10. Hukuk Dairesi 2024/14734 E. , 2025/1872 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/152 E., 2024/361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/1197 E., 2021/559 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... …
**10. Hukuk Dairesi 2024/14734 E. , 2025/1872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/152 E., 2024/361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/1197 E., 2021/559 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı ...'in murisi ...'e ait 23604 sicil numaralı iş yerinde 01.02.1986-31.01.1990 tarihleri arasında çalıştığını, işe girişinin Kuruma bildirildiğini, ancak sigorta primlerinin ödenmediğini, Kurum kayıtlarında sigorta başlangıcının tarihinin 01.09.1988 olarak gözüktüğünü beyan ederek, davacının 01.02.1986 tarihinde davalının murisine ait iş yerinde 1 gün fiilen sigortalı olarak çalıştığının ve sigortalı başlangıç tarihinin 01.02.1986 olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davalı ...'in muris ...'in tek mirasçısı olmadığını, murisin 11 mirasçısının daha bulunduğunu, sigorta primlerin ödenmemesinden SGK'nın sorumluluğu olduğunu, davalı haricindeki diğer tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili; davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğunu, fiili çalışma olgusunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, beş yıllık hak düşürücü sürenin göz ardı edilmemesini ve ayrıca davalı iş yerinin Kanun kapsamına alındığı ve çıkarıldığı tarihlerin araştırılması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne davacının davalıların murisi ...'e ait 236043.... sicil numaralı iş yerinde 01.02.1986 tarihinde 1 gün çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 06.04.1989 tarihi olduğunun ve davalı iş yerinde 1 günlük çalışması yönünden sigorta prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirilmediğini, fiili çalışmanın ispatlanamadığını, Kurum kayıtlarının esas olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 06.04.1971 doğumlu olduğu, davalılar murisi ... ünvanlı işverenin ...sicil numaralı iş yerinden 01.12.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, işe giriş bildirge tarihinde 15 yaşında olduğu, iş yerinin torna ve benzeri işler mahiyetinde olduğu, iş yerinin 01.08.1991-30.04.2008 tarihleri arasında olduğunun bildirildiği, iş yerine ait dava konusu 1986 yılı dönem bordrolarının olmadığı, iş yerinden 1992 yılından önce bordro verilmediğinin bildirilmişse de dinlenen davacı tanıklarının hizmet döküm cetvellerinde iş yerinden 1986/1-3,1987/1. döneme ilişkin bildirimlerinin olduğu görülmekle iş yerinin 1986 yılınının 1-3 ile 1987/1. döneme ait bordrolarının olduğunun anlaşıldığı ancak Mahkemece bu hususun araştırılmadığı, davacı tanıklarının beyanlarının yetersiz olduğu, komşu iş yeri olduğunu beyan eden ...'un ise çalışmasının 01.05.1986 tarihinde yani dava konusu dönemden sonra başladığı, davacının çıraklık sözleşmesi olup olmadığının araştırılmadığı ve davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 3.Buna göre Mahkemece, davacının bir çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı ilgili meslek eğitim merkezi ile Kurumdan sorulmak sutretiyle araştırılmalı, varsa çıraklık sözleşmesi celbedilmeli, yukarıda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere iş yerinin dava konusu 1986 yılının dönem bordroları olduğu anlaşılmakla özellikle dava konusu 1986/1. dönem olmak üzere bu yıla ait dönem bordroları celbedilerek, iş yerinde hangi işlerin yapıldığı, davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, dava konusu dönemde davacının torna işlerini yapabilecek fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bordro tanıklarına ulaşılamaması yada beyanlarının yetersiz kalması durumunda dava dışı iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yerleri sahipleri ile kayıtlı çalışanları emniyet, SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalık ve vegi kayıtları da getirtilerek yukarıda belirtilen kapsamda beyanları alınmalı, komşu iş yerinin tespit edilememesi halinde, taraflardan davacının dava konusu çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek çalışma ve vergi kayıtları celbedilerek yukarıda belirtilen kapsamda beyanları alınmalı, iş yerinde dava konusu dönem sonrası çalışmaları olan davacı tanıklarının da bu kapsamda ayrıntılı beyanları alınarak dinlenen tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeli davacı tanığı ...'un çalıştğı iş yerinin davalı iş yerine mesafesi belediye marifetiyle tespit edilerek vergi kayıtları da getirtilerek tespit edilmeli, komşu iş yeri olduğunun tespiti halinde dönem bordroları da getirtilerek başkaca bordrolu çalışanları da dinlenmeli, böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.