4. Hukuk Dairesi 2022/13770 E. , 2024/11581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/802 Değişik İş, 2022/801 Karar İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde
**4. Hukuk Dairesi 2022/13770 E. , 2024/11581 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/802 Değişik İş, 2022/801 Karar İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortaladığı aracın, yaya olan müvekkiline çarpması sonucunda 18.12.2019 tarihinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle müvekkilinde %9 oranında sürekli iş göremezlik oluştuğunu, dava öncesinde davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatın temerrüt itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 212.070,57 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline gerekli evraklar ile başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, müvekkili tarafından alınan tıbbi mütalaada davacının maluliyet oranının %4 olarak ifade edildiğini, müvekkilinin bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığını, tazminat hebasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz hesap yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini, müvekkilince, kendisine yapılan başvuru üzerine davacının zararının giderilmesinin teklif edildiğini, davacı tarafça bu teklifin kabul edilmemesi nedeniyle davalının faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olmadığını, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davanın kabulü ile 212.070,57 TL'nin 18.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 23.294,94 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 17 nci fıkrası ve 19.01.2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrasında vekalet ücretine ilişkin düzenleme getirildiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 17/2 nci maddesi gereğince, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararda hükmedilen vekalet ücreti belirtilen ölçülere uygun olmadığına ve bu nedenle davalının itirazının kısmen kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine ve davacı lehine 9.200,00 TL ücrete hükmedilmesine karar verilmiş, diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın aynı nedenle ikinci kez başvuru yaptığını ve ilk başvurunun reddine karar verildiğini, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline gerekli evraklar ile başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, müvekkili tarafından alınan tıbbi mütalaada davacının maluliyet oranının %4 olarak ifade edildiğini, müvekkilinin bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığını, tazminat hebasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz hesap yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının kaza tarihinde çocuk olması nedeniyle tazminat hesabına 18 yaşından itibaren başlanması gerektiğini ve askerlik döneminin tazminat hesabında dikkate alınmaması gerektiğini, davacının kaza tarihinde çocuk olması nedeniyle bakıcı gideri yapamayacağını, annesinin ve babasının yapacağını bu nedenle talebin husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça bakıcı tutulduğu belgelendirilmediğinden brüt asgari ücret üzerinden değerlendirme yapılamayacağını, müvekkiline atılı kusur oranını kabul etmediklerini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanması nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 1. Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı sigortalı araç sürücüsünün, dönel kavşaktan dönerken, dönel kavşak içerisinde, orta ada kenarında ve taşıt yolu üzerinde bulunan davacının her iki ayağının orta ada bordür taşı ile römorkun sol arka teker arasında sıkışması sonucunda ve çarpma etkisiyle davacının sırt bölgesini orta adayı çevreleyen korkuluklara sürtmesi suretiyle gerçekleşen kazada sigortalı aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/1-c maddesinde düzenlenen "dönel kavşaklarda dönüş kurallarına riayet etmemek" kuralını ihlal ettiği, davacı yayanın ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/1-c maddesinde düzenlenen "trafiği tehlikeye düşürecek hareketlerde bulunmamak" kuralını ihlal ettiği tespiti yapılmıştır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, çift taraflı işbu kazaya ilişkin olarak kusur raporu alınmış ve alınan bilirkişi raporunda; davalı araç sürücüsünün kavşağa girişinde hızında bir değişikliğe gitmediği ve dönel kavşağın etrafından dönüşe başlarken dar bir kavisle orta adaya yakın şeritten dönüşe başladığının tespit edilerek, davalı sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/f ve 53/1-c madde hükümlerini ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise dönel kavşak orta ada kenarında dönel kavşak içerisinde taşıt yolu üzerinde yürüyüşü esnasında kendi can güvenliğini tehlikeye atması ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/1-c maddesinde düzenlenen "trafiği tehlikeye düşürecek hareketlerde bulunmamak" kuralını ihlal etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu ifade edilmiş ve Hakem Heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarını belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin var olması halinde ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamı, maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Bu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikinliği tarafından düzenlenen 12.10.2021 tarihli raporda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in 5. Bölüm 14 üncü maddesi uyarınca trafik kazası sonucu yaralanan çocuklar hakkında 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik ve ekinde yer alan cetvellere göre maluliyet oranının % 9 olduğu belirlenmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında "Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade eder" hükmü yer almakta ise de Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. Aynı Yönetmelik'in 8 inci maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20'nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmelik'in amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK 54 üncü maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosya içindeki bilirkişi raporunda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe atıf yaptığı gerekçesi ile çocuğun sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiği belirtilmiş ise de bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18 inci maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu Yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre maluliyet oranının belirlenerek karar verilmesi gerekirken yanlış Yönetmelik esas alınarak hazırlanan rapora göre hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacının davaya konu trafik kazasına ilişkin görmüş olduğu tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve bakıcıya ihtiyaç duyup duymadığı, duyuyor ise ne kadar süreyle duyduğunun, dosya içerisinde olan tüm raporlarda irdelenmek suretiyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile eklerine göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,25.11.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davaya konu çift taraflı trafik kazasında davacının yaya, davalıya sigortalı aracın çekici olduğu anlaşılmakla; kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK’nın 53/1-c maddesinde düzenlenen “Dönel kavşaklarda dönüş kurallarına riayet etmemek”, davacının KTK’nın 68/c maddesinde düzenlenen “Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır” kuralını ihlal ettiği; Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan bilirkişi raporunda ise yine aynı maddelerin ihlali nedeniyle davalı sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmekle, bu haliyle kaza tespit tutanağı ve kusur raporunun uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda yeniden kusur raporu alınmasına gerek bulunmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.