9. Ceza Dairesi 2013/2670 E. , 2013/16582 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : TCK'nın 314/2, 62, 53/1-2-3, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hükmedilen cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, Sanık ...'in 22 Temmuz 2007 ve 12 Haziran 2011 tarihlerinde yapılan 23. ve 24…
**9. Ceza Dairesi 2013/2670 E. , 2013/16582 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm : TCK'nın 314/2, 62, 53/1-2-3, 58/9, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hükmedilen cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, Sanık ...'in 22 Temmuz 2007 ve 12 Haziran 2011 tarihlerinde yapılan 23. ve 24. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimlerinde milletvekili seçildiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamına göre, sanığa yüklenen ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olan suçun, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 83/2. maddesinde işaret edilen ve 14/2. maddesinde gösterilen ... hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması niteliğindeki suçlardan olduğu, yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında kalan bu suç bakımından yargılamanın yürütülmesine ve temyiz incelemesine engel bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Avrupa kamu düzeninin ... bir özelliği olan Demokrasi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince tasarlanan ve sözleşmeyle bağdaşabilen yegane politik modeldir. Siyasi partiler ise, Anayasamızın 68/2. maddesinde de vurgulandığı gibi, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiye üye olma ve bir siyasi partinin çatısı altında siyasi faaliyetlerde bulunma örgütlenme özgürlüğü kapsamında iken, özgürlüğün topluca kullanımı bağlamında ifade özgürlüğü ile de ilişkilidir. Modern demokrasilerde özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma hak ve özgürlüğünün, diğer başka hak ve özgürlükler gibi; terör örgütleri mensuplarınca kötüye kullanılmak istenebileceği açıktır. Nitekim bir siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların açıklanan hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği, asıl hedef ve amaçların gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “Yazar ve diğerleri” kararında da belirtilmiştir. Anayasamızın 68. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 11. maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma hak ve özgürlüğünün kötüye kullanımı, Anayasamızın 14/2 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesi hükümleri karşısında korunmayacaktır. Bir faaliyetin siyasi faaliyet-örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve Anayasa ile Sözleşmenin korumasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal- hiyerarşik bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17 Temmuz 2001 tarihli “Sadak ve diğerleri” kararında yaptığı ayrım da dikkate alınmalıdır. Suç tarihlerinde, bir siyasi partinin teşkilatlarında görev yapan sanığın eylemleri bu ilkeler çerçevesinde ve başka dosya sanıkları ... ile Dairemizin 14.12.2011 tarih ve 2011/10378-2011/30018 sayılı kararında da ifadesi hükme esas alınan ... ...'ın ifadeleri, usulüne uygun olarak dinlenen koruma altındaki tanığın beyanları ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirildiğinde salt siyasi faaliyet kapsamında görülemeyeceği, terör örgütünün yurt dışındaki kamplarına giderek PKK terör örgütünün alt oluşumları olan PJA(... Kadın Partisi)'nın 5. kongresine ve PRD(Demokratik Kurtuluş partisi)'nin 2. kongresine örgüt mensuplarınca giyilen tek tip kıyafetle iştirak etmenin, terör örgütüne eleman kazandırma faaliyetlerinde bulunmanın, örgütün kırsaldaki kamplarına eleman göndermenin, terör örgütünün belirlediği sivil itaatsizlik stratejilerine uygun olarak icra edilen faaliyetler doğrultusunda bulunduğu bölgedeki bazı eylemlerin talimatını vermenin siyasi hak ve özgürlükler kapsamında bir siyasi faaliyet olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi olma suçunu oluşturacağına ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 24.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.