2. Hukuk Dairesi 2020/5993 E. , 2021/1988 K. "" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından aile konutu olarak kullanılan taş…
**2. Hukuk Dairesi 2020/5993 E. , 2021/1988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından aile konutu olarak kullanılan taşınmazın ipotek işleminde davacı eşin açık rızasının alınmadığı, bankanın dava konusu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını bilmediği ve davalı bankanın iyiniyetli olduğu iddiasının korunamayacağı, davalı bankanın basiretli davranarak eş muvafakatnamesindeki imzanın eşe aidiyetini araştırmak durumunda bulunduğu gerekçesiyle ipoteğin kaldırılması davasının kabulüne ipoteğin kaldırılarak karar verildiği, bankanın istinaf talebi üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı kadın tarafından temyiz yoluna başvurulduğu görülmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “Kurucu” değil “Açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “Emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “Belirli olan” bir işlem için verilebilir.