14. Hukuk Dairesi 2018/5713 E. , 2019/2874 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.12.2011 gününde verilen dilekçe ile orman kullanım sınırının tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine dair verilen 03.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten …
**14. Hukuk Dairesi 2018/5713 E. , 2019/2874 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.12.2011 gününde verilen dilekçe ile orman kullanım sınırının tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine dair verilen 03.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, kömüş korusu olarak adlandırılan yaylanın 01.06.1955 tarih 22. sıra numarası ile Hacıreissökü Köy'üne tahsis edildiği, 17.02.1959 tarihinde taşınmaz mallar özel siciline tescil edildiği, daha sonra Hacıreissökü Köy'ünün davacı köylere ayrıldığı, 1955 tarihinden beri davacı 4 köy tarafından kullanıldığı, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı köyler adına tescil edildiği, kadastro çalışma alanına yaptıkları itirazın kadastro mahkemesince reddedildiğini belirterek kadastro tespiti ile davalı köylerin sınırları içine alınan ve tescili yapılan 1. cilt 52 sahife 16 sıra No'lu 17.02.1959 tarihli hudutname tescil belgeli arazinin tapu kaydının iptali ile davacı köyler adına tescilini istemiştir. Davalı ... Köy'ü vekili, davanın sınır tespitine yönelik olduğu, idare mahkemesinin görevli olduğu, kadastro çalışma alanı sınırlarının köy idari sınırları olmadığı, parsel numarasının belirtilmediği, tapu iptali tescil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacının köy sınırlarının tespiti ile dava konusu alanın kendi köy sınırları içerisinde kaldığının tespitini istediği, köy sınırlarının belirlenmesinin idari işlemle olabileceği, gerekçesi ile yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Bilindiği üzere 31.05.1965 tarih 4/2 sayılı içtihatı birleştirme kararında; "..tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının diğer köyün sınırı içine alınmış olması halinde dahi ilk köyün bu yerlerden eskisi gibi yararlanacağı" belirtilmiştir. 4342 sayılı Kanunun 29. maddesinde de bu prensip benimsenmiştir. 6831 sayılı Orman Kanununun 20 ve onu izleyen maddeleri hükmünce orman içerisinde mera yaylak ve kışlak da bulunabilir. Diğer taraftan orman alanından yararlanma hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda, 6831 sayılı Orman Kanununun 31-39 maddelerinde, sınırları içinde bulunan ormandan yararlanma hakkı maddelerdeki prosedüre uyulmak koşulu ile orman sınırlarında kaldığı köye ait olacağı öngörüldüğünden, mahkemece mevcut idari sınırın zeminde belirlenmesi önem arz etmektedir. Kadastro çalışmaları sınırı yani Kadastro Müdürlüğünce ve Kadastro Mahkemesince belirlenen sınır hangi noktaya kadar kadastro çalışmasının yapılacağının gösterir, idari sınırı değiştirmez.