T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1401 KARAR NO : 2025/1846 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.06.2024 NUMARASI : 2023/141 E. - 2024/327 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.06.2024 .tarih 2023/141 E. - 2024/327 K. sayılı kararın Da…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1401 KARAR NO : 2025/1846 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.06.2024 NUMARASI : 2023/141 E. - 2024/327 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.06.2024 .tarih 2023/141 E. - 2024/327 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının 16.09.2021 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile müvekkili şirket bünyesinde saha satış sorumlusu pozisyonunda çalışmaya başladığını, davalının iş akdinin mahiyeti ile bağdaşmayan bir takım davranışlarda bulunduğunun tespit edildiğini, davalının 02.11.2022 tarihinde savunma talep edilen konuların hiçbirini kabul etmediğini beyan ettikten sonra, iş akdini ailevi nedenlere dayalı olarak feshettiğini bildirdiğini, ancak müvekkili şirket ile aynı sektörde Aydın ili dahilinde faaliyet gösteren dava dışı .... Şti.'nde işe başladığını, rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini, davalının müvekkili şirket tarafından bedeli karşılanmak suretiyle çeşitli eğitimlere ve yurt dışı seyahatlerine gönderildiğini, tamamlayıcı (özel) sağlık sigortasının karşılandığını, davalının müvekkilinin tüm bu yatırımlarının karşılığını haksız bir şekilde ve sözleşmeye aykırı olarak rakip bir firmaya taşıdığını iddia ederek, sözleşme gereği cezai şart alacağı olan 104.415,12 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticarî avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkiline imzalattırılan sözleşmenin müvekkilinin iradesi fesada uğratılarak imzalatıldığını, hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkilinin belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığına dair maktu sözleşme imzalatıldığı düşüncesi ile hareket ettiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzaladığı tarihlerde yüz felci geçirmesinden kaynaklı, tek gözü bandajlı olduğu halde, işvereni tarafından önüne ne konulduysa okumadan, müzakere etmeden, sözleşme içeriği boş olduğu halde tek nüsha olarak imzalatıldığını, davacı şirket çalışanları ile daha öncesindeki çalışma hayatında kendilerine olan güven nedeniyle sözleşmenin tek bir maddesini okumasına müsaade edilmeksizin, biran önce çalışmaya başlayabilmek için, işe başlama tarihinden 1-2 ay önce imzalandığını, müvekkiline sözleşmelerin nüshasının verilmediğini, rekabet yasağı sözleşmesinin tamamına müvekkili tarafından imza atılmadığını, boşluk bırakılan kısımların daha sonra doldurulduğunu, iki yıl boyunca müvekkilinin aynı sektörde çalışmasının yasaklanmasının müvekkilinin geçimini idame ettirebilmesi için bildiği işi yapmasına ve ekonomik hayatının sona ermesine neden olacağını, Anayasal haklara uygun olmayan bir sınırlama olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 16.09.2021 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı, davalının saha satış pozisyonunda çalışmaya başladığı, aynı tarihte rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi başlıklı sözleşmenin de imzalandığı, davalının sözleşmeyi “Bir nüshasını elden aldım” ibaresini el yazısı ile yazarak imzaladığı; sözleşmenin "rekabet yasağı" başlıklı 2. Maddesinde "2.1. Çalışan, iş bu sözleşme süresince ve iş bu Sözleşme'nin feshinden itibaren 2 (iki) yıllık bir süre boyunca, İzmir ve Aydın il sınırları içerisinde, doğrudan veya dolaylı olarak, kendi hesabına veya herhangi bir kimse, firma veya şirkette bağlantılı olarak veya bunların hesabına veya bunların yöneticisi, müdürü, acentesi, danışmanı, müşaviri, çalışanı olarak; İşveren şirket'in işiyle doğrudan ya da dolaylı şekilde rekabet halinde olan, herhangi bir iş veya faaliyetle uğraşmayacak, iştigal etmeyecek veya ilgilenmeyecektir." 4. maddesinde "Çalışan, işbu Sözleşme'de yazılı hükümlere aykırı davranması halinde, Şirket'in talebi üzerine derhal, şirkete vereceği zararın tazminine ilişkin tutarlardan hariç olmak üzere, son brüt maaşının 12 katı tutarında cezai şart talep üzerine derhal ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." şeklinde hükümler bulunduğu, davalıya savunma yapmak için 03.11.2022 tarihine kadar 2 günlük süre verildiği, savunma istemi evrakının 01.11.2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve evrakın davacı şirket ve davalı işçi tarafından imzalanmış olduğu; davacının 02.11.2022 tarihli dilekçesinde, yapılan suçlamaları hiçbir şekilde kabul etmediğini belirterek ailevi nedenlerden dolayı 02.11.2022 tarihinden itibaren istifa ettiğini bildirdiği; davalının iş sözleşmesini istifa dilekçesinin aksine haklı nedenle fesih edildiğine dair davacıya karşı açılmış olan bir dava dosyası yahut alınmış bir mahkeme ilamı mevcut olmadığı, davalının 24.11.2022 tarihinde dava dışı .... Şti.'de çalışmaya başladığı, rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesinin sona ermesine yahut geçersizliğine neden olacak bir durum bulunmadığı, sözleşmedeki cezai şartın davalının son aylık brüt maaşının 12 katı olarak belirlenmiş olduğu, SGK'dan gelen yazı cevaplarından davalının davacı işyerinden 02.11.2022 tarihinde istifa ederek ayrılmasının ardından 24.11.2022 tarihinde 1216300 işveren sicil numaralı ....Şirketi adlı işyerinde benzer pozisyonda çalışmaya başladığı, bu şirketin davacı ile aynı iş kolu olan sigorta acenteliği faaliyetinde bulunduğu, merkez adresinin Söke/Aydın olduğu ve davacı ile rekabet edebilecek nitelikte bir firma olduğu, davalının iş akdinin sonlanmasının ardından davacının kimi müşterilerinin davacı ile olan çalışmasını sonlandırdığı, davalının davacı şirkette çalıştığı sürede, davacının müşteri ve portföy bilgilerine erişiminin olduğu, yapılan işin ayrıntısına vakıf olduğu, davacının satış ve pazarlama yöntemlerine, ticari bilgilerine ve müşteri portföyüne ve buna ilişkin datalara hakim olduğu, bu ihlal edebilecek bilgilerin rakip bir firma nezdinde kullanılması ihtimalinin davacının menfaatini ihlal nitelikte olduğu; sözleşmede belirlenmiş olan cezai şart tutarının 104.4015,12 TL olduğu; talep edilen cezai şarta tarafların ekonomik durumları dikkate alınarak yapılan (%75) hakkaniyet indirimi uyarınca davanın kısmen kabulü ile 78.311,34-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, ilk derece mahkemesince karar gerekçesinin somutlaştırılmadığını, hakkaniyet indiriminin oranının ve 78.311,34 TL'lik rakamın neye göre belirlendiğinin belirtilmediğini, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme ve somut tespitler yapılmadığını, davalının davacı şirket bünyesinde çalıştığı dönemde davacı şirketin müşteri portföyüne ve veritabanına erişim sağlayıp sağlayamadığının tespit edilmediğini, davalının davacı şirketin müşterilerini davacı şirket zararına olacak şekilde çalıştığı firmaya yönlendirmek, davacı şirketin ticari sırlarını yine dava dışı firmaya aktarmak şeklinde fiillerinin bulunup bulunmadığının, davalının işten ayrılmasının akabinde davacı şirketin kaç müşterisinin veya hangi müşterilerini kaybettiğinin tespit edilmediğini, davacı tanığının somut bilgisi ve görgüsünün bulunmadığını, halen davacı şirketin çalışanı olduğunu, tarafsız olmadığını, davalının aldığı gerçek ücreti üzerinden SGK primlerinin ödenmemesi, asgari ücretli çalışan gibi gösterilerek primlerinin ödenmesi suretiyle gerek davalının gerekse devletin zarara uğratılmış olması nedeniyle İzmir 9. İş Mahkemesinin 2023/225 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, haklı feshe ilişkin bir dava olmadığından bahisle müvekkilinin iş akdinin haklı feshe dayanmadığı ve rekabet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmiş ise de, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesinin işçiye haklı fesih imkanı vereceğinden, İş Kanunu’nun 24/II-(f) maddesi uyarınca iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilmesi gerektiğini, derdest dosya bekletici mesele yapılmaksızın davalı aleyhine karar verilmesinin hatalı olduğunu, işinden çok zor durumda çeşitli baskı ve mobingler sonucu ayrılan müvekkilinin hayatını idame ettirebilmek ve geçimini sağlamak için davacı şirket bünyesinde çalışmasından öncesinde de yıllardır içinde olduğu sektörde aynı bölgede bulunmayan başka bir şirket bünyesinde işe başladığını, müvekkilinin çalışmasının hem İzmir hem de Aydın gibi iki büyük şehirde kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin güçlü tarafınca önceden ve tek başına hazırlanan hükümlerinin 6098 sayılı TBK uyarınca genel işlem koşulu teşkil ettiğini, sözleşmenin haksız şartlar ve batıl hükümler içerdiğini, sözleşme içeriği el yazısı ile yazılan kısımların sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin yaptığı iş olan satış danışmanlığının konumu ve yaptığı işin niteliği gereği, rekabet yasağına tabi çalışanlardan olmadığını, davacı şirket tarafından belirlenen sadece davacı şirket tarafından randevuları öncesinde alınan müşteriler ile görüşme yaptığını, ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiğini, taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşmenin 446. maddedeki yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olsa bile, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olduğunu, mahkemece kabul edilen miktarın fahiş olduğunu, yıllardır çalıştığı sektörde, üstelik başkaca bir ilde iki yıl çalışmamasının müvekkili açısından Anayasal haklarına aykırı, katlanılamayacak ağırlıkta olduğunu, müvekkilinin asıl eğitimlerini davacı şirketten önceki çalıştığı şirket nezdinde aldığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, işçi ile işveren arasındaki rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ve tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Öğretide rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Rekabet etmeme taahhüdünü içeren bu sözleşmeyle işçi işverene karşı hizmet sözleşmesinin bitiminden sonrasına yönelik olarak menfi bir yükümlülük, bir yapmama borcu altına girmektedir. Başka bir deyişle rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin ekonomik faaliyet özgürlüğüne ve ekonomik geleceğine kısmen dahi olsa sınırlama getirilmektedir (Sabah Altay, Türk Borçlar Kanunun Hükümlerine Göre İşçi ile İşveren Arasında Yapılan Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Mühf-Had, C.14, sy.3, s.179 vd.). Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin, hizmet ilişkisi içinde olduğu işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları gibi ticari sırları bilebilecek bir pozisyonda çalışması ve bu bilgileri önceki işverenle rakip durumunda olan yeni işveren ile paylaşabilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Bu anlamda, ayrılan işcinin yeni işyerinde aynı pozisyonda çalışması da şart değildir. Keza rekabet yasağının varlığı için ayrılan işçinin, önceki işverene fiilen bir zarar vermesi şart olmayıp, zarar verebilme risk ve ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rakip firmalarla paylaşması ve nüfuz etme imkanının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir. (Yargıtay 11. HD 06/03/2019 tarihli, 2018/3705 Esas ve 2019/1860 Karar sayılı, 10/05/2017 tarihli, 2015/15290 Esas ve 2017/2808 Karar sayılı kararları) Rekabet yasağı iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. 6098 Sayılı TBK.'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davalının davacı şirkette 16.09.2021 - 02.11.2022 tarihleri arasında saha satış sorumlusu olarak çalıştığı, davalının davacı şirketten istifa ederek ayrılmasının ardından 22 gün sonra dava dışı .... Şti.'nde yine önceki işyerinde olduğu gibi saha satış sorumlusu olarak işe başladığı, taraflar arasında düzenlenen 16.09.2021 tarihli rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesinde, davalının sözleşme süresince ve sözleşmenin feshinden itibaren 2 yıllık süre boyunca, İzmir ve Aydın il sınırları içerisinde, doğrudan veya dolaylı olarak, kendi hesabına veya herhangi bir kimse, firma veya şirkette bağlantılı olarak veya bunların hesabına veya bunların yöneticisi, müdürü, acentesi, danışmanı, müşaviri, çalışanı olarak, davacı şirketin işiyle doğrudan ya da dolaylı şekilde rekabet halinde olan, herhangi bir iş veya faaliyetle uğraşmayacağı, iştigal etmeyeceği veya ilgilenmeyeceği, bu hükümlere aykırı davranması halinde, son brüt maaşının 12 katı tutarında cezai şart ödeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Yasal düzenlemeler ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları dikkate alınarak rekabet yasağının işçinin ekonomik hayatını geliştirme özgürlüğünü sınırlamakta olmakla birlikte bu hakkın ancak kendi iradesiyle sınırlandırılabileceğini, bu sınırlandırmanın işçinin iş sözleşmesine bu hususta hüküm konulmasına rıza göstermesi veya kendi rızasıyla rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmasıyla mümkün olabileceği, taraflar arasındaki sözleşmede getirilen rekabet sınırlamalarının bu kapsamda geçerli bulunduğu, söz konusu sözleşmelerdeki taahhüt sürelerinde herhangi bir yasaya aykırılığın bulunmadığı davalının davacı şirketin iştigal konusu dışında iş bulabileceği ve iktisadi geleceğinin tehlike altında olmayacağının değerlendirilerek rekabet yasağı taahhütnamesinde yer alan yerler bakımından yapılan kısıtlamanın da davalının yazılı onayı alınarak ve yerel bazda yapılmakla taraflar arasında kararlaştırılan rekabet yasağı taahhütnamesinin geçerli bulunduğu, alınan bilirkişi raporunun olayın oluş şekline uygun, denetime ve hükme esas almaya elverişli nitelikte görülmüş, davalı vekilinin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan TBK'nın 182/3. maddesinde "Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." şeklinde cezanın indirilmesi şeklinde yasa koyucu tarafından düzenlenmiş, bu husustaki istinaf nedenlerinin irdelenmesinde davalının davacı şirkette görev yaptığı süreçte en son almış olduğu brüt aylık tutarının 8.701,26 TL olduğu ve taraflar arasında kararlaştırılan cezai şart tutarının bu miktarın 12 katı tutarında olan 104.415,12 TL olarak belirlendiği, ilk derece mahkemesince takdiren %75 oranında indirim yapıldığı anlaşılmakla, cezai koşulunun somut olayda "aşırı" olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle, ilk derece mahkemesince belirlenen cezai şart tutarının makul olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 5.349,44 TL'den peşin alınan 1.337,36 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.012,08 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi