8. Hukuk Dairesi 2021/13568 E. , 2023/6412 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/17 E., 2019/34 K. DAVA TARİHİ : 01.01.1992 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk…
**8. Hukuk Dairesi 2021/13568 E. , 2023/6412 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/17 E., 2019/34 K. DAVA TARİHİ : 01.01.1992 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi (Yargılama sırasında ... ilçe sınırları dahilinde kaldığı belirtilen) çalışma alanında 5602 ... Tapulama Kanunu (5602 ... Kanun) uyarınca 1963 yılında yapılan tapulama sırasında, 51 parsel ... 70.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tasdiksiz yoklama kaydı, vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve pay satın alma nedenleriyle ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. 2. İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 51 parsel ... taşınmazın kadastro tespitine esas alınan tapu kayıtlarının ve tespit malikinin dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı kaydın kapsamında kalmadığını, taşınmazın Hazineye ait Mart 1317 tarihli ve 18 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. 3. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 51 parsel ... taşınmazda hissedar olduğunu, hissesinin yazılmadığını, tapulama tutanağının iktisap sebebi sutünunda yazılı olduğu üzere taşınmazın murisleri ... Bekir oğlu ... adına Temmuz 289 tarih ve 83 ... tapu kaydı ile tapuya kayıtlı olduğunu, bütün mirasçılar adına tespitin yapılması gerekirken mirasçılardan sadece ... adına tespitin yapıldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...; taşınmazın Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı kayıt kapsamında kaldığını belirterek, taşınmazın adına tescilini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2012 tarih ve 1992/2 Esas, 2012/9 Karar ... kararıyla, dava konusu 51 parsel ... taşınmazın kadastro tespitine esas alınan Temmuz 1289 tarihli ve 186 ile 187 sıra numaralı kayıtların bulunamaması nedeniyle 51 parsel ... taşınmaza uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, 1937 tarihli ve 134 sıra numaralı vergi kaydı ile Temmuz 1289 tarihli ve 83 sıra numaralı kaydının da sınırları itibariyle taşınmaza uymadığı, 51 parsel ... taşınmazın Hazineye ait Mart 1317 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşıldığı, Hazineye ait tapu kaydının çok geniş bir alanı kapsadığı, söz konusu sınırlar içerisinde dava konusu taşınmazın da bulunduğu, tespit malikinin dayandığı kayıtların taşınmaza uymadığı gerekçesiyle, davacı ...'nin davasının reddine; davacı Hazinenin davasının kabulü ile tarla niteliğindeki 70.400,00 metrekare yüzölçüme sahip 51 nolu parselin tespitinin iptaline Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 04.06.2012 tarih ve 1992/2 Esas, 2012/9 Karar ... kararı, tespit maliki ... mirasçıları olan davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.06.2016 tarih ve 2015/15081 Esas, 2016/6270 Karar ... ilamıyla; "ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, 51 parsel ... taşınmazın komşularına ve Temmuz 1289 tarihli ve 186 ile 187 sıra numaralı kayıtların revizyon gördüğü 87 ve 88 parsel ... taşınmazlara ait tespit tutanakları ve dayanakları belgelerin getirtilmesi, kesinleşme durumlarının araştırılması, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında 180 numaralı kayıt tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup hudutların mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi, fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir, kroki düzenlettirilmesi, kayıtların revizyon gördüğü parsellerde dikkate alınarak kayıtların kapsamı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; davacı Hazinenin karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 22.02.2018 tarih ve 2017/1509 Esas, 2018/1192 Karar ... kararıyla reddedilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 51 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin Temmuz 1289 tarihli ve 186 ile 187 sıra numaralı tapu ve 134 sıra numaralı vergi kaydına istinaden ... oğlu ... adına yapıldığı, taşınmazın tespitine esas alınan tapu kayıtlarına ulaşılamadığı, Temmuz 1289 tarihli tapu kaydının 131 sıra numarasında sona erdiği, bu nedenle söz konusu tapu kaydının 51 parsel ... taşınmaza uygulanma ihtimalinin bulunmadığı, davalı tarafın dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı 10 hektarlık tapu kaydının mahallinde yapılan keşifte uygulandığı, tapu kaydına göre "dere ve keza" sınırının kuzeyi ve doğusunda devam etmekte olan ... Deresi, "..." olarak okunan sınırın bilinmediği, "... ..." sınırının güneyinde bulunan 49 parsel ... taşınmazın güneyinde olan 57 ve 58 parsel ... taşınmazların maliki ... ... ve ... ...'in babası olan ...'ın babası ... ... olduğu ve kaydın üç yön itibariyle parsele uyduğunun belirlendiği, tapu kaydının taşınmazı kapsadığı kabul edilmesi için Yargıtay kararına göre en az üç sınırının uymasının gerektiği, Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı kaydın mahalli bilirkişilere okunması neticesinde, kaydın üç yön itibariyle doğrulandığı, fen bilirkişi raporuna göre de kaydın üç yön itibariyle çekişmeli taşınmazla örtüştüğünün anlaşıldığı, taşınmazın kuzeyi ve doğusunda bulunan "derenin" sabit olduğu, çevresinde başka maliklere ait parsellerin bulunduğu, Hazineye ait kaydın ise çok geniş sınırları kapsadığı ve bu sınırlar içerisinde kalan başka kayıtların ve parsellerin olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişi raporuna göre de taşınmazın 40 - 45 yıldan beri kullanıldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, buğday ve ayçiçeği ekimi yapıldığının belirtildiği, dinlenen mahalli bilirkişilerin ise ... oğlu ... ...'ın taşınmazı kullandığını, onun ölümü üzerine mirasçısı ... tarafından taşınmazın ekilip biçildiğini, daha eskilerde ...'ın babası ...'nin burayı kullanıyor olabileceğini, Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı kaydın sahibi olarak gözüken "... bin ... Bekir ...'nin" o ... olup olmadığını bilemediklerini beyan ettikleri, taşınmazın Hazineye ait Mart 1317 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalmakta ise de, Hazineye ait tapu kaydının çok geniş bir alanı kapsadığı, davalının dayanağı olan Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı tapu kaydın kapsadığı alanın üç yön itibariyle belirlendiği, bu kaydın taşınmazı kapsadığı ve bu haliyle yapılan tespittte hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 51 numaralı parselin (... ili ... ilçesi ... Mahallesi 51 numaralı parsel) tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, raporların ve mahalli bilirkişi beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların dayandığı kayıtlardan hangisine değer verileceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası) 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 20 ve 21 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı Hazine, dava konusu taşınmazın Mart 1317 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını iddia etmiş, davalı ... ise savunmasında, taşınmazın kadastro tespitine esas alınan Temmuz 1289 tarihli ve 186, 187 sıra numaralı kayıtların kapsamında olmadığını, Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı kaydın kapsamında bulunduğunu belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalar neticesinde, dava konusu taşınmazın tarafların dayandığı kayıtların kapsamında kaldığı anlaşılmış olup, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflarca dayanılan kayıtlarından hangisine öncelikle değer verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Ne var ki; Tapu Müdürlüğünün 1967 tarihli cevabi yazısı ile gönderilen, davalı tarafın dayandığı 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı tapu kayıt örneğinde tapunun "tasdiksiz" olduğu belirtilerek, yüzölçümünün 10 dönüm olarak yazıldığı anlaşılmakta olup, söz konusu tapu kaydının tasdikli mi yoksa tasdiksiz mi olduğunun denetlenmesi bakımından kaydın bir örneği Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı'ndan istenilerek bu husus açıklığa kavuşturulmamış; söz konusu kaydın revizyon durumu araştırılmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu kaydın 10 hektar (100 dönüm) yüzölçümlü tapu kaydı olduğunun belirtilmiş olması karşısında, kaydın yüzölçümü hususunda oluşan çelişki üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. 2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davalı tarafın dayandığı Temmuz 1289 tarihli ve 180 sıra numaralı yoklama kaydı, ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığı'ndan getirtilmeli, 3402 ... Kadastro Kanunu' nun (3402 ... Kanun) 14 üncü maddesi hükmü gözetilerek söz konusu yoklama kaydının tasdikli mi yoksa tasdiksiz mi olduğu kesin olarak saptanmalı; gerekirse bu konuda uzman, ... bilen bir bilirkişi seçilerek, müdürlüklerde bulunan kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle kaydın tasdikli olup olmadığı ve yüzölçümünün (miktarının) ne kadar olduğu konusunda, açıklayıcı bir şekilde kaydın tercümesini içeren denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca ilgili kurumlara müzekkere yazılırken, bu kaydın kadastro çalışmaları sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği sorularak, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazların kadastro sonucu oluşan tespit tutanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtlarının ve yine tespitlerine esas alınan belgelerin onaylı örnekleri istenilmeli; kaydın revizyon gördüğü taşınmazların başka dosyalarda dava konusu olduklarının anlaşılması halinde ilgili dava dosyalarına ilişkin mahkeme hakimince düzenlenecek dosya inceleme tutanakları dosya arasına alınmalı; davalı tarafın dayandığı kaydın tasdikli yoklama kaydı olduğunun anlaşılması halinde, bu kaydın gayri sabit sınırlı olduğu ve bu nedenle miktarı ile geçerli olacağı dikkate almak suretiyle, refakete alınacak fen bilirkişisiyle birlikte mahallinde keşif yapılarak, şahıs arazisi (... ...) olarak okunan ve bu nedenle sabit sınır sınır niteliğinde olduğu anlaşılan güney sınırından başlanmak üzere, revizyon durumu da gözetilerek, kaydın miktarıyla kapsadığı alan (tapu kaydının yüzölçümünün 10 dönüm olduğunun anlaşılması halinde, kaydın oluştuğu günde 1 dönümün 919 metrekareye karşılık gelmesi nedeniyle 10 X 919 = 9.190 metrekare; tapu kaydının yüzölçümünün 100 dönüm olduğunun anlaşılması halinde ise, kaydın oluştuğu günde 1 dönümün 919 metrekareye karşılık gelmesi nedeniyle 100 X 919 = 91.900 metrekare) belirlenip, bu bölüm tespit malikinin mirasçıları adına, arta kalan kısmın ise Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmeli; davalının dayandığı kaydın tasdiksiz yoklama kaydı olduğunun anlaşılması durumunda ise, 3402 ... Kadastro Kanunu' nun (3402 ... Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, tasdiksiz yoklama kaydının tapu kaydı niteliğinde olmadığı ve zilyetlikle birleşmeyen yoklama kaydına değer verilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, eldeki davada davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazla birlikte geniş bir alanı kapsaması nedeniyle zilyetliğe de değer verilemeyeceği dikkate alınarak, davanın kabulü ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmelidir. 3. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.