil davalarında Hazinenin yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda dava, Hazine ve ... hasım gösterilerek açılmış ise de, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf olması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, davasını ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım konumunda bulunan ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde, sözü edilen Büyükşehir Belediyesinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı bundan sonra yargılamaya devam edilmelidir. Zira taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. 2. Öte yandan; dosya kapsamında alınan raporlar usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması içermediğinden hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Mahkemece 15.02.2013 tarihinde orman, ziraat, jeoloji mühendisi ve kadastro teknisyeni eşliğinde yapılan birinci keşif sonrası alınan raporlarda hava fotoğrafı uygulaması yapılmadığı yalnızca 1996 tarihli memleket haritasının incelendiği ve bu inceleme sonucu dava konusu taşınmazın tamamının koyu renkli çalılık rumuzlu alanda kaldığının belirtildiği halde bu hususun üzerinde durulmadığı; 05.06.2015 tarihinde yapılan ikinci keşfe ziraat ve harita mühendisi bilirkişiler alındığı, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından verilen 25.06.2015 tarihli dilekçede stereoskop aleti kiralandığı ve bu aleti kullanan ehil bilirkişiyle ücreti karşılığı anlaşıldığı belirtilerek ek ücret istendiği, kim tarafından incelendiği dahi dosyadan anlaşılamayan 1957 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde, dava konusu yerde tarımsal faaliyetin olduğu, zeminin temizlenmiş ve dağınık-sık şekilde bulunan zeytin fidanlarının mevcut olduğu, güney batı uç kısmında kısmen çalılık olan bir bölümün bulunduğu, 2010 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde ise zeminin temiz olduğu, tarımsal faaliyetin devam ettiği ve parsel içindeki mevcut dağınık-sık haldeki zeytin ağaçlarının büyümüş olduğu belirtilmiştir. Ayrıca alınan ziraat raporlarında dava konusu taşınmazda imar ihyanın tam olarak ne zaman başlayıp tamamlandığı belirtilmediği gibi ağaçların dikim mi yoksa aşılama mı olduğu hususu da belirtilmemiştir. O halde Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.10.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.