4. Hukuk Dairesi 2025/13716 E. , 2026/1328 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1262 -2025/1246 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/542 E. - 2024/314 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön ince…
4. Hukuk Dairesi 2025/13716 E. , 2026/1328 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1262 -2025/1246 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/542 E. - 2024/314 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.02.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ZMSS, davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın yaya geçidinden karşıya geçmek isteyen müvekkiline çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/9430 sayılı soruşturmanın başlatıldığını belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 100,00 TL mahrum kalınan kazanç, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat, 100,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL güç ve efor kaybı tazminatı ve sadece davalı sürücü yönünden 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.06.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile 25.05.2023 tarihli aktüerya ek bilirkişi raporu doğrultusunda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 928.572,33 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 1.559.700,15 TL'ye yükseltmiş, 20.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici ve sürekli sürekli iş göremezlik tazminatı istemlerini 1.061,702,01 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 1.804.041,00 TL'ye yükseltmiştir. Davacı vekili 19.03.2024 tarihli açıklama dilekçesi ile dava dilekçesinde 100,00 TL olarak talep edilen iş göremezlik tazminatı istemini 12.257,91 TL olarak, dava dilekçesinde 100,00 TL olarak talep edilen tazminatı istemini 1.049.44,09 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının KTK'nın 97. maddesi gereğince başvuru şartını yerine getirmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sürücünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve iş göremezlik durumunun belirlenmesi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi giderleri, ulaşım giderleri ve diğer giderlerin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın yargılama sırasında 27.02.2022 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçıları olan kızı ... ve oğlu ...'ın davaya dahil edildikleri anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'nın kusurunun bulunmadığı; olay yerinde ışık kontrollü kavşak alanında sürücülere hitaben bulunan ışık sistemine rağmen yer işaretleri ile belirlenen yaya geçidine hitaben ışık sistemi ve levhanın bulunmamasının mevcut kazaya etkenlik göstermesi nedeniyle olayda yol yapım ve bakımından sorumlu kurum/kuruluş kişi/kişilerin %20 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği; ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.10.2021 tarihli raporda, davacının kalıcı iş göremezlik oranının %70 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğu, frontal lop sendromu nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiği; davalı .....'nin ZMSS poliçesinde ölüm/sakatlık giderleri teminatı limitinin ayrı ayrı 310.000,00 TL olarak belirlendiği, aktüerya bilirkişi tarafından TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınmak ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle davacının %80 kusur oranına göre 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik, 1.804.041,00 TL bakıcı gideri ve 12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında teminat türlerinin sayıldığı, bunların maddi zararlar teminatı, sağlık giderleri teminatı, sürekli sakatlık teminatı ve destekten yoksun kalma teminatı olduğu, sağlık giderleri teminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi gereği sona erdiği, bakıcı giderlerinin ise sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğu, hesap uzmanı bilirkişinin "sürekli bakıcı giderinin sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığı" yönündeki görüşünden uzaklaşıldığı, sonuç olarak davacının, davaya konu kaza sebebiyle 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik, 1.804.041,00 TL bakıcı gideri ve 12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatına hak kazandığı; ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı 100,00 TL tazminat istemi yönünden ispata yarar delil sunulamadığı; davacının davalı ... şirketine başvuru zorunluluğunu dava açıldıktan sonra yerine getirmiş olması sebebiyle davalı ... şirketinin dava tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 12.257,91 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren, diğer mirasçı davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine; 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.804.041,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı toplamı olan 2.853.485,09 TL maddi tazminatın (davalı ... şirketinin bu miktarın poliçe teminat limiti olan 310.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren, diğer mirasçı davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının davalı ... hakkında açtığı manevi tazminat davasının kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte mirasçı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesi gereğince meydana gelen kazada kusuru bulunan ve zarardan sorumlu olan tarafların, zarar görene karşı, müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğunu, davalılar yönünden ayrı mahkemelerde görülen davaların karmaşıklığa yol açtığını, davacının aylık geliri hususunda dosya içerisindeki delillere itibar etmeden asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itibar etmesinin anayasal anlamda adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, yargılamanın devam ettiği dönemde asgari ücretin değiştiğini, hüküm gününe en yakın asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davalı ... yönünden davacının iş göremezlik tazminatının ve sürekli bakıcı giderinin ölüm ve sakatlanma teminatı kapsamında görülmesinin kanuna aykırı olduğunu, sürekli bakıcı gideri tazminatının poliçedeki sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini beyan etmektedir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; sürekli bakıcı gideri ve sürekli sakatlık tazminatının tek bir teminat kapsamında olduğunu ve tek bir teminat limiti çerçevesinde sorumluluğun belirlenmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların fahiş olduğunu, maluliyet durumunun hatalı belirlendiğini, medikal raporla çelişki oluştuğunu, kusur oranına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağı ile çelişki oluştuğunu, tam kusurdan sorumlu tutulamayacaklarını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve afaki bakıcı giderlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasını, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale gelmiş olup hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaya olan davacının trafik kazasında yaralanması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına göre, davacı vekilinin ve davalı .... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14... gün, 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Sakatlık tazminatı hesaplanırken mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, bakıcı giderleri ise mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleridir. Sürekli iş göremezlik tazminatı ile sürekli bakıcı gideri farklı tazminat kalemleri olup sürekli bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dairemizin kökleşen içtihatları da bu yöndedir. Somut olayda, 29.08.2017 tarihli kaza için, 31.10.2016-2017 dönemi poliçede 310.000,00 TL sakatlanma ve ölüm, 310.000,00 TL sağlık gideri teminatı bulunmaktadır. Mahkemece karara esas alınan 14.09.2023 tarihli ek bilirkişi raporunu hazırlayan hesap uzmanı bilirkişinin "sürekli bakıcı giderinin sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığı" yönündeki görüşünden uzaklaşıldığı ve davacı tarafın sürekli bakıcı gideri ile sürekli sakatlık tazminatının aynı teminat kapsamında yani sürekli sakatlık teminatı kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle davacının davalılar hakkındaki maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.049.444,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.804.041,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı toplamı olan 2.853.485,09 TL maddi tazminatın (davalı ... şirketinin bu miktarın poliçe teminat limiti olan 310.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren, diğer mirasçı davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 19.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkmemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacının talep ettiği sürekli bakıcı gideri tazminatının ZMSS poliçesindeki sağlık gideri teminatından, sürekli iş göremezlik tazminatının da sakatlık teminatından karşılanması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3.Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a. Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar TBK'nın 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (TBK163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur. (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 inci maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 inci maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1 inci maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1 inci maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı Kanun hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın ZMSS poliçesinin davalı ... nezdinde düzenlendiği, dosya kapsamında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 14.04.2021 tarihli kusur bilirkişi raporu ile davalı sürücü ...'ın %80 oranında ve yol yapım ve bakımından sorumlu kurum/kuruluş kişi/kişiler'in olayın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, mahkemece %20 kusurlu Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın dosyadan tefrik edidiği, verilen görevsizlik kararı sonrası yargılamasına İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/319 Esas sayısı ile devam edildiği, yapılan yargılamada davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün %20 kusur oranı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği ve kararın 23.01.2024 tarihinde kesinleştiği ancak eldeki davada mahkemece davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün kusur oranına göre belirlenen tazminat miktarı dikate alınmaksızın %100 kusur oranına göre davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyamız davalıları ve dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Olay tarihinde yürürlükte olan Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden (veya birkaçından) borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir. Borcun tamamının ödenmesine kadar bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davanın başlangıçta Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı da açıldığı, açılan davanın dosyamızdan tefrikine karar verildiği anlaşılmakla, konusu ve hukuki sebebi aynı olan eldeki davada hüküm altına alınan tazminat miktarının diğer dosya ile tahsilde tekerrür olmamak üzere ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. b.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı ile davalı sürücü ...'ın Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 52/1a maddesini ihlal ettiği, davacı yayanın KTK 68/1-b-3 maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun belirlendiği, yargılama sırasında Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı sürücü ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'nın kusursuz olduğu, yol yapım ve bakımından sorumlu kurum/kuruluş kişi/kişiler'in olayın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği ancak mahkemece bu raporlardan ikincisine itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda mahkemece dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin ve (3-a ve b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ..... sigorta şirketi yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ve davacıya iadesine, Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.