(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2167 E. , 2008/4665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.05.2001 ve 02.08.2002 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil veya dairenin rayiç bedelinin tahsili ve tazminat istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; ... .....'in ölmüş olması nedeniyle dava tarihine göre ... ....yönünden bu nedenle isteğin reddine, davacının; dava konusu taşınmazdaki binaların yasal
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2167 E. , 2008/4665 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.05.2001 ve 02.08.2002 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil veya dairenin rayiç bedelinin tahsili ve tazminat istenmesi üzerine davaların birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; ... .....'in ölmüş olması nedeniyle dava tarihine göre ... ....yönünden bu nedenle isteğin reddine, davacının; dava konusu taşınmazdaki binaların yasal hale gelmesi halinde dava hakkı saklı kalmak üzere isteklerinin reddine dair verilen 20.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalı arsa sahipleriyle dava dışı.....Konut Yapı Kooperatifi arasında 16.10.1995 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğunu, kendisinin bu sözleşmenin kuruluşu aşamasında arsa hizmeti verdiğini, bunun dışında teknik danışmanlık yapma taahhüdünde bulunduğunu, bunlara karşılık davalıların bir dairenin mülkiyetini aktarmayı taahhüt ettiğini, bağımsız bölüm mülkiyetinin kendisine aktarılmasını, olmadığı takdirde bedeline karşılık fazla haklar saklı tutularak birmilyar liranın, teslimdeki gecikme nedeniylede birmilyar liranın, teknik danışmanlık hizmetlerinden haksız feshedildiğinden birmilyar liranın, Borçlar Kanununun 105.maddesi hükmünce munzam zarar olarak da birmilyar liranın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davacı yanla bağlayıcı bir sözleşmeleri olmadığını, mülkiyet aktarımı isteminin biçim koşuluna uymadığından dinlenemeyeceğini, kaldı ki sözleşmeyi fesh ettiklerini, aynı konuda Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava bulunduğunu, açılan bu davanın da reddini savunmuştur. Mahkemece, 16.10.1995 günlü sözleşme konusu yapılar yasal hale geldiğinde davacının dava hakkı saklı kalmak üzere dava reddedilmiştir. Hükmü, taraflar temyiz etmiştir. 1-Gerçekten, davalı arsa sahipleri ile dava dışı yüklenici kooperatif arasında düzenlenen 16.10.1995 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin 21.maddesi 10.bendinde aynen “mal sahibi, kendi payına düşen 92 bağımsız birimden bir adedini ...’a bedelsiz olarak vermeyi kabul ettiklerinden kat mülkiyetine geçiş sırasında bu hususa göre işlem yapılacaktır” hükmü bulunmaktadır. Bu istemin dayanağını sözleşmenin tarafları “protokol” başlıklı 20.10.1995 günlü belge içeriğinde “...’a daire verilebilmesi için ...’ın inşaatın bünyesine giren bütün blokların noksansız olarak ikmal edilmiş olmasına, çevre ve saha düzenlemelerinin kusursuz ve eksiksiz tamamlanmasına kadar müteahhit firma ile birlikte çalışmış olması şarttır. Aksi halde, ...’a daire verilmesinden söz edilemez” şeklinde açıklamıştır. 14.05.1996 tarihli “ek protokol” ile de davalılar ile dava dışı kooperatifin “… ...’la müteahhit firma ve arsa sahipleri verilecek hizmet konusunda bir mutabakat sağlayamamış olup, defalarca ...’la aralarında tüm hizmetleri kapsayan bir sözleşme yapmak istemelerine rağmen bu konuda çabaları sonuçsuz kalmıştır. Bu sebeple taraflar aralarında anlaşarak ...’a daire verilmesi şartından vazgeçmişlerdir.” denildiği görülmektedir. Öte yandan, davacı ...’ın Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/940 sayılı dosyasında yüklenici kooperatif aleyhine haksız feshe dayanarak kazanç kaybı, proje bedeli, hizmet ve müşavirlik bedelinden kalan alacak ile arsa hizmet ve teknik müşavirlik ile ilgili tazminat alacaklarını dava ettiği, açılan davanın reddedildiği hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 01.10.2002 tarih, 1997/940-2002/744 sayılı karar gerekçesinden; davacının arsa bulunmasına aracılık etmesinden kaynaklanan alacaklarının ödendiği, mimarlık hizmetine ilişkin sözleşmeyle yüklenilen edimlerini ise yerine getirmediğinin ve sözleşmenin feshinde yüklenici kooperatifin haklı olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır. Kısaca söylemek gerekirse, kesinleşen yargı kararı ile davacının teknik bazı hizmetleri yerine getirmediği ve 15.10.1995 günlü sözleşmenin dava dışı kooperatif tarafından haklı olarak fesh edildiği, kesinleşmiş yargı kararı ile sabittir. 16.10.1995 günlü sözleşmenin 10.maddesindeki borçlandırıcı işlemin nedeni, 20.10.1995 günlü arsa sahipleri ile yüklenici kooperatif arasındaki “protokol” başlıklı sözleşmede; davacının inşaat bünyesine giren bütün blokları noksansız olarak ikmal etmesi, çevre ve saha düzenlemelerinin kusursuz ve eksiksiz tamamlanması koşuluna bağlandığından, davacı ise bu hizmetleri yerine getirmeyerek kooperatifin sözleşmeyi haklı olarak feshine sebebiyet verdiğinden eldeki davanın da dinlenme olanağı yoktur. Davanın, açıklanan bu nedenle reddi gerekirken, bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak reddi doğru değil ve hükmün bu nedenle bozulması gerekirse de, dava sonuç olarak reddedildiğinden karar gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesince değiştirilerek düzeltilmesi ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile onanması gerekmiştir. 2-Yukarıda açıklanan duruma göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesince DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMESİNE ve hükmün gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.