12. Ceza Dairesi 2025/358 E. , 2025/3958 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/374 E., 2024/338 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanıklara ilişkin hükümlere…
**12. Ceza Dairesi 2025/358 E. , 2025/3958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/374 E., 2024/338 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanıklara ilişkin hükümlere yönelik temyiz yoluna başvuru süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden, Mahkemece sanık ... müdafii ve sanık ...'in yüzlerine karşı dosyanın esası hakkında karar verildikten sonra, hükmün yasa yolu kısmında temyiz yasa yoluna başvuru süresinin, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta olarak belirtilerek yasa yolunun yanlış gösterilmesi suretiyle sanıkların yanıltıldığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafii ile sanık ...'in yaptığı temyiz başvurularının süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanık ... müdafinin süresi içinde yaptığı duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4.maddelerine göre 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına ilişkin verilen kararlar, sanıklar ve katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 20.09.2023 tarihli ilâmıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin kusurunun bulunmadığına, müvekkilinin yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzaladığına, ruhsat verildiğinde henüz binanın yapılmamış olduğuna, dolayısıyla binanın yapım ve bitim aşamalarında sanığın fiili olarak fenni mesul olarak görev yapmadığına, bilirkişi raporunda, müvekkilinin gerçekten fenni mesullük yapmamış olması halinde, ölüm ve yaralanmaya ilişkin cezai sorumluluğunun olmaması gerektiğinin, fenni mesul kabul edilse dahi sorumluluğunun bilinçli taksir boyutunda olmadığının, adi taksirden sorumlu olması gerektiğinin açıkça ifade edildiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, bina ruhsatının kanunen geçersiz olduğuna, kanunen hükmünü yitirmiş olan ruhsat belgesini imzalaması nedeniyle sanığın fenni mesul olarak sorumlu tutulmaması gerektiğine, bütün sanıklar için sorumluluğun aynı düzeyde kabul edilmiş olduğuna, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilinin fenni mesul olarak meydana gelen ölümlerden bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan sorumluluğuna gidilecekse bile cezanın alt sınırdan fazlaca uzaklaşarak verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, temel ceza alt sınır olan 2 yıldan fazlaca uzaklaşarak belirlendiğine, artırım ise üst had olan 1/2 oranında yapılmış olduğuna, bu yönüyle de yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ...'in temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, verilen cezanın haksız olduğuna, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Latifiye Mahallesinde bulunan Keleş Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu ... ve ...'nın öldüğü, yapılan ölü muayene işlemi sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğünün tespit edildiği, yapı sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın fenni mesulünün de sanık ... olduğu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; 30.10.2011 tarihinde olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere kadastro bilirkişileri tarafından yıkılan binaya ilişkin ada, parsel, taşınmaz cinsi ve taşınmaz yüzölçümünü ve krokisini gösterir 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, yine 30.10.2011 tarihli olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere, inşaat mühendisi bilirkişi tarafından binanın kiriş, döşeme, perde ve kolonlarına, kullanılan demire, etriye aralığına, çiroza dair bilgiler içeren 23.11.2011 tarihli raporun hazırlandığı, 23.12.2011 tarihinde olay yerinde zemin etüdüne ilişkin yapılan incelemelere esas olmak üzere ise jeoloji mühendisi tarafından binanın bulunduğu yerin zemin özelliklerini içerir 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, .... Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre, yapı ruhsatı istek dilekçesi, 19.03.1999 tarihli yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1999 yılında inşa edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamında apartmana ait mimari ve statik projelerinin olduğu ancak elektrik tesisat projesi ile zemin etüt raporu ile statik hesap raporlarının bulunmadığı, Keleş Apartmanının yapım yılına göre 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait statik projede malzeme ve donatı sınıfının belirtilmemiş olduğu, Keleş Apartmanıma ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 6,57N/mm2 olarak elde edilmiş olduğu, elde edilen ortalama basınç dayanımının, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıf olan C16’yı dahi sağlamadığı, etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme ve bilirkişi raporları ile proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı büyüklükte agregalar olduğu, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temel kirişlerinin zemin emniyet gerilmesi, kesit ve donatı alanı açısından, zemin kat kolonlarının ve kirişlerinin kesit ve donatı alanı açısından, birinci kat kirişlerinin kesit ve donatı alanı açısından yetersizlikler olduğunun belirlenmiş olduğu, dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, yıkılan binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkmdakı Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının tespit edildiği ayrıca, "deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi" adı altında tablo hazırlandığı görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan 18.07.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu Keleş apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere itibar edildiği, dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, resmi olarak 1999 yılında inşaatına başlanıp tamamlanma tarihinin bilinmediği; sanık ... 'nın yıkılan binanın "Fenni Mesulü" olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, mükellifleri belli olmayan projeleri Belediyeye bildirip, fenni mesuliyetini sonlandırmadığı, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imlaat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının etkili olduğu, sanık ...'in söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapıdan sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu belirtilmiş ve mahkemece kusurlu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin verilen hükümlerin, sanıklar ve katılan tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.09.2023 tarihli ilâmıyla; sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan Keleş Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, bilirkişilerce tespit edilen yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın her aşamasında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, bu nedenle tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ile inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilip sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Mahkemece sanıklar hakkında tayin edilen ceza miktarında ve bilinçli taksir nedeniyle uygulanan artırım oranında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık ... müdafii ve sanık ...'in temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.