8. Ceza Dairesi 2009/8719 E. , 2011/11737 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme HÜKÜM : Beraat Gereği görüşülüp düşünüldü: Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan dolayı mağdur veya suçtan zarar gören sıfatı olmayan müştekinin, davaya katılmaya ve bu sıfatla bu hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin (REDDİNE), 26.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜ…
**8. Ceza Dairesi 2009/8719 E. , 2011/11737 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme HÜKÜM : Beraat Gereği görüşülüp düşünüldü: Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan dolayı mağdur veya suçtan zarar gören sıfatı olmayan müştekinin, davaya katılmaya ve bu sıfatla bu hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin (REDDİNE), 26.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE: Sanık hakkında, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan kamu davası açılmıştır. Suç ihbarında bulunan ve devamında da Cumhuriyet Savcılığına şikâyet dilekçesi vererek suçtan zarar gördüğünü ileri süren kişi aynı zamanda suçun işlendiği köyün köy muhtarıdır. Soruşturma evresi sonucunda sanık hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılmıştır. Düzenlenen iddianamede şikâyetçinin adına da yer verilmiştir. Tensip zaptı ile müştekiye meşruhatlı davetiye ile duruşma günü bildirilmiş, duruşma günü yargılamaya gelen şikâyetçi mahkemesince CMK. nun 234 maddesi ve devamı maddelerindeki hakları hatırlatılmıştır. Şikâyetçi olay hakkında anlatımda bulunduktan sonra, davaya müdahil olarak katılma isteğini dile getirmiş mahkemece suçtan zarar gördüğü kabul edilerek, davaya katılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında bitirilen yargılama sonucunda beraat kararı verilmiş, yoklukta verilen karar katılana tebliğ edilmesi üzerine de yasal süre içinde temyiz yasa yoluna başvurmak suretiyle hükmü temyiz etmiştir. Dairenin sayın çoğunluğu şikâyetçinin anılan suçtan zarar görmediğini kabul ederek temyiz isteğinin reddine oy çokluğuyla karar vermiştir. Oysa, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan açılan kamu davasına, suçtan zarar görenlerin davaya katılması olanaklıdır. Şöyle ki; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 170. maddesinde, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” başlığıyla; ( )Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda; a) ……….., b) …………….., c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,kişi....cezalandırılır." şeklindedir. Bu suçun işlenmesinde, nesnel bir zarar tehlikesi yaratması aranmaktadır. Zarar tehlikesi suçlarında, suçun hukuki konusu üzerinde zarar tehlikesinin meydana gelmiş olması suçun varlığı için yeterli görülmüştür. Tehlike suçlarında hareketin yöneldiği hukuki konunun gerçek anlamda zarara uğramış olması aranmamaktadır. Hukuki konunun objektif olarak zarar tehlikesi ile karşılaşmış olması, suç tipinin ihlali için kâfidir. Failin davranışı kimse bakımından, cana veya mala yönelik, nesnel bir zarar tehlikesi yaratmadığında, ortada bir suç da olmayacaktır. Zarar tehlikesi neticesini gerçekleştirirken ayrıca bir kimsenin hayatına sağlığına veya malvarlığına bir zarar verdiğinde, fail, ya genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçu yanında, meydana gelen zarar neticelerinden kusur kuralına göre sorumlu olacak, ya da sorumluluğu geçitli suç kuralına göre belirlenecektir. Madde metninde "kişilerin..." ve "kişilerde..." diyerek, suçla ihlal edilen ve ceza ile korunan hukuki değeri ihlal edilen kimsenin, yani mağdurun belli bir kişi olmadığına, gayri muayyen olduğuna işaret edilmiştir. Anılan madde de kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike yaratacak biçimde yahut kişilerde korku, kaygı veya panik yaratacak tarzda, ……… silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma fiilini suç saymaktadır. Bu demektir ki, silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma fiilleri, mahiyeti bakımından kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından nesnel bir tehlike, yani bir zarar tehlikesi yaratmadığında yahut nesnel olarak kişilerde korku, kaygı veya panik doğurmadığında, sadece, salt yapılmış olmaları bu suçu oluşturmayacaktır. Kuşkusuz, bir kimse kendi malvarlığına zarar verirken de başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir zarar tehlikesi yaratabilir. Yasa maddesindeki, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek yahut kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek şekilde, silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesini istediğinden, suç, esasen serbest hareketle işlenebilen seçimlik hareketli bir suç olmaktadır. Seçimlik davranışların kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde yahut kişide korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda olmasından, davranışın kendisinin zararlı veya tehlikeli olmasını değil, dış aleme yansıyan davranışın beşeri tecrübe kuralına uygun olarak, kendi dışında, nedensel, zararlı bir sonucu doğurmaya elverişli olmasını anlamak gerekmektedir. Korku, bir tehlike veya bir tehlike düşüncesi karşısında uyanan kaygı duygusudur. Kaygı, üzüntü, endişe duyan düşünce ve tasa anlamına gelmektedir. Panik ise bir topluluğu kaplayan ani dehşet duygusu, büyük korku, ürkmek anlamındadır. Bu fiillerin yalın olarak meydana gelmesi suçun oluşması için yeterli değildir. Fiilin; "Kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda" meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bu soyut tehlikelerin doğmasıyla suç oluşacaktır. Suçun oluşması için fiilin maddede belirtilen nitelik ve etkide olması yeter olup ayrıca başkalarını korkutma, kaygıya düşürme veya paniğe uğratma kastının bulunması gerekmemektedir. Suçun işlenmesiyle kişilerin mağduriyeti ortaya çıkmakta ve fiilden zarar görme olasılığı beliren bu kişilerin kamu davasına katılma hakkı doğmaktadır. Ceza muhakemesinde genel kural, her suçun kamu adına takip edilmesi gerekmekte ise de, her olayda bir de suçun etkilerini doğrudan doğruya üzerinde hisseden somut mağdur bulunur. Bu nedenle, suçtan zarar görenin kamu davasına müdahalesi, Cumhuriyet savcısının yanında muhakemeye katılması bir anlamda Cumhuriyet savcısının yetkilerini paylaşması ve ona yardım eden bir konum kazanması ve haklarını koruyup kollama gibi bir görev üstlenmesi adalet duygusunu tatmin eden bir sonuçta doğurmaktadır. Kamu davasına katılabilecek olanlar, mağdur ve suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile mâlen sorumlu olanlardır (CMK m.237/1). Mağdur ve suçtan zarar gören gerçek kişiler suç tanımıyla korunan hak ve menfaatin sahibi oldukları şüphesizdir. mağdur ise suçtan doğrudan doğruya zarar görendir. Bu kişi, suçun olumsuz etkilerini doğrudan doğruya üzerinde hisseder. Suç tanımıyla korunan hak ve menfaatin dışında kalan hak ve menfaatlerin ihlal edildiği hallerde, bu hak ve menfaatin sahipleri, dolaylı olarak suçtan zarar görenler olarak adlandırılmaktadırlar. 5271 sayılı Yasa'da davaya katılmaya hakkı olan kişiler belirlenirken, mağdur ve suçtan zarar gören kavramları birlikte kullanılmıştır. Mağdur, suçla korunan hak ve menfaati doğrudan zarar gören olduğuna göre, yasa metninde yer verilen suçtan zarar gören kavramı, suçtan dolaylı biçimde zarar gören olarak kabul etme zorunluluğu doğmaktadır. CMK. m.234'de mağdur ile şikâyetçinin hakları düzenlenmiş, mağdur ve şikâyetçinin davaya katılma hakkının bulunduğu gösterilmiştir (CMK m.234/l-b). Mağdur kavramıyla, doğrudan doğruya zarar gören kişi veya kişilerin olması gerektiği şüphesizdir. Bir olayda suçtan zarar göreni belirlerken, sanığa yüklenilen ve cezalandırılması istenilen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin ceza kovuşturması konusundaki isteğini göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde kişiye suçtan zarar görme sıfatını tanımak gerekmektedir. Hakim bir olayda suçtan zarar görenin sınırlarını belirlerken, sanığa yüklenen ve cezalandırılması istenen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kişinin, ceza kovuşturması konusundaki isteğinin kişide fiilin işlenmesinden doğan tatmin edilme ihtiyacını göz önünde tutmak ve bu haklı görüldüğünde ise kişiye suçtan zarar gören sıfatını tanımak durumundadır. Somut olayda da, suç işlendiğinde ihbarda bulunarak şikayetçi olan kişi gecenin geç saatinde silah atılmasıyla korku, kaygı, panik ve endişe duygusunu yaşamakla mağduriyet yaşamıştır. Bu haliyle sanığın işlediği iddia olunan “ korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek suçundan” zarar görmüştür. Kamu davasına katılması ve hükmü temyiz etmesi yasal hakkıdır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 gün ve 2006/8-317 esas, 2006/319 sayılı kararı da bu yoldadır. İzah edilen bu nedenlerle sayın çoğunluğun katılanın temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına katılmıyorum.