Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, PKK silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Başvurucu, 30/4/2018 tarihinde bir gazeteciye mektup göndermek istemiştir. Söz konusu mektupta başvurucu; yaşanan sorunlar ve hak gaspları nedeniyle açlık grevinin devam ettiğini, mahkûmların farklı bloklarda tutularak baskı rejimi kurulmaya çalışıldığını, posta yoluyla ya da aileler tarafından getirilen kitapların alınmadığını, aramalarda keyfîliğin olduğunu, sosyal ihtiyaçların karşılanmadığını ileri sürerek Ceza İnfaz Kurumundaki bazı uygulamalardan şikâyetçi olmuştur. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu), 4/5/2018 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiyle mektubun alıcısına gönderilmemesine karar vermiştir. Anılan kararda, ilgili mevzuat hükümleri hatırlatılmış ve Kurumda hukuka aykırı bir uygulama yapılmamasına rağmen söz konusu ifadelere yer verilmesi nedeniyle mektubun yakınma amacı taşımadığının anlaşıldığı, Kurumun işleyişini kötüleme ve yıpratma amacıyla hareket edildiği, yalan yanlış ifadeler ile terör örgütü üyelerince Kurumun hedef gösterildiği, diğer mahpuslarca da benzer şekilde mektupların kaleme alındığı ve kamuoyu oluşturma gayesiyle davranıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu karara karşı İzmir İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu şikâyet dilekçesinde göndermek istediği mektuba soyut gerekçelerle el konulduğunu, bu suretle temel haklarının engellendiğini belirterek Disiplin Kurulunca verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği, 16/5/2018 tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, terör ve terörizmi övücü ve hatta teşvik edici ve yalan yanlış bilgiler ve hakaret içeren mektupların ve dilekçelerin gönderilmesini yasaklayan düzenlemeler dikkate alındığında Disiplin Kurulunca verilen kararda hukuka aykırı bir yönün bulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan itiraz, İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/6/2018 tarihli kararıyla İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai karar 7/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. (Ahmet Temiz B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327, 10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§ 15-28; Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri, B. No: 2017/16227, 10/3/2020, §§ 18-31).