Başvuru, özel bir şirket bünyesinde çalışan başvurucunun ahlaki durum gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, özel bir şirket bünyesinde çalışan başvurucunun ahlaki durum gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: A.G. isimli güvenlik şirketi (İşveren) bünyesinde bulunan ve yapılan hizmet alımı neticesinde 1/2/2010 tarihinden itibaren İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğünde (İl Müdürlüğü) güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucunun iş akdi, işveren tarafından 29/12/2015 tarihinde feshedilmiştir. Fesih bildiriminde; başvurucunun İl Müdürlüğünde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, aynı yerde kamu görevlisi olarak çalışan S.Ç. ile aralarında olduğu iddia edilen gönül ilişkisi gerekçesiyle iş ilişkisinin itibar ve güvenilirlik açısından olumsuz yönde etkilendiği vurgulanmıştır. Bildirimde bu nedenlerle işverenin iş akdini devam ettirmesinin beklenemez bir hâl aldığı vurgulanarak 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca iş akdinin feshedildiği belirtilmiştir.A. S.Ç. Tarafından Açılan İdari Yargı Davası Süreci Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede; başvurucunun ilişki yaşadığı iddia edilen ve kamu görevlisi olan S.Ç.nin de benzer nedenlerle görevine son verildiği anlaşılmıştır. Anılan idari işlemin iptali amacıyla açılan dava sonucunda İzmir İdare Mahkemesinin 30/9/2016 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; S.Ç.nin başvurucu ile yaşadığı iddia edilen ilişkinin tamamıyla özel hayat kapsamında kaldığı belirtilmiştir. Anılan karar, yapılan istinaf ve temyiz başvurularının reddi üzerine kesinleşmiştir.B. Başvurucu Tarafından Açılan İşe İade Davası Süreci Başvurucu 26/1/2016 tarihinde İzmir İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) işe iade istemli dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu vekili; başvurucunun davalı İşverenin çalışanı olduğunu, İşverenin görevlendirmesiyle İl Müdürlüğünde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş akdinin geçersiz nedenlerle feshedildiğini ifade etmiştir. Davalı şirket vekili davaya cevabında; başvurucunun asıl işvereninin SGK İl Müdürlüğü olması sebebiyle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, şirketin resmî ve özel kuruluşlara ihale usulü iş alarak işçi temin ettiğini, başvurucunun iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini savunup davanın reddini talep etmiştir. Davalı SGK vekili davaya cevabında; SGK'nın davalı güvenlik şirketinin üst ihale makamı olduğunu, başvurucu ile kurum arasında imzalanan bir iş akdi olmadığını, bu sebeple müvekkili kurumun taraf sıfatının bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini vurgulamıştır. İş Mahkemesi 5/6/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; mevzuat hükümleri tekrar edildikten sonra başvurucu ile S.Ç. arasında geçen konular nedeniyle S.Ç.nin de görevine son verildiği ve anılan işlemin iptali talebiyle açılan dava sonucunda İdare Mahkemesi tarafından verilen karar içeriğinin mevcut durumu doğruladığı vurgulanmıştır. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı istinaf başvurusu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin 30/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; işveren tarafından yapılan feshin haklı nedenle fesih sebepleri niteliğinde olmadığı ancak başvurucunun davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve işveren açısından iş sözleşmesinin devam ettirilmesinin beklenemeyeceği, bu itibarla geçerli fesih nedeni oluşturduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/5/2018 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı vurgulanmıştır. Nihai karar 2/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. H.Ç., B. No: 2017/14907, 30/9/2020, §§ 19-