4. Hukuk Dairesi 2021/21900 E. , 2024/4704 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/754 E., 2021/1053 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/56 E., 2018/547 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, B
**4. Hukuk Dairesi 2021/21900 E. , 2024/4704 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/754 E., 2021/1053 K. HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/56 E., 2018/547 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... ... hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, dava konusu taşınmazı mal kaçırma amacı ile 03.02.2012 tarihinde davalı ...'a sattığını belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin gerek ortağı olduğu Gecem Şirketi ile davalı borçlunun ortağı olduğu Mete İnşaat şirketi ile ticari iş yaptığı 2011 yılı itibariyle, taşınmazın alındığı tarihte davalı borçlunun yahut şirketinin mali durumunun asla bozuk olmadığını, aynı yıl davalı borçlunun ortağı olduğu şirketin kredi limitinin 2 milyon TL'ye çıkarıldığını, belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde, davacı banka ile ortağı olduğu Meta İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 11 Temmuz 2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olduğunu, davacıdan mal kaçırmak kastının söz konusu olmadığını; belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... davalı ...'ın dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak 2010 yılında önce harici satış sözleşmesi ile satın almış olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek borcunun işbu davalı tarafından ödenmeye başlandığı, daha sonra 2012 yılında resmi olarak dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan 454.987 USD ipotek bedeli ile satın almış olduğu, davalının, davalı borçlu ...'nın davacı bankaya borcu olduğunu bilecek kişilerden olmadığı, o tarihte davalı ...'nın aynı sitede kendisinin ikamet etmekte olduğu başka bir taşınmazı daha olduğu, tarafların davacıdan mal kaçırma niyetli olsa idi öncelikli olarak bu taşınmazın satılmasının hayatın olağan akışına daha uygun olduğu, kaldı ki bu durumun davalı ...'ı ilgilendiren bir husus olmadığı, davalı ...'ın 2010 Temmuz ayından itibaren dava konusu taşınmazda fiilen ikamet etmeye başladığı, taşınmazın değerinin düşük olması bizatihi tasarrufun iptali sebebi olamayacağı, kaldı ki dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ipotek bedeli dikkate alındığında, resmi senette yer alan bedelin normal olduğu anlaşıldığından tasarrufun iptali sebeplerinden hiçbirisi davamızda yer almadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan gayrimenkul satış sözleşmesinin gayrı resmi ve adi nitelikte bir sözleşme olduğunu, taşınmazın 2010 yılında davalı ... tarafından haricen alındığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tapudaki devrin 2012 yılında yapıldığını, taşınmazı gerçek bedelinin tapudaki devir bedeli arasında 3-4 misli fark bulunduğu, tasarrufun iptali talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davalı ...'ın dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak 2010 yılında harici satış sözleşmesi ile satın almış olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek borcunun bu davalı tarafından ödenmeye başlandığı, daha sonra 2012 yılında resmi olarak dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan 454.987 USD ipotek bedeli ile satın almış olduğu, davalı ...'ın davalı borçlu ...'nın davacı bankaya borcu olduğunu bilecek kişilerden olmadığı, o tarihte davalı ...'nın aynı sitede kendisinin ikamet etmekte olduğu başka bir taşınmazı daha olduğu, davalı ...'ın 2010 Temmuz ayından itibaren dava konusu taşınmazda fiilen ikamet etmeye başladığı, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ipotek bedeli dikkate alındığında, resmi senette yer alan bedelin normal olduğu, bu durumda ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, .." gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; belirttikleri nedenleri yineleyerek, Mahkemenin harici senedi esas alarak davayı red etmesinin hatalı ve bu satışın geçersiz olduğunu, resmi devrin 2012 yılında yapıldığını, satıştan önce davalıların birbirlerini tanıdıklarının ikrarları ile sabit olduğunu, bu nedenle üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü gerektiğini, borçlu ve üçüncü kişinin ortağı oldukları şirketler arasında da ticari ilişkinin olduğu gibi komşuluk ilişkilerinin de bulunduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İİK'nun 280 inci maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279 uncu maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Mahkemece, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak 2010 yılında harici satış sözleşmesi ile satın aldığı, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek borcunun bu davalı tarafından ödenmeye başlandığı, daha sonra 2012 yılında resmi olarak dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan 454.987 USD ipotek bedeli ile satın almış olduğu, davalı ...'ın davalı borçlu ...'nın davacı bankaya borcu olduğunu bilecek kişilerden olmadığı, o tarihte davalı ...'nın aynı sitede kendisinin ikamet etmekte olduğu başka bir taşınmazı daha olduğu, davalı ...'ın 2010 Temmuz ayından itibaren dava konusu taşınmazda fiilen ikamet etmeye başladığı, dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan ipotek bedeli dikkate alındığında, resmi senette yer alan bedelin normal olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de dosya kapsamına göre varılan sonuç doğru görülmemiştir. Dosya içerisindeki belgelerden, davalıların resmi ve gayri resmi satıştan önce aynı sitede komşu oldukları, ortakları oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin olduğu, dava konusu taşınmazın 09.02.2009 yılında doğan borçtan sonra 20.05.2010 tarihinde harici satış sözleşmesi ile borçlu tarafından davalı 3. kişi ...'a satıldığı, satış tarihinde taşınmaz üzerinde 30.04.2008 tarihinde tesis edilen bir ipotek olduğu, ipotek bedelinin resmi satışın yapıldığı 03.02.2012 tarihine kadar borçlu tarafından ödendiği, resmi satıştan sonra ödemelerin üçüncü kişi tarafından yapıldığı görülmüştür. Borcun doğumundan sonra gerçekleşen satışlardan önce, borçlu ve üçüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları, geçerli olmayan bir sözleşmeye dayanılarak 2010 yılında satışı yapılan taşınmazın bedelinin tamamı ödenmemesine rağmen hemen teslim edilmesi ve resmi satışın bundan 2 yıl sonra gerçekleşmesi, ipotek bedelinin bu süreçte borçlu tarafından ödenmeye devam edilmesi olguları birlikte değerlendirildiğinde, davalıların tam bir güven ilişkisi içerisinde olacak kadar birbirlerin tanıdıklarını göstermektedir. Bu halde, üçüncü kişi Abdullah Atlar'ın, davalı borçlunun mali durumunu İİK 280/1 maddesi gereğince bildiği kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.