4. Hukuk Dairesi 2010/11132 E. , 2011/12686 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 16/03/2006-01/05/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süre
**4. Hukuk Dairesi 2010/11132 E. , 2011/12686 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 16/03/2006-01/05/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29/11/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar adına gelen olmadı, karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmedir. 2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; a-Dava, trafik kazası nedeni ile yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacılar, asıl ve birleşen davalarında, davacı ...’un davalı ...’in sürücüsü olduğu araç içinde iken meydana gelen kazada boynundan aşağısı felç olacak biçimde yaralandığını ileri sürerek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır. Davalılar ise, kusur ve sorumlulukları olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. Yerel mahkemece, meydana gelen trafik kazasında davacının 1/8, davalı sürücü ...’in 7/8 oranında kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi raporu benimsenerek maddi tazminat isteminin tümünün, manevi tazminat istemlerinin ise bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacının, davalı ...’in kullandığı araca ücret karşılığı binmiş bir yolcu olmayıp sırf hatır için taşındığı anlaşılmaktadır. Hatır taşımacılığında yalnızca yolcunun yararının bulunduğu ve taşıyanın karşılıksız olarak onu taşıdığı gözetilerek Borçlar Yasası'nın 43. maddesi gereğince zararın bir bölümünün tazminat alacaklısının üzerinde bırakılması gerekir. Diğer yandan, Borçlar Yasası'nın 44. maddesi uyarınca zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin yol açtığı durum ve koşullar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu ağırlaştırmış ise yargıcın tazminat tutarından uygun bir tutarda indirim yapması gerekir. Dava konusu olayda, alkollü olduğunu bildiği davalı ...’in sürücüsü olduğu araca binen davacının, zarar doğuran eyleme katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, belirlenen maddi ve manevi tazminat tutarlarından, olayda varlığı kabul edilen hatır taşıması nedeniyle Borçlar Yasası'nın 43., davacının alkollü olduğunu bildiği sürücünün kullandığı araca binmesi nedeniyle de aynı Yasa'nın 44. maddesi uyarınca uygun tutarlarda indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b-Yerel mahkemece benimsenen 24.03.2010 günlü, daimi iş gücü kaybı nedeni ile uğranılan maddi zararı hesaplayan bilirkişi raporunda, tazminat tutarları hesap günündeki verilere göre hesaplanmış ve davacının Ak Sigorta AŞ den 30.09.2005 gününde aldığı tazminat, herhangi bir güncelleştirme yapılmadan toplam tutardan indirilerek zarar bulunmuştur. Oysa sigorta tarafından ödenen bedeli hesap gününden yaklaşık 5 yıl önce almış olan davacı, bu miktarın hesap rapor tarihine kadar işleyecek yasal faizi kadar haksız yere zenginleşmiş olacaklardır. Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi hesaplanıp güncelleştirilerek, hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir. c-Borçlar Yasası'nın 47. ve 49. maddeleri uyarınca vücut bütünlüğü ve kişilik hakları haksız biçimde saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahiplerine verilmesine karar vereceği para tutarını adalete uygun tayin etmelidir. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Somut olaya gelince; davacı ...’un, davalı ...’in kusuru ile meydana gelen trafik kazasında vücut bütünlüğü zarar görmüş, anne, baba ve kardeşi olan davacıların da ...’un uğradığı zarar nedeni ile sosyal kişilik değerleri ihlal edilmiş ise de olay tarihi, olayın gelişim biçimi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıda anılan ilkeler uyarınca davacılar yararına takdir olunan manevi tazminat tutarları fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a-b-c) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.