T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1308 Esas KARAR NO: 2026/222 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/01/2024 NUMARASI: 2023/625 2024/29 DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine gö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1308 Esas KARAR NO: 2026/222 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/01/2024 NUMARASI: 2023/625 2024/29 DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’nın asıl borçlu, diğer müvekkili ...’nın kefil olduğu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 24.12.2018 düzenlenme tarihli 30.11.2019 ödeme tarihli 28.000,00 TL miktarlı senet, 24.12.2018 düzenlenme tarihli 30.11.2020 tarihli 30.000,00 TL miktarlı senet, 24.12.2018 düzenlenme tarihli 30.11.2021 ödeme tarihli 32.000,00 TL miktarlı senetleri müvekkili ... ile alacaklı ... arasında 24.12.2018 tarihinde yapılan ... ilçesi ... Mahallesi... parselde bulunan tarlanın müvekkiline kiralanması ile ilgili olarak teminat maksadıyla verildiğini, yazı ekinde sunmuş oldukları sözleşmenin 4. Maddesinde, "iş bu sözleşmenin teminatı olmak üzere kiracının borçlu kiralayanın alacaklı olduğu 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarının kasım aylarında ödeme tarihi 4 adet senet düzenlenmiştir." aynı sözleşmenin 5. Maddesinde “Düzenlenen senetlere her sözleşme yılı için tahmini olarak bedeller yazılmıştır” şeklinde olduğunu, müvekkilleri ile davalı arasında bugüne kadar bu kira ilişkisinden başka herhangi bir alışveriş olmadığını, sözleşme incelendiğinde sözleşmenin düzenlenme tarihi ile senetlerin düzenlenme tarihinin aynı olduğunu, yine sözleşmenin 4. Maddesinde yazılan senetlerin ödeme tarihlerinin de tutmakta olduğunu, davalı tarafın icra takibinin 04/08/2022 tarihinde başlamış bu sebeple 4. senedin ödeme günü gelmediği için takibe konu edemediğini, müvekkillerinden ...'nın borçluya 20.000,00 TL miktarlı, ... isimli kişiden aldığı ...'na ait çeki cirolayıp borçluya verdiğini, borçlunun da bu çeki ... 30.03.2022 tarihinde tahsil ettiğini, yine müvekkilinin babası olan ...'nın, kendi hesabı olan ... ... Şubesi TR...... numaralı hesabından 29.09.2022 tarihinde 50.000,00 TL’yi davalının ... ... hesabı olan TR... numaralı ibanına gönderdiğini, açıklama olarak da “... icar ödemesi” olarak yazıdığını, yani takip öncesinde davalı tarafa 30.03.2022 tarihinde 20.000,00 TL çek ile takip sonrasında 29.09.2022 tarihinde 50.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL ödenmiş olunmasına rağmen davalı tarafça ne icra açılırken 20.000,00 TL düşülerek takip başlatıldığını ne de takip sonrasında ödenen paranın icra dosyasına bildirildiğini, icra takibine kötü niyetli olarak devam edildiğini iddia ederek öncelikle teminatsız olarak veya mahkememizce uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, davacıların davalı tarafa 70.000,00 TL asıl alacak ve hesaplanacak faizleri ile ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine ve açılan icra takibinin bu miktar yönünden ve işlemiş faizi ile ferileri yönünden iptaline, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle davalı hakkında %20'den aşağıya olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili davalı arasında düzenlenen senetlerin "sebepten mücerret" kambiyo senetleri olup teminat senedi niteliğinde olmadığını, teminat senedinin unsurlarını taşımadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği vakıa ve haricen ödeme iddialarının kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip konusu senetlerle bir ilgisinin bulunmadığını, iddia edildiği üzere müvekkiline işbu senet borçlarına dair haricen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından da işbu dava açılmadan önce icra dosyasına tüm dosya borcunun yatırıldığını, ancak sonrasında kötü niyetli olarak işbu davanın ikame edildiğini savunarak davanın reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinden tamamen kötüniyetli olan davacının İİK md 72/4 uyarınca alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini istemiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih ve 2023/625 Esas - 2024/29 Karar sayılı kararıyla; ''...Davacı vekilince bonoların teminat amacıyla verildiği iddia edilmiştir. Davacı ... tarafından 29.09.2022 tarihli anlaşma ile borcun kabul edildiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu anlaşılmaktadır...Emsal olduğu açıklanan içtihatlar, tarafların beyan ve delilleri birlikte değerlendirildiğinde davacılar vekilinin bonoların teminat olarak verildiği iddiasına, tanzim edilmiş 29.09.2022 tarihli anlaşma belgesi karşısında itibar edilmemiştir. Davacılar vekilince davalıya 30.03.2022 tarihli çek ile ...'den alınan çek ile ödeme yapıldığı iddiasında bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK birinci bölüm ve üçüncü kısımda düzenlenen yenileme başlıklı 133. Maddede, "(1) Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. (2) Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz." hükmü gereği davacının çek vererek bono borcunu sona erdiğini ispatlaması gerektiği ancak çekin tarihi ve 29.09.2022 olan anlaşma belgesi ile birlikte yapılan değerlendirmeye göre bu ödeme yönünden davacının iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davacılar vekilince ayrıca 29.09.2022 tarihinde ... hesabından 50.000,00 TL ödeme yapıldığı iddiasında bulunulmuştur. Ödeme iddiasına konu dekont incelendiğinde açıklamalar kısmında "... .... ödemesi" açıklamasının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça yapılan bu ödemenin kira sözleşmesi feshedilene kadar olan ve sözleşmeye dayanan kira borcu olduğu beyan edilmiştir. Tarafların beyan ve delillerine göre yapılan ödemenin bonolara dayalı takip nedeniyle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacılar vekilince delil listesinde yemin deliline yer verildiği anlaşılmış ise de dava konusu teminat olarak verildiği ve bedelsiz kaldığı iddia edilen bonolara dayalı takip nedeniyle menfi tespit istemi olduğundan 6100 sayılı HMK'nın "Yemine Konu Olamayacak Vakıalar " başlıklı 226/1-c maddesinde "Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak" vakıaların yemine konu olamayacağı hükmü gereğince yemin delili hatırlatılmamıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar aleyhine 3 adet toplam 90.000,00 TL bedelli bonolara dayalı kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, davacıların bonoların kira ilişkisinin teminatı olarak verildiği ve takipten önce 70.000,00 TL ödeme yapıldığı iddiası ile menfi tespit isteminde bulunulmuş, dava açıldıktan sonra dosyaya ihtirazi kayıt ile ödeme yapıldığından dava istirdat davasına dönüşmüş, davalı vekilince davalıya bonolar nedeniyle ödeme yapılmadığı, davacıların borcu ödeme taahhüdünde bulunulduğu savunulmuştur. Davacı ve bononun keşidecisi ... tarafından takip dosyasında 29.09.2022 tarihinde borcu ödeyeceğini beyan ve taahhüt etmesi karşısında davacıların bonoların teminat olarak verildiği ve 20.000 TL bedelli çekin ödeme nedeniyle mahsubu gerektiği iddiasına itibar edilemeyeceği, 50.000 TL ödemenin bonolar nedeniyle yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilince ayrıca davacılar aleyhine tazminata hükmolunması talep edilmiştir. İİK 72/4. Maddeye göre "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır." düzenlemesi gereği yapılan incelemede dava konusu takip nedeniyle verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı bulunmadığı anlaşılmış, davalının tedbir talebi hususunda ayrıca değerlendirme yapılmayarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur: HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın reddine,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkilinin babası ... tarafından davalı tarafa yapılan ve açıklamaya “icar ödemesi” şeklinde yazılan ibarenin davalı tarafa açıklattırılması gerektiğini, ... ile davalı arasında yapılmış herhangi bir icar sözleşmesi bulunmadığını,...'nın çocuklarının icar borcuna istinaden bu ödemeyi yaptığını, ödeme ispatlanmasına rağmen ödemenin senetlere istinaden yapıldığının ispatlanmadığı şeklinde bir gerekçe belirtilmesinin kabul edilemez olduğunu, Sözleşmeye istinaden bonoların teminat maksadıyla verildiğinin belli olduğunu, borç sebebi olan “....”ı belirtmesinin tek başına yeterli olduğunu, yapılan diğer ödeme olan, dava dışı ...’e ait ... çeki yine müvekkilinin icar sözleşmesi sebebiyle davalıya yapmış olduğu ödeme olduğunu, başka bir alacak için söz konusu ise bu hususun davalı tarafça aydınlatılması ve ispatlanması gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığa konu bono suretlerinin incelenmesinden; Bonoların nakden ya da malen kaydı içermediği, 30/11/2019 vade tarihli 24/12/2018 düzenleme tarihli 28.000,00 TL bedelli , 30/11/2020 vade tarihli 24/12/2018 düzenlenme tarihli 30.000,00 TL bedelli , 30/11/2021 vade tarihli 24/12/2018 düzenlenme tarihli 32.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiği görülmüştür.Davacı tarafından uyuşmazlığa konu bonoların tarla kiralanmasına dair sözleşme gereği "teminat" maksadıyla verildiği ileri sürülerek "teminat" ve "bedelsizlik" iddiasıyla huzurdaki menfi tespit davası açılmıştır. Dosyada mübrez "Anlaşma ve Süre Uzatımı İşlem Durdurulması Anlaşması" başlıklı belgeden, anlaşmanın bonoların icra takibine konu edilmesinden sonra 29/09/2022 tarihinde yapıldığı, belge içeriğinde, bono keşidecisi davacı ... tarafından icra dosyasına konu borcun "kayıtsız şartsız" kabul edildiği, davacı vekilinin 10/11/2023 tarihli beyan dilekçesinde de belge altındaki imza inkar edilmediği gibi haciz işlemleri yapılmasını önlemek maksadıyla anlaşma belgesinin imzalandığının beyan edildiği, irade fesadına ve/veya belgenin geçersizliğine yönelik bir iddia da ileri sürülmediği görülmekle birlikte bedelsizlik iddiasına dayanak ödeme belgeleri incelendiğinde de; dava dışı kişi tarafından yapıldığı anlaşılan 50.000,00 TL ödemenin huzurdaki uyuşmazlık konusu bonolara yönelik olduğuna dair dekont içeriğinde açıklama bulunmadığı gibi ödeme tarihinin 29/09/2022 tarihli anlaşma belgesi ile aynı tarihli olduğu ve diğer iddiaya konu 20.000,00 TL bedelli çek ödemesinin ise anlaşma belge tarihinden önce olduğu dikkate alındığında ödeme iddiasına konu belgelere itibar edilmesinin mümkün bulunmaması karşısında davanın reddine dair verilen ilk derece mahkeme kararı yerinde olup, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/02/2026