T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1476 KARAR NO : 2026/309 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.05.2023 NUMARASI : 2021/492 Esas 2023/426 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23.02.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2023 tarih 2021…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1476 KARAR NO : 2026/309 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.05.2023 NUMARASI : 2021/492 Esas 2023/426 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23.02.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2023 tarih 2021/492 Esas 2023/426 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı .... Şti.ile alacağı temlik aldıkları .... Bankası arasında yapılan genel kredi sözleşmesi uyarınca davalının da bu sözleşmenin müteselsil kefili bulunduğunu, davacı müvekkilinin kefillerin yararına olarak kredi borcunu ödediğini, buna göre yapılan ödeme nedeniyle kefillerin bu ödemeden sorumlu olduğunu, bu ödemenin 1/2 sinden sorumlu olduğunu, bu alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı tarafın haksız itirazda bulunarak takibin durmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin tacir olmadığını, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının ileri sürdüğü ödemelerin dava dışı ... Şti.nin bizzat kendi hesabına yapılan ödemeler olup, dava dış .... Bankası kredi ödemesi için açmış olduğu hesap olmadığını, müvekkilinin kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olmayıp kefili olduğunu, asıl borçlunun ... Şti.olduğunu, kredi borcunun bu şirket tarafından ödenerek bitirildiğini, bu nedenle müvekkilinin kefilliğinin sona erdiğini, davacının iddialarının hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan yazışmalara göre tarafların tacir olmadıkları, 6102 Sayılı Kanunun 4.Maddesi kapsamında nisbi ve mutlak ticari dava niteliği bulunmayan davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizce, somut olayda davacı vekili, davalının müteselsil kefili olduğu dava dışı banka ve borçlu arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi uyarınca kullanılan ve ödenmeyen kredi bedelinin müvekkilince karşılandığı, karşılanan bu bedelin müteselsil kefili olan davalının 1/2 sinden sorumlu olduğu ileri sürülerek, bu bedelin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istenmektedir. Dava dışı ....Bankası ile yine dava dışı .... Şti.arasında 10.10.2018 tarihli, 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davalının bu sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefili olduğu hususlarında bir ihtilaf bulunmayıp sunulan sözleşme ve kefalet sözleşmelerince de sabit bulunmaktadır. Davacı tarafça rücu talebine ilişkin alacağın müvekkilince vekaletsiz iş görme hükümlerine göre ödenmek sureti ile davalı kefilin 1/2 sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek eldeki dava açılmış bulunmaktadır. Her ne kadar dava konusu taraflar TTK hükümleri gereğince tacir değillerse de taraflar arasındaki davaya konu ödemenin yapıldığı ileri sürülerek rücuen tahsili talep edilen alacak kalemi dava dışı banka ile asıl borçlu arasında düzenlenen ve davalının da müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. İhtilafın çözümünde vekaletsiz iş görme hükümleri ile birlikte davalının da kefili olduğu genel kredi sözleşmesinin değerlendirileceği, bu sözleşmedeki hükümlerin ve içeriğinin değerlendirme konusu olacağı açıktır. Ayrıca davacının ödediğini iddia ettiği borcun konusu dava dışı banka ile davalının da bulunduğu borçlular arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi olduğuna göre davada ticari bir borcun ödenmesi söz konusudur. Zira davalı ile dava dışı banka arasındaki kefalet ilişkisinin konusu genel kredi sözleşmesi olup, anılan bu husus TTK 4.maddesi gereğince bankalardan kullanılan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığından içerik itibariyle mutlak ticari dava niteliği taşımaktadır. Uyuşmazlığın bankalara ilişkin düzenlemelerde ön görülen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması nedeniyle TTK'nın 4.maddesi gereğince ticari iş niteliğinde sayılması gerektiği gözetilmektedir. Bu bakımdan davaya TTK'nın 5/1 maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliği taşımakta olup aynı yasanın 5/3 maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi bakmakla görevlidir. HMK 1. maddesi uyarınca mahkemelerinin görevinin kamu düzenine ilişkin olduğundan anılan bu hususun resen gözetilmesi gerekmektedir. Bu durumda, istinafa konu kararı veren ilk derece mahkemesinin davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakmakla görevli olduğu halde yanılgıya düşülerek görevsizlik kararı verilmiş bulunması usul ve yasaya uygun bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının .... Bankası ile .. ... Şirketi arasında yapılan kredi sözleşmesinin davalı ...'ın müteselsil kefili olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kefiller yararına olarak kredi borcunun ödendiğini, yapılan ödeme sebebiyle vekaleten iş görme hükümlerine göre yapmış olduğu ödemenin davalıdan yarısının tahsiline karar verilmesini talep edildiği, dosya kapsamı itibariyle dava dışı .... .. Şirketinin ... Bankası AŞ'den 365.000 TL bedelli, 498.931,66 TL geri ödemeli, 100.000 TL bedelli, 124.731,96 TL geri ödemeli kredi kullandığı, davacı ...'in dava dışı şirketin kredi borcunun 140.965,00 TL'sini ödemiş olduğu, davacının hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen dava dışı ... Şirketinin kısmen borcunu ödemiş olduğu, yapılan ödemenin 6098 sayılı BK'nın madde 529 maddesine göre dava dışı şirket için vekaletsiz iş görme kapsamında iadesinin talep etmesinin mümkün olabileceği, davalı için vekaletsiz iş görme işleminin söz konusu olmadığı, davacı tarafından yapılan ödeme sebebiyle bankadan temlik almasının (ödenen miktar için) söz konusu olmadığı, bu sebeple davalıya başvurmasının söz konusu olmayacağı, rücuen alacak kapsamında sorumluluğun dava dışı şirkete ait olduğu, davalının doğrudan husumetinin bulunmadığı, 6098 Sayılı BK'nın madde 127/1-2 ' e göre davacının dava dışı bankaya halef olma şartlarının mevcut olmadığı, sonuç itibariyle davacının dava dışı şirket için yapmış olduğu ödeme sebebiyle davalıya başvurmayı gerektirir hukuki sebebin mevcut olmadığı, davalının pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından; açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı tarafından gerek borçlu gerekse kefillerin yararına alacak şekilde toplamda 140.965,00 TL ödeme yapıldığı, vekaletsiz iş görme hükümleri gereği kredi muhatabı ... ..'nin bu tutarın tamamından, kefiller ... ile ...'in ise 1/2 oranında sorumlu oldukları, alınan bilirkişi raporlarında haklılık teyit edilmiş iken aksi yönde verilmiş kararın yerinde olmadığı, davacının asıl borçlu ve kefilleri takibattan kurtardığı yani bunların yararına iş yaptığı, davacının da kredi hesabına ödeme yaptığı, mahkeme kanaatinin aksine kefilin yararına krediyi kapatmak isteyen kişinin asıl borçlu hesabına ödeme yapmasının bir tercih değil zorunluluk olduğu, yargılamada bakılması gereken tek hususun ödemelerin kredi tahsilatı amacı ile yapılıp yapılmadığı, kredi borçlusu ile kefillerin takibattan kurtulup kurtulmadığına ilişkin olmakla birlikte yargılama aşamasında kazandırılan delillere göre davacı haklılığının teyit edildiği, mahkemenin gerekçesinin kendi içinde çeliştiği, yapılan ödemelerin davalının menfaatine olduğu, vekaletsiz iş görme hükümlerinin tüm şartlarının somut olayda bulunduğu hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, dava dışı ....bankası ile .... şirketi arasında 10.10.2018 tarihli ve 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı ... ile dava dışı...'in bahse konu sözleşmeye müteselsil kefil oldukları, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dekont örnekleri bulunan toplam 140.965,00 TL'nin kredi kefili davalı ... yönünden 1/2 oranında sorumluluk atfedilerek Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2019/7448 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takip durdurulmakla işbu davanın açıldığı, mahkemece talimat yoluyla bilirkişiden rapor alındığı, alınan rapora göre ... Şti'nin bankadan kullandığı 100.000,00 TL'lik kredinin aylık taksitler ödeme tablosu kapsamında uygun vadede kapatıldığı, 365.000,00 TL'lik kredinin de kefil ....'dan 02.04.2020 tarihinde gelen toplu ödeme ile kapatıldığı, banka tarafından şirketin takibe alınmadığı, davacının kredi ilişkisine kefalet vb.hususa dair bir hükümlülüğünün tespit edilemediği, Davacı dilekçesi ekindeki dekontların incelenmesinde ise gönderinin ..., alıcının .... şirketi olduğu, toplamda 140.965,00 TL gönderim yapılmakla birlikte; 21.10.2019 tarihinde gönderilen 100.000,00 TL'nin, 28.10.2019 tarihinde gönderilen 15.455,00 TL'nin, 31.10.2019 tarihinde gönderilen 500,00 TL'nin, 15.11.2019 tarihinde gönderilen 9.500,00 TL'nin ve 28.11.2019 tarihinde gönderilen 15.460,00 TL'nin gönderim sebebinin ".... Şti. Borç kapama bedeli teslimatı" olarak, 30.10.2019 tarihinde gönderilen 50,00 TL'nin gönderim sebebine dair herhangi bir açıklama yapılmadığı anlaşılmıştır. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. (TMK'nın 6 m.) Bunun yanında 6100 Sayılı HMK 200. maddeside bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar ve değerlerine nazaran senetle ispat zorunluluğu bulunduğu belirtilmiştir. Ancak, hukuki ilişkinin ispatı konusunda uyuşmazlık konusu miktarın değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilemeyeceği uygulamada kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı taraf vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında gerek asıl borçlu gerekse kredi müteselsil kefillerini kredi borcundan kurtarmaya yönelik ödenen tutarın yarısı oranında yukarıda belirtilen şekilde davalı aleyhine takip başlatılmış ise de, davalı yanca sunulan cevap dilekçesinde davacının iddia ettiği hukuki ilişkinin kabul edilmediği, davacı tarafça icra takibine konu alacak miktarının dava dışı şirket hesabına gönderildiği, dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi raporunda şirketin bankadan kullandığı 365.000,00 TL'lik kredi ödemesinin kefil konumundaki Varol tarafından yapıldığı anlaşılmakla birlikte davacı tarafça şirket hesabına yukarıda gönderim sebebi belirtilen tutarların kredi borcundan kaynaklı gönderildiği ve bu kapsamda ödemesinin yapıldığı ile bunun vekaletsiz iş görme hükümleri kapsamında tahsil talebinde ortaya koyduğu hukuki ilişkinin az önce açıklandığı gibi tanık delili ile ispatlanamayacağı anlaşılmakla bu kapsamda mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olduğu, bununla birlikte bilirkişi incelemesi neticesinde de gönderilen tutarlar şirket hesabına yatırılmış ise de, tutarların kredi ödemesiyle yapıldığı olgusunun bilirkişi incelemesi ile de varlığı ortaya konamadığından bu kapsamda davacı iddiasının yerine getirildiğinden söz edilemeyeceği ve bu kapsamda mahkemece yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu kabul edilerek bu yönlerden ileri sürülen istinaf isteminin kabulü mümkün görülmemiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmenin yerinde ve yeterli olmasına, kazandırılan raporun denetime ve hükme elverişli olmasına, taraf iddia ve savunmalarına göre gönderilen tutarların şirketin dava dışı bankadan kullandığı krediden kaynaklı yapıldığı ve gerek şirketi ve gerekse müteselsil kefilleri bu anlamda borçtan kurtarmaya yönelik olduğu hususundaki ispatın davacı yanda olduğu gibi davacının iddia ettiği hukuki ilişkinin ispatının da yine davacı yanda olduğu göz önüne alınmakla davacının ispat külfetinin yerine getirememiş olmasına, bu anlamda bildirdiği delillerin toplanmış olmasına, az önce belirtildiği gibi mahkemece tanık dinlenmemesinin yerinde olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.