10. Hukuk Dairesi 2023/6597 E. , 2024/10273 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/829 E., 2023/382 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/175 E., 2021/34 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi…
**10. Hukuk Dairesi 2023/6597 E. , 2024/10273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/829 E., 2023/382 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/175 E., 2021/34 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine ,Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA [adres satırı maskelendi] II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.04.2016 tarihinde müvekkili firmada çalışmaya başladığını, davacı tarafın müvekkili işyerinde kaynakcı-dilmeci ünvanıyla çalıştığını ücretinin 2400 TL olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacının düz beden işçisi olarak çalıştığını, davacı ile imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücret ödeneceğinin belirtildiğini, davacının da buna muvafakat ettiğini, davacının müvekkilinden aldığı son ücretin mayıs 2018 için brüt 2029,50 TL olduğunu, davacının imzasını taşıyan bordroların ihtirazi kayıt olmaksızın imzalandığını ve banka kayıtları ile örtüştüğünü, davacının müvekkili işyerinde çalıştığı süre boyunca davaya konu iş kazasından önce birden fazla eğitim aldığını, davaya konu olayın nasıl meydana geldiğini, davacı ve yanında operatör olarak çalışan ... 'dan başka gören olmadığını, davacının makinaya sıkışan saç çapağını temizlerken kendisine müvekkili tarafından teslim edilen göz maskesini kullanmadığını, makinedeki arızaya müdahale eden davacının 16 yıllık tecrübesi olan her insanın yapması gerektiği gibi göz maskesini takması gerekirken kendi istek ve iradesiyle şahsi güvenliğini hiçe sayarak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde hareket eden davacının bu olaydan tamamen kusurlu olduğunun açık olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. . III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin % 70, davacı işçinin %30 oranında kusurlu olduğu, davacının kaza nedeniyle % 39 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle; "Davanın kısmen kabulüne, 1-Davacının talep ettiği 264.528,36 TL maddi tazminatın 169.916,20 TL'sinin kabulü ile 04.05.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının talep ettiği 70.000,00 TL manevi tazminatın 40.000,00 TL'sinin kabulü ile 04.05.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde kaynakçı-dilmeci olarak çalıştığını, kazanın da bu işin yapım sürecinde gerçekleştiğini, davacının aylık net 2.400 TL ücretle çalıştığını, asgari ücretin bankadan kalanın elden ödendiğini, emsal ücret cevabının iddialarını desteklediğini, asgari ücret üzerinden yapılan hesabın esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranı, gözünü kaybetmesi ve kusur oranları nazara alındığında hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Olayın meydana gelmesinde müvekkil şirketin kusuru bulunmadığını, tazminata konu olayın tümüyle davacı işçinin ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğinden müvekkilin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alındığını ve eğitimlerin verildiğini, davacıya kaza öncesinde gerekli iş güvenliği eğitimlerinin ve koruyucu malzemenin verildiği hem yazılı delil hemde tanık delili ile sabit olduğunu, dosyaya daha önce sunduğumuz ve müvekkil şirket tarafından işçilere verilen maske tamamen yüzü koruyan ve görmeyi de engellemeyen bir koruyucu ekipman olduğunu, 22.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun 7 ve 8 inci Sayfalarında belirtildiği gibi solunum sistemi koruyucu maske ile bir ilgisi bulunmadığını, belgede yazan dosya ekindeki fotoğraflarda da görüleceği üzere yüz bölgesini koruyan bir ekipman olduğunu, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan "yüz siperi" ekipmanı olduğunu, dolayısıyla dosyada bulunan bilirkişi raporlarında gözü koruyucu ekipman verilmediği ifadeleri doğru dolmadığını, davaya konu olayın gerekli ekipmanı kendisine verilen ve kullanımı kendisine öğretilen, kullanmaması halinde karşılaşabileceği riskler kendisine anlatılan, sürekli bu konuda uyarılan ve denetlenen davacı işçinin dikkatsizliği, kuralları hiçe sayması, önemsememesi ve "bir şey olmaz" mantığıyla hareket etmesi nedeniyle meydana geldiğini, bir işyerinde işçinin başında sürekli birinin durup kurallara uyup uymadığını kontrol etmek imkansız olduğunu, davacı işçinin kusuru zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını kestiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte illa ki müvekkil şirkete kusur atfedilecek ise, bu tali kusur olması gerektiğini, yukarıda arzedilen hususlarla birlikte hayatın olağan akışı dikkate alındığında 16 yıllık tecrübesi olduğunu belirten davacının tecrübeli birisi olarak ve başına gelen kazanın olabileceği riskini alarak, gözlüksüz bir şekilde çapak temizleme işini yapan işçinin, olayda asli kusurlu olması hukuk ve hakkaniyetin gereğidir. aksi durum kusur teorisine aykırı olacağını, olayda davacının kusuru ile zarar ile fiil arasında illiyet bağı kesildiğinden manevi tazminata hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, şayet kusur atfedilecek ise müvekkil şirket tali kusurlu olduğundan Mahkemece hükmedilen tazminat miktarı fahiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Hakimin manevi zarar adı ile iş kazasına uğrayana verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davacının maluliyet oranı, bir gözünde kayıp yaşanması, tedavi süreci, kusur oranı nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı düşük olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerindedir. Davacı için 60.000 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Manevi tazminatın fahiş olduğuna ilişkin davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. ...." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında ; "2-Davanın Kısmen Kabulüne, a-Maddi tazminatın kısmen kabulü ile, 169.916,20 TL'nin 04.05.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, b-Manevi tazminatın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL'nin 04.05.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 70.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince davacı yararına 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davacılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilerek yalnızca davacı lehine bu kez 60.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu gözetildiğinde reddine karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacı vekilince hükme esas alınan 05.01.2021 tarihli hesap raporuna itiraz etmeksizin raporda seçenekli olarak yapılan hesaplamaya istinaden davacının ücretinin iddia gibi tespiti halinde 2.seçenekte hesaplanan 264.528,36 TL üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince anılan raporda davacının ücretinin asgari ücret olarak kabulü halinde hesaplanan 1. Seçenekte yer alan tazminat miktarı 169.916,20 TL üzerinden karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. KARAR : Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.