İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarihli ve 2022/136 Esas- 2022/566 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı araçla seyir halindeyken 19.01.2017 tarihinde Tarsus İl…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2123 - 2026/63 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2123 KARAR NO : 2026/63 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/06/2022 NUMARASI : 2022/136Esas 2022/566Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. İLİŞKİLİ KİŞİ : ... DAVANIN KONUSU : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarihli ve 2022/136 Esas- 2022/566 Karar sayılı kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı araçla seyir halindeyken 19.01.2017 tarihinde Tarsus İlçesi sınırları dahilinde trafik kazası meydana geldiği, aracın davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesiyle sigorta edilmiş olduğu, davalı sigorta şirketince kazada zarar gören karşı tarafa hasar tazminatı ödendiği ve müvekkilinin alkollü olduğu iddiasıyla ödenen tazminatın rücuen tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/11771 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığı, takibin süresinde itiraz edilmediğinden kesinleştiği, ancak kazadan sonra düzenlenen alkol testinde müvekkilinin yasal sınırların üzerinde alkollü olmadığının tespit edildiği, müvekkili ile davalı arasında sigorta sözleşmesi bulunmadığı ileri sürülerek sözkonusu takipten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin sürücünün alkollü olması nedeniyle sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu meydana gelen zararın karşılanması amacıyla yapıldığı, araç sahibinin 18 yaşından küçük ... olduğu ve aracın %90 engelli raporuyla alındığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 74. maddesine göre engelli raporuyla küçük bir kişi adına araç alınması için anne ve babasının tüm hukuki sorumlulukları üstlendiklerine dair noter onaylı taahhütname vermesi gerektiği, verilen taahhütnameye göre davacının, araç sahibi ve sigortalı olan ...’nın tüm hukuki sorumluluklarını üstlendiği, davacının bu bakımdan da sorumlu olduğu, bunun yanısıra sürücünün de ...'nın babası olan davacı ... olduğu, ayrıca araç sahibinin mevcut durumu sebebiyle aracın tüm bakım ve masraflarını karşılayan ve aracı daimi olarak işleten kişinin de davacı olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine göre ev başkanının ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumlu olduğu, buna göre küçük ve engelli araç sahibinin aracının zararlarından da davacının ev başkanı sıfatıyla sorumlu olacağısavunularak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın .... İcra Müd. 2017/11771 E sayılı takip dosyası kapsamında başlatılan takipte borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, icra dosyasındaki yapılan incelemede davalı sigorta şirketi tarafından trafik sigortası yapılmış bulunan ... plaka sayılı dava dışı ...'ya ait aracın meydana gelen kazada dava dışı ... plaka sayılı araca çarparak hasarlaması sonrasında davalı sigorta şirketince üçüncü kişiye yapılan hasar ödemesinin sürücünün alkollü olmasından kaynaklı olarak genel şartlar uyarınca rücuundan kaynaklı şekilde alacağın tahsili amacı ile araç sürücüsü davacı ... ile araç sahibi ...'ya karşı başlatmış olduğu takip nedeni ile davacı tarafından o oranda alkollü olmadığından bahisle borcun yokluğunun tespitinin talep edildiği, takip dosyası kapsamında yapılan incelemede takip alacaklısının davalı, takip borçlularının ise ayrı ayrı olmak üzere işleten ... ve sürücü ... olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı sigorta şirketince alkol nedeni ile işleten yaşı küçük ...'ya karşı ve takip ehliyeti açısından veli sıfatı ile ...'nın dava dışı annesi ile davacı babasına karşı ancak ve ancak velayeten taraf teşkilinin sağlanması amacı ile takibi yöneltebileceği halde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin emsal nitelikli 2015/7334-2018/1247 EK sayılı ilamında da ayrıntıları ile açıklandığı üzere "...Trafik sigortacısı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince, sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olunması hallerinde, sigortacının kendi akidine rücu hakkı bulunmaktadır. Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir. Sigortalı ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir. Dosya kapsamında bulunan poliçe örneğine göre sigorta sözleşmesinin tarafı olarak davalı ...'ın ismi yer almaktadır. Buna göre taraflar arasında sigortalılık konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak diğer davalı ..., araç sürücüsü olup sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından trafik sigortacısı tarafından açılacak rücu davaları da akide karşı açılacağından araç sürücüsü ... aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." ve mahkememizce celp edilmekle incelenen trafik sigorta poliçesinin tarafının ... olarak yazılı bulunduğunun anlaşılmasına göre sigortacının anılan yasal düzenleme karşısında sözleşmenin tarafı akidi dışındaki somut olayda sürücü olan davacıya yasal olarak rücu hakkı bulunmadığı, bu yönü ile diger iddialar dinlenilmeksizin davacının davalıya takip nedeni ile borçlu olmadığı..." gerekçesiyle "Davanın kabulü ile, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2017/11771 E. sayılı takip dosyası nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın görevsiz mahkemece görüldüğü, davacının araç maliki engelli şahsın babası olduğu, aracın tüm giderlerinin davacı tarafından yapıldığı, sigorta ettiren de davacı olduğu, taahhütmane gereği anne ve babanın sorumluluğu olduğu iddia edilerek verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle Menfi Tespit istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında öncelikle görev açısından inceleme yapılmıştır. 6502 sayılı Kanunun 2. maddesi her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaların bu kanun kapsamında olduğu belirlendikten sonra, 3. maddesi ile buna yönelik tanımlar yapılmış olup, 3. maddenin I bendinde açıkça tüketici işlemi tanımlanmış olup, buna göre "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" tüketici işlemi olarak tanımladığı anlaşılmaktadır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigorta edilen ... plaka sayılı aracın malikinin davadışı ... olduğu, sigortalının adıgeçen araç maliki ve sigortacının davalı şirket olduğu, davacı sürücü ... ile davalı sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesinin bulunmadığı, buna göre eldeki davanın tarafları arasında tüketici işlemi mahiyetinde bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6.kitabında 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkta TTK'nın 4/1-a. TTK 5/1. maddesi gereğince davada asliye ticaret mahkemesi görevli olduğundan, davalı vekilinin mahkemenin görevine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” hükmü mevcuttur. Şu halde, davacı sigortacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Husumet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 06/02/2019 Tarih ve 2016/3382 Esas- 2019/1044 Karar sayılı kararı). Somut olayda, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi, kaza tutanağı ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafından başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/11771 Esas sayılı icra takibinde, 19.01.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda ... plaka sayılı aracın hasarladığından bahisle yapılan tazminat ödemesinin sigortalı ... plaka sayılı aracın maliki ... ve sürücüsü ...'dan rücuen tahsili talebiyle başlatıldığı, sözkonusu icra takibinde davacı ...'nın ev başkanı sıfatına dayalı bir rücu isteminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sigortacının sigorta sözleşmesine aykırılık sebebine dayalı rücu hakkının sigortalıya karşı ileri sürülebilir. Davacı ... ile davalı sigorta şirketi arasında sigorta ilişkisi bulunmadığından, davalı sigortacının, sigorta edilen aracı kaza sırasında sevk ve idare eden davacı sürücüye rücu hakkı bulunmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davacının menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 720,49.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 180,25TL harçtan mahsubu ile bakiye 539,75.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır