DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2967 E. , 2024/3294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2967 Karar No : 2024/3294 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Niğde Polis Meslek Eği
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2967 E. , 2024/3294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2967 Karar No : 2024/3294 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezine geçici kaydı yapılan davacının, Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim-Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin birinci fıkrasının (e-1) bendi ile 21. ve 30. maddeleri uyarınca eğitim merkezinden ilişiğinin kesilmesine ilişkin 25/10/2017 tarihli olur işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Olayda, davacının...Asliye Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hakaret suçundan 1 yıl 15 gün ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 5 ay süreli hapis cezası ile cezalandırılarak neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 14/02/2012 tarihinde kesinleştiği, 5 yıllık denetim süresinin dolması üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarihli ek kararı ile davacının denetim süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davrandığı gerekçesiyle geri bırakılan hapis cezalarına ilişkin hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürülmesine karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeden 03/10/2017 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden, davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte polis meslek eğitim merkezi ile ilişiğinin kesilmesine sebep olabilecek bir nedenin kalmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/10/2019 tarih ve E:2019/4731, K:2019/8185 sayılı kararıyla; Davacının; 19 Aralık 2016 - 28 Mart 2017 tarihleri arasında yapılan sınavlarda başarılı olması üzerine Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne 19. dönem öğrencisi olarak planlamasının yapıldığı, yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde ...Asliye Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile hakaret suçundan 1 yıl 15 gün ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 5 ay süreli hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu cezanın hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulduğu,... Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarihli ek kararı ile 5 yıllık denetim süresi içerisinde davacının herhangi bir kasıtlı suç işlemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmedildiğinin anlaşıldığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi çerçevesinde, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındırmakta olup, ilk kararın teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci kararın ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, Öte yandan söz konusu karar hukuken varlık kazanamadığından hüküm ifade etmese de bu kararın beraat anlamına gelmediği, belirtilen süre içerisinde sanığın denendiği, denetim süresi sonunda beklenilen gibi davranması halinde beraat kararının hüküm ve sonuçlarının doğacağı, Diğer taraftan polisin; toplumun asayişini, kişilerin, tasarruf emniyetini ve konut dokunulmazlığını korumak, halkın ırz, can ve malını muhafaza ve halkın istirahatini sağlamakla görevli ve genel bir emniyet görevlisi olması nedeniyle bu mesleğe girecek ve sürdürecek olanların da hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde güvenilir, onurlu, iyi ahlaklı ve disiplinli kişiler arasından seçilmeleri gerektiği, Bu durumda, polislik mesleğinin yukarıda aktarılan özelliği gereği, bu mesleğe alınacaklarda diğer memurlardan farklı olarak bazı özel niteliklerin aranması gerektiğinin açık olduğu, her ne kadar davacı hakkında herhangi bir kasıtlı suç işlemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın düşürülmesine kararı verilmişse de, ...Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın 14/02/2012 tarihinde kesinleştiği ve beş yıllık denetim süresinin 14/02/2017 tarihinde dolduğu ve POMEM adaylığı için başvuru yaptığı tarihte Yönetmelik'te yer alan "kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak" şartını sağlamadığı anlaşılan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; Davalı idarenin, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g-1) bendinde, kasten işlenen suçlar bakımından suça konu fiil yerine, mahkumiyete esas cezanın süresi öğrenciliğe engel olarak kabul edilirken, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g-2) bendinde, suça konu fiilin niteliğine bağlı olarak öğrenci olmayı daha ağır şartlara tabi tuttuğunun görüldüğü, Yönetmelik'te yapılan bu ayrım ile öğrenciliğe kabulde, 8. maddenin birinci fıkrasının (g-1) bendi yönünden kasten işlenebilen bir suç olması dışında, suça konu fiilin niteliği ve sübutunun, polislik vazifesinin özellikleri bakımından gözetilmediği, Somut olay üzerinden değerlendirildiğinde, davacının kasten işlenen suç kapsamında "hakaret, görevi yaptırmamak için direnme" suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası yerine, 1 yılın altında bir hapis cezasıyla cezalandırılması (nitekim TCK'nin 125. maddesinde düzenlenen bu suça aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 1 yılın altında hapis cezası verilmesi ve HAGB uygulanmasının mümkün olduğu) ve bu cezanın da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dönüştürülmüş olması durumunda, Yönetmelik hükümlerine göre herhangi bir engeli bulunmadığından POMEM'e kabul edilecek veya POMEM'e kabul edilmiş olması halinde de herhangi bir ilişik kesme işlemi tesis edilmeyeceği, Bir başka ifadeyle, Yönetmelik'in 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmalara ilişkin kasten işlenen suçu polislik mesleğinin sayılan özellikleri açısından engel görmezken, ceza süresiyle sınırlı olarak 1 yıl üzerindeki cezaları bu hususta engel gördüğü, Öte yandan, Danıştay 8. Dairesinin söz konusu bozma kararında, her ne kadar davacının POMEM adaylığı için başvuru yaptığı tarihte Yönetmelik'te yer alan "kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak" şartını sağlamadığının anlaşıldığı gerekçesine yer verilmiş ise de, müsnet suçtan dolayı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik beş yıllık denetim süresinin 14/02/2017 tarihinde dolduğu ve bu sürenin dolması üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarihli Ek kararıyla anılan davanın düşmesine karar verildiğinin görüldüğü, Bu husus dikkate alındığında, POMEM'e giriş tarihinden veya işlem tarihinden sonra dava konusu işlemin dayanağı olan ceza yargılaması sonucunda verilen kararda lehe bir değişiklik olmasının, bir başka ifadeyle yeni bir hukuki durumun oluşmasının devam eden idari yargılamaya etkisinin incelenmesi gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsenin cezalandırılamayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazın ve kanuni neticelerin kendiliğinden kalkacağının belirtildiği, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümlerinin farklı olması durumunda ise, failin lehine olan kanun hükmünün uygulanıp infaz olunacağının kurala bağlandığı, Diğer taraftan, idari işlemin, tesis edildiği tarih itibarıyla değerlendirileceği ve idari işlemdeki sakatlığı tespit eden iptal kararının da, işlemi makable şamil (geçmişe etkili) biçimde ortadan kaldıracağı, iptal davalarında geçerli olan bu temel ilke nedeniyle de, idari işlemin, tesis edildiği tarih itibarıyla geçerli olan fiili ve hukuki durumun bir sonucu olduğu, dolayısıyla bu durumun, idari işlem tesis edilirken o ana kadar olan aşamadaki tüm fiili ve hukuki durumların ilgili idaresince dikkate alınmasını gerektirdiği, Her ne kadar, POMEM adaylığı için başvuru tarihi itibarıyla davacı hakkında kasten işlenen bir suç nedeniyle bir yıldan fazla süreyle hapis cezası dolayısıyla verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmakta ise de, dava konusu ilişik kesme işleminin, davacının POMEM'e öğrenci olarak kabul edilmesinden sonra tesis edildiği, bir başka ifadeyle işlem tarihi olan 25/10/2017 tarihinden önce 14/02/2017 tarihi itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik beş yıllık denetim süresinin dolduğu, bu durumda, davacının POMEM'e başvuru tarihleri itibarıyla giriş koşullarını taşımadığı görülmekte ise de, gerek işlemin tesis edildiği tarihten önce söz konusu işlemin sebep unsurunun ortadan kalkması ve gerekse de ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum karşısında, davacının POMEM adaylığı için ön başvuru yaptığı tarihte giriş koşullarını taşımadığına ilişkin söz konusu koşulun dayanağı olan cezanın daha sonradan hukuken ortadan kalktığı ve böylece başvuru tarihi itibarıyla da davacının bu giriş koşulunu taşır hale geldiği anlaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Kaldı ki, POMEM'e başvuru sonrasında denetim süresinin dolması (veya düşme kararı verilmesi), POMEM'den çıkarılmaya ilişkin işlemlerde olumsuz kabul edilecek olursa, aynı hukuki durumda olan, bir başka ifadeyle "kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak" kapsamında 1 yıl üzeri hapis cezası gerektiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olan iki kişinin, bu durumları gereği POMEM'den ilişiklerinin kesilmesi ve söz konusu iki kişiden birinin denetim süresi dolduktan sonra başvurması durumunda, hakkında tesis edilecek POMEM'den çıkarma işlemi sonrasında açacağı iptal davasında iptal kararı alarak POMEM'de öğrenciliğe devam etme olanağı bulabilecekken, denetim süresi dolmadan önce başvuranın ise, POMEM'den çıkarılma işlemine karşı dava açması durumunda davası retle sonuçlanacağından POMEM'e bir daha başvurma imkanı dahi kalmayacağı, zira Polis Meslek Eğitim Merkezleri Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 14. maddesinin 2. fıkrası gereği sağlık şartları dışında POMEM'den çıkarılan öğrencilerin bir daha POMEM'e giriş sınavlarına başvurmasının mümkün olmadığı, bu husus somut olayda değerlendirildiğinde; davacının POMEM'e giriş sınavı öncesinde denetim süresini doldurması durumunda dava konusu işlemin iptaline karar verilecekken, söz konusu sürenin 14/02/2017 tarihinde dolması sebebiyle giriş koşullarını taşımadığı gerekçesiyle ret kararı verileceği, oysa aynı davacı bir sonraki dönem müracaat etmesi durumunda, denetim süresi başvuru tarihinden önce dolacağından yargılama makamınca giriş koşullarını taşıdığı kabulüyle işlemin iptaline karar verileceği, bu durumda başvuru tarihinde denetim süresi dolmadığından davacının başvurusu idarece reddedilmiş olsa, bir sonraki dönem denetim süresini doldurarak başvurması halinde yargılama makamının kararına göre POMEM öğrencisi olabileceği, ancak POMEM'den ilişiği kesilen öğrencinin yeniden başvuru imkanı olmadığından, bir sonraki başvuru döneminde denetim süresi dolsa dahi POMEM öğrencisi olma imkanının bulunmadığı, dolayısıyla denetim süresinin dolmasının adaylığa başvuru tarihi ile sınırlandırılmasının; idari işlem tesis edilirken o anda geçerli olan fiili ve hukuki durumların dikkate alınması gerekliliğinin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmasının yanı sıra, davada gelinen aşama itibarıyla lehe olan hususların göz ardı edilmesi sonucunun doğmasına da neden olacağı ve yargılama sırasında denetim süresi dolan veya dolmuş olan ve haklarında söz konusu davalardan düşme kararı verilen ve bu suretle aynı hukuki durumda olan kişiler açısından bir eşitsizlik olacağı ve bu hususun da hakkaniyete uygun düşmeyeceğinin açık olduğu, Bu durumda, Yönetmelik'in 8. maddesinin 1. fıkrasının (g-2) alt bendinde sayılan suçlar dışında olmak koşuluyla, kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi, 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkum olmanın POMEM'e giriş için engel olduğu, bunun dışında "kasten işlenen herhangi bir suçun varlığının" bu hususta engel olmadığı, kaldı ki, dava konusu olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına müteakip "5 yıllık denetim süresinin" de geçtiği ve söz konusu ceza davasının da düştüğü, dolayısıyla ortada; "hakaret, görevi yaptırmamak için direnme" suçuna ilişkin davacı hakkında herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı gibi mahkumiyet kararının da olmadığı anlaşılmakla, davacı hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu kanaatine varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8. maddesinde yer alan nitelikleri taşımadığı anlaşıldığından davacının ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrencileri belirlemek üzere 19 Aralık 2016 - 28 Mart 2017 tarihleri arasında yapılan sınavlarda başarılı olması üzerine, Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezine 19. dönem öğrencisi olarak geçici kaydı yapılarak eğitime başlamış, devam eden süreçte hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hakaret suçundan 1 yıl 15 gün ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin tespit edilmesi üzerine Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla davacının öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş, akabinde Polis Akademisi Başkanlığının 25/10/2017 tarihli Olur işlemi ile de davacının ilişiğinin kesilerek dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde; Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılan genel ve özel şartlar belirtilerek, özel şartlar arasında kurumların özel kanun ve diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği hüküm altına alınmıştır. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 24. maddesinin 5. fıkrasında; "Polis meslek eğitim merkezlerindeki eğitim-öğretim süresi içerisinde; giriş şartlarını taşımadıkları sonradan anlaşılanlar, eğitim ve öğretimini başarı ile tamamlayamayanlar, sağlık ve disiplin yönünden polis olamayacağına yetkili kurullarca karar verilenlerin polis meslek eğitim merkezleri ile ilişikleri kesilir..." kuralına yer verilmiştir. 07/11/2016 tarihli İçişleri Bakanı oluru ile yürürlüğe giren Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim-Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Adaylarda Aranacak Nitelikler" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Özel harekat eğitimi verilen POMEM’lere başvuracak adaylarda; ... e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak, (...)" hükmüne, "Kesin kayıt-kabul" başlıklı 21. maddesinde, " (1) Geçici kaydı yapılan adayların 7 inci maddede belirtilen esaslara göre POMEM Müdürlüklerince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlattırılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile sağlık kurulu raporu sonucu olumlu olan adayların kesin kayıtları yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olan veya Sağlık Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımadıkları anlaşılan, istifa eden ya da vefat eden adayların dosyaları POMEM Müdürlüğü tarafından Başkanın onayı ile işlemden kaldırılmak üzere Başkanlığa gönderilir." hükmüne, "Okuldan ayrılma ve çıkarılma" başlıklı 30. maddesinin 3. fıkrasında, "İlgili mevzuat hükümleri saklı kalmak şartıyla; a) Giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenimleri sırasında anlaşılanların, b) Sağlık kurulları tarafından verilecek raporlara dayalı olarak, Genel Müdürlük Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından öğrenci olarak devamına imkân kalmadığı belirlenenlerin, c) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre memur olma niteliğini öğrenimleri sırasında kaybedenlerin Yönetim Kurulunun kararı, POMEM Müdürünün teklifi ve Başkanın onayı ile ilişikleri kesilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Suçsuzuk karinesine göre bir kişinin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında cezai müeyyidelerin uygulanabilmesi, adil bir yargılanma sonucunda kesin hükümle mahkûm olmasına bağlıdır. Öte yandan, hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilenler açısından; bu durumun toplumun güvenliği ve asayişi bakımından özel önem arz eden bir meslek olan polislik mesleğini icra edecek olan kişilerin polis öğrenciliğine girişte engel kabul edilmesi, bu kişilerin bir hukuk kuralını ihlal ettikleri gerekçesiyle cezalandırılması amacını gütmemekte ve bir yaptırım/ceza niteliği de taşımamaktadır. Anılan Yönetmelik kuralı, yalnızca polislik mesleğini icra edecek olan kişilerin polis öğrenciliğine girişte taşıması gereken şartlardan birini, başka bir deyişle bu hizmeti yürütecek kişilerde bulunması gereken bir niteliği hükme bağlamaktadır. Nitekim idare, anayasal ilkelere ve kanunlara bağlı kalmak koşuluyla kamu hizmetlerini yerine getirecek kişilerde bulunması gereken şartları belirleme konusunda, takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir hakkı kapsamında, polislik mesleğinin niteliği ve toplumun güvenliği açısından taşıdığı rol ve önem dikkate alındığında, bu mesleği icra edecek olanlar açısından doğabilecek güvenlik sorunlarını bertaraf etmek veya önlemek amacıyla bir tedbir olarak, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Ek 24. maddesi ile yetkilendirilmiş olan idarece, polis öğrenciliğine girişte, "kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmama" şartının aranabileceği sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlıkta, Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğüne (POMEM) öğrenci adayı olarak geçici kaydı yapılan davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde,... Asliye Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının hakeret suçundan 1 yıl 15 gün ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulduğu, sonrasında ...Asliye Ceza Mahkemesinin 27/09/2017 tarihli ek kararı ile 5 yıllık denetim süresi içerisinde davacının herhangi bir kasıtlı suç işlemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verildiği ve bu kararın 03/10/2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Buna göre, Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak adaylarda, idarenin takdir yetkisi kapsamında ihdas edilen "kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmama" şartının arandığı, davacının Polis Meslek Eğitim Merkezi adaylığı için başvuru yaptığı tarihte, hakkında ...Asliye Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, hakaret suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezası ve neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu anlaşıldığından, davacının öğrencilikten ilişiğinin kesilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2024 tarihinde, kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”, 15. maddesinde de “suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini bulan ve olağanüstü durumlarda bile sınırlandırılamayan mutlak haklardan biridir. Masumiyet karinesi, suçluluğu kesinleşmeden kişilerin peşinen suçlu ilan edilmesini ve suçlu muamelesi görmesini engelleyen bir anayasal ilkedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesine göre, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39). Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40). Dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin gereği olan masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılmasını güvence altına alır. Masumiyet karinesi gereğince, kişinin suçlu sayılması ve yaptırıma tabi tutulabilmesi kesin hükümle mahkûm olmasına bağlıdır. Bu bağlamda masumiyet karinesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı durumlarda mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararı olmakla birlikte, henüz ortada istinaf veya temyiz aşamasından geçerek kesinleşen, dolayısıyla hükmen sabit hale gelen bir mahkûmiyet yoktur. HAGB sonrası başlayan beş yıllık denetim süresi içinde belli şartlar altında “askıda” bir karar söz konusudur. Bu süre içinde yeni bir suç işlenmemesi durumunda askıda olan mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılmakta ve davanın düşmesine karar verilmektedir. Denetim süresi içinde suç işlenmesi halinde ise hüküm açıklanmakta ve yargılama kaldığı yerden devam etmektedir. Hüküm, açıklanması hâlinde kanun yolu denetimine tabi olacağından mahkemenin sanığın suçlu olduğuna dair söz konusu kanaatinin kanun yolu mercilerinde bozulması ve buna bağlı olarak kişinin isnat edilen suçtan beraat etmesinin de mümkün olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle denetim sürecinde kişinin suçluluğunun sabit olmadığı, dolayısıyla suçlu sayılamayacağı ve masum olduğu açıktır (Anayasa Mahkemesi, Şevki Ozan Büyükkaya Başvurusu, B. No: 2018/24012, 31/3/2022, § 35). Bu haliyle HAGB’nin amacı masumiyet karinesinin amacıyla benzerlik arz etmektedir. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 231. maddesinin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere HAGB, kişinin suçlu ilan edilmesini, dolayısıyla lekelenmesini önlemeye yönelik bir kurumdur. CMK’nın 231. maddesinin gerekçesinde HAGB’nin amacı şu şekilde ifade edilmiştir: “Bu kurum, çağdaş ceza hukukunun amaçlarından biri olan kişiyi mümkün olduğu kadar damgalamamayı ve toplum ile uyum sağlamasını gerçekleştirici bir uygulama niteliğindedir… Sanık, denetim süresi içinde denetim koşullarına uygun olarak hareket ettiğinde hâkim, adı geçen hakkında açılmış bulunan kamu davasının düşmesine karar verecektir. Böylece hükmün geri bırakılmasına tâbi tutulan kişiye suçlu damgası vurulmamış olacaktır”. Anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına göre, HAGB kararının sanık hakkında kurulan hiçbir hukuki sonuç doğurmaması, kişinin masumiyet karinesinden yararlanmaya devam edeceği anlamına gelmektedir (Anayasa Mahkemesi Emrah Şahin Başvurusu, B. No: 2018/37580, 20/10/2020, § 46). Gerçekten de HAGB kararı gereğince başlayan beş yıllık denetim süresi içinde ve yeni bir suçun işlenmesi halinde yeniden başlayan yargılama sürecinde de mahkûmiyet hükmü kesinleşinceye kadar masumiyet karinesinin devam ettiği izahtan varestedir (Emrah Şahin, B. No: 2018/37580, 20/10/2020, § 46). Kişinin suçluluğu HAGB kararı ile kesin olarak sübuta ermediği için, bu kararın esas alınarak onu suçlu göstermeye veya suçlu olarak algılanmasına yol açacak nitelikteki kural, eylem ve kararlar masumiyet karinesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamındaki birçok kararında HAGB kararına dayalı olarak kişilerin suçlu gösterilmesine yönelik yaklaşımın masumiyet karinesiyle bağdaşmayacağına dikkat çekmiştir. HAGB'nin uyuşmazlığın esasını karara bağlamadığını, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmadığını ve bu kapsamda nihai bir sonuç da doğurmadığını değerlendirmiştir. Mahkeme’ye göre “ceza davası dışında, fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesiyle çelişebilir” (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 29; Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728, 12/11/2014, § 40). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi HAGB kararının suçluluğu tespit eden bir karar olarak kabul edilmesinin başta masumiyet karinesi olmak üzere temel hakları ihlal edebileceğine dikkat çekmiştir (Ümmügülsüm Salgar [GK], B. No: 2016/12847, 21/10/2021, § 85). Somut olayda, POMEM tarafından yapılan güvenlik soruşturması neticesinde davacı hakkındaki HAGB kararı nedeniyle davacının öğrencilik hakkı sonlandırılmış ve POMEM'den ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş ve bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. 07/11/2016 tarihli İçişleri Bakanı oluru ile yürürlüğe giren Özel Harekat Birimlerinde İstihdam Edilmek Üzere Polis Meslek Eğitim Merkezlerine Alınacak Öğrencilerin Giriş Şartları ve Eğitim-Öğretimlerine İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Adaylarda Aranacak Nitelikler" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Özel harekat eğitimi verilen POMEM’lere başvuracak adaylarda; ... e) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın kendisinin ve evli ise eşinin; 1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak, (...)" hükmüne, "Kesin kayıt-kabul" başlıklı 21. maddesinde, "(1) Geçici kaydı yapılan adayların 7 inci maddede belirtilen esaslara göre POMEM Müdürlüklerince güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlattırılır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile sağlık kurulu raporu sonucu olumlu olan adayların kesin kayıtları yapılır. (2) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olan veya Sağlık Yönetmeliğinde belirtilen nitelikleri taşımadıkları anlaşılan, istifa eden ya da vefat eden adayların dosyaları POMEM Müdürlüğü tarafından Başkanın onayı ile işlemden kaldırılmak üzere Başkanlığa gönderilir." hükmüne, "Okuldan ayrılma ve çıkarılma" başlıklı 30. maddesinin 3. fıkrasında, "İlgili mevzuat hükümleri saklı kalmak şartıyla; a) Giriş ile ilgili nitelikleri taşımadıkları öğrenimleri sırasında anlaşılanların, b) Sağlık kurulları tarafından verilecek raporlara dayalı olarak, Genel Müdürlük Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından öğrenci olarak devamına imkân kalmadığı belirlenenlerin, c) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre memur olma niteliğini öğrenimleri sırasında kaybedenlerin Yönetim Kurulunun kararı, POMEM Müdürünün teklifi ve Başkanın onayı ile ilişikleri kesilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Esaslar'da, hakkında HAGB kararı verilen kişiyi suçlu olarak yansıtan bir dilin kullanılması nedeniyle masumiyet karinesi ihlal edilmiştir. Düzenleme hükmen sabit olmuş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen kişinin suçlu sayılması sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Nitekim POMEM öğrencisi olabilmek için aranan şartlardan birinin belli suçlar yönünden “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi… mahkûm olmamak” şeklinde ifade edilmesi, HAGB kararının da kesinleşmiş bir mahkûmiyet olarak görülmesine neden olabilecektir. Anılan düzenleme, kişilerin belli suçlardan mahkûm olması ile haklarında HAGB’ye hükmedilmesi arasında herhangi bir ayrım yapılmaması sonucunu doğurmaktadır. Başka bir ifadeyle bir bütün olarak değerlendirildiğinde kuralın, haklarında HAGB kararı verilmiş kişilerin de “suçlu” olduğunu ima ettiği, bu kişileri mahkûmiyet kararları kesinleşmiş kişilerle birlikte “mahkûm” olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Suç işledikleri henüz hükmen sabit olmayan kişilerin “mahkûm” olarak değerlendirilmesi, hatta bu yönde imada bulunulması bile masumiyet karinesini ihlal eder. Yukarıda belirtildiği üzere masumiyet karinesi, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunmayan kişinin kendisine isnat edilen suçu işlediği izlenimini veren ve suçlu olduğu inancını yansıtan bir dilin kullanılmasına müsaade etmez. HAGB kararına hukuki bir sonuç bağlanması, henüz herhangi bir suç işlediği sabit olmayan kişilerin gereksiz yere suçlu olarak “damgalanmaması” amacına matuf olan kurumun mahiyetiyle bağdaşmaz. Bu nedenle suç işleyip işlemediği henüz belli olmayan bir kişiye bir anlamda yaptırım uygulanmak suretiyle HAGB’ye hukuksal sonuç bağlanmasının masumiyet karinesini güvence altına alan Anayasanın 38. maddesine aykırılık teşkil edeceği kuşkusuzdur. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Anayasa Mahkemesi B.No:2019/38905, 02/10/2024 tarihli, İhsan Kılıç Başvurusu hakkında: “İdari yargı mercilerinin gerekçelerinde, ceza yargılamasında verilen karara atıfla başvurucunun kasten yaralama suçundan bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve Yönetmelik'in 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde POMEM öğrenciliği için "HAGB kararı verilmiş olsa dâhi kasti bir suç nedeniyle bir yıldan uzun süreli hapis cezasına mahkûm olmama" şartının bulunduğu ifade edilmiştir. Karar gerekçelerinde bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasında verilen karara dayanıldığı, bir yandan da kullanılan ifadelerde başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmüştür. Bu durumda verilen HAGB kararı anlamsız hâle gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüştür. Aynı zamanda başvuruya konu idari yargılamada yapılan değerlendirmenin 5271 sayılı Kanun'a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaştığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şenol Türkyılmaz, § 47). Sonuç olarak yargı mercilerinin gerekçelerinde kullandığı ifadeler ve ceza yargılaması sonucunda açıklanması ertelenen hükme dayanmaları nedeniyle başvurucunun ceza yargılanmasına konu eylemi işlediği ve suçlu olduğu inancını yansıttıkları anlaşıldığından Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” kararını vermiştir. Sonuç olarak, suç işleyip işlemediği henüz belli olmayan bir kişiye bir anlamda yaptırım uygulanmak suretiyle HAGB’ye hukuksal sonuç bağlayarak masumiyet karinesini güvence altına alan Anayasanın 38. maddesini ihlal eden düzenlemeye dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ...İdari Dava Dairesinin temyize konu kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.