Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/1600 E. , 2024/949 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/1600 Karar No : 2024/949 DAVACI: … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … DAVALILAR : 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 16/03/2018 tarih ve 30362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Uşak ili, Merkez ilçesine bağlı Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Beled…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2018/1600 E. , 2024/949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/1600 Karar No : 2024/949 DAVACI: … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … DAVALILAR : 1- … Bakanlığı VEKİLİ: Av. … 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Av. … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 16/03/2018 tarih ve 30362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Uşak ili, Merkez ilçesine bağlı Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Belediyesi sınırları içine katılmasının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca uygun görülmesine ilişkin Müşterek Kararnamenin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Bölme beldesinin yüksek katlı imara izin verilmeyen ve bu nedenle Uşak ili merkezine göre daha nezih bir yaşam imkanı sunan bir yerleşim merkezi olduğu, belediye tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi için Belediye Kanunu uyarınca genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılmasının şart olduğu, belediyenin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarının hazır olduğu, imar planlarının halihazırda 3.000 olan belde nüfusunun 14.000 nüfusa çıkması halinde dahi yetecek düzeyde olduğu, belde belediyesinin belde halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını rahatlıkla karşıladığı, altyapı ve belediyecilik hizmetlerini son derece iyi şekilde yerine getirdiği, yapılaşmanın olduğu yolların %95’lik kısmında yol, su, kanalizasyon ve yüzey sularına yönelik drenaj işlerinin tamamlandığı, içme suyu ihtiyacının karşılandığı, atık suların bertaraf edildiği, sonuç olarak, belde belediyesince hizmetlerin eksiksiz şekilde yerine getirilmesi nedeniyle belediyenin kapatılmasında somut bir neden ve kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI: Davalı İçişleri Bakanlığı'nın Savunması: Danıştay Birinci Dairesinin uygun görüşünün alındığı, mevzuata uygun mesafe şartının sağlandığı, Belediye Kanunu uyarınca genel imar ve temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması halinde tüzel kişiliğin sona erdirilmesinin mümkün olduğu, dava konusu olayda da bu hususun gerçekleştiği, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Savunması: Belediye Kanunu'nun 11. Maddesine göre, genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması halinde tüzel kişiliğin sona erdirilebileceği, dava konusu işlemin anılan maddeye uygun şekilde tesis edildiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: … DÜŞÜNCESİ: Dava, 16/03/2018 tarih ve 30362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sınır Tespit Kararı'nın, Uşak ili, Merkez ilçesine bağlı Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin kaldırılarak Uşak Belediyesi sınırları içine katılmasının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca uygun görülmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde "Meskun sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştay'ın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı'nın teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri haline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı yer almaktadır. Danıştay Sekizinci Dairesince uyuşmazlığın çözümü için mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve 24/10/2022 günü yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve karar verebilmek açısından yeterli olduğu anlaşılan 05/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Kanunda aranılan mesafe koşulunun sağlandığı, genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetleri yönünden ise; Uşak Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının davacı belediyenin sınırlarına dayandığı, çoğunlukla tarım arazisi olan bölgede çok sayıda imar parselinin üretildiği, nüfusunun büyük çoğunluğunun tarım ve hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin var olduğu zamanda yapılan planlar ile düşük yoğunluklu ve az katlı yapılaşmaların başladığı, kendi kendine yeterli olan bir altyapı ve ulaşım sistemi olduğu, genellikle bahçeli ve ayrık nizam villa tipi yapılaşmalar ile sayfiye olarak kullanılan arazilerin çok değerli bir bölgede kalmış olmasının bu bölgeye olan imarlı arsa talebini tetiklediği, bu nedenle imar hareketi olması göz önüne alındığında yakın gelecekte davacı belediyeyi içine alacak imar planlarının genişletilmesinin söz konusu olacağı, ayrıca davacı belediyenin tüzel kişiliği var iken yapmış olduğu altyapı ve imar çalışmaları kendine yeterken yetkilerin Uşak Belediyesi'ne verilmesi nedeni ile hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı izlenimi oluştuğu, nüfus açısından her iki belediyede de nüfusun belirli bir doygunluğa ulaştığı, bu nedenle olağanüstü bir durum yaşanmadıkça yerleşmelerde var olan istikrarlı durumun varlığını sürdüreceği, kişi başına düşen araç ve personel durumu ile mali açıdan Bölme Belediyesi'nin Uşak Belediyesi'nde daha iyi durumda olduğu, Uşak kentinin geçmiş planlamaların sonucunda gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunu ile karşı karşıya olduğu ve bunun Uşak Belediyesi üzerinde özellikle altyapı ve belediye hizmetlerinin sunumunda önemli mali baskılar oluşturması ve yönetim güçlükleri yaratmasının kaçınılmaz gözüktüğü, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda yer alan çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, çevreyolunun erişim kontrollü yol olması, yolun çevrelediği bölge ile çevreyolu dışında kalan bölge arasındaki bütünleşme olanaklarını sınırladığı, kuş uçuşu birbirlerine komşu olan yerleşmelerin çevreyolunun erişim kontrolü nedeniyle komşuluklarını yitirecekleri, çevreyolunun farklı yapılaşma koşullarına sahip olması gereken ve farklı iktisadi bünyeye sahip iki yerleşmeyi anlamlı biçimde ayıracağı, çevreyollarının kentsel gelişmeyi dış bölgelere sıçratma aracı olmadığı, her iki yerleşme planları izlendiğinde daha fazla Uşak Belediyesi yerleşim alanları açısından bu tehlikenin var olduğu, çevreyolunun yakın çevresinde yoğunlukların düşürülmesi, gelişmenin sınırlanması, çevreyoluna dönük değil kendi iç bölgelerine dönük biçimde işleyecek açık alan kullanımları yaratılması şeklinde bir planlama ilkesinden hareket edilmesinin en doğru planlama yaklaşımı olacağı, çevreyolu dışında kalan yakın yerleşmelerde yoğunlukların artırılmamasına özen gösterilmesinin önemli olduğu, bunun yalnızca imar düzeni ve çevre bütünleşmesi açısından değil temek altyapı hizmetlerinin götürülmesinde etkinliği ve verimliliği sağlamak açısından da gerekli olduğu, çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmediği koşulda gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu, bu konuda dikkatli bir planlama tutumunun izlenmediği çoğu kentimizde çevreyolları üzerinde hızlı yapılaşmalar nedeniyle bu yolların çevreyolu niteliğinin hızla kaybolduğu, Bölme Belediyesi'nin kendi iktisadi bünyesi ile ilişkili biçimde planlama sürecini büyük oranda tamamladığı, gerçekleştirilmiş olan planın uygulanması sürecinde belirli güçlüklerle karşılaşılabilineceği, yeni gelişme alanları gibi bir probleminin olmadığı koşulda Bölme Beldesinin Uşak Belediyesi sınırlarına katılmasının Uşak kenti açısından hiçbir akılcı yanının bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, her iki belediyenin imar planlarının yapılmış olması ve nüfus değişikliklerine kıyasla bu planların yeterli görülmesi, ayrıca her iki belediyenin yapılaşması ve kentsel gelişiminin farklı olmasından kaynaklı olarak çevreyolunun sınır oluşturacak olmasının bilirkişiler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmesi sebebiyle, genel imar düzeni açısından davacı belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesinde Kanunda aranılan şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 28/02/2024 tarihinde, davacı vekili Av. … ve davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Av. … ile müdahil Uşak Belediye Başkanlığı vekili Av. …'in geldiği, davalı İçişleri Bakanlığını temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde "Meskun sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştay'ın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı'nın teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri haline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dairemizce uyuşmazlığın çözümü için istinabe yoluyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlaması Öğretim Üyeleri Prof. Dr. … ve Prof. Dr. … ile Harita Kadastro Mühendisi …'dan oluşan heyetçe 24/10/2022 günü yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Bölme Belediyesi meskun saha sınırındaki son binadan mevcut karayolu boyunca kuzeydoğu istikametinde Uşak Belediyesi plan sınırına kadar olan en kısa mesafenin 1215 metre olarak ölçüldüğü, Bölme Belediyesi mülkiyet sınırının Uşak Belediyesi plan sınırı ile çakıştığının görüldüğü, bu noktadan itibaren Bölme meskun alan girişine doğru güney batı yönündeki en kısa ulaşım mesafesinin yapılan ölçümler sonucunda mevcut karayolu güzergahını takiben 1192 metre olduğunun tespit edildiği, Uşak Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının davacı belediyenin sınırlarına dayandığı, çoğunlukla tarım arazisi olan bölgede çok sayıda imar parselinin üretildiği, nüfusunun büyük çoğunluğunun tarım ve hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin var olduğu zamanda yapılan planlar ile düşük yoğunluklu ve az katlı yapılaşmaların başladığı, kendi kendine yeterli olan bir altyapı ve ulaşım sistemi olduğu, genellikle bahçeli ve ayrık nizam villa tipi yapılaşmalar ile sayfiye olarak kullanılan arazilerin çok değerli bir bölgede kalmış olmasının bu bölgeye olan imarlı arsa talebini tetiklediği, bu nedenle imar hareketi olması göz önüne alındığında yakın gelecekte davacı belediyeyi içine alacak imar planlarının genişletilmesinin söz konusu olacağı, ayrıca davacı belediyenin tüzel kişiliği var iken yapmış olduğu altyapı ve imar çalışmaları kendine yeterken yetkilerin Uşak Belediyesi'ne verilmesi nedeni ile hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı izlenimi oluştuğu, İmar açısından incelenmesi gereken temel ölçütün Uşak Belediyesi'nin doğal gelişim süreci içinde, belediye sınırına 5 kilometre uzaklıktaki bir şerit içinde yer alan ve ilçe belediyesine katılması istenilen davacı Bölme Belediyesi'nin, kentin imarlı gelişimine olumsuz yönde bir engel oluşturup oluşturmayacağının irdelenmesi olduğu, altyapı açısından araştırılacak konunun ise merkez ilçe belediyesine katılması istenilen dava konusu belgenin kendi kaynakları ile altyapı gereksinimlerini ne ölçüde karşılayabildiği ve bunun sürdürülebilirliğinin yanı sıra bu alanda ölçek ekonomilerinden yararlanabilmenin irdelenmesi olduğu, Uşak Belediyesi'nde son on yıllık sürede nüfus artışının hemen hemen olmadığı, Bölme Belediyesi'nin belirli bir doygunluğa erişmiş istikrarlı bir nüfusa sahip olduğu, nüfus açısından her iki belediyede de nüfusun belirli bir doygunluğa ulaştığı, bu nedenle olağanüstü bir durum yaşanmadıkça yerleşmelerde var olan istikrarlı durumun varlığını sürdüreceğini kestirmenin zor olmadığı, her iki belediyenin hizmet binalarının bulunduğu, kişi başına düşen araç ve personel durumu ile mali açıdan Bölme Belediyesi'nin Uşak Belediyesi'nde daha iyi durumda olduğu, davacı belediyeye ait 300 tonluk içme suyu deposu ve onu besleyen iki adet kuyu ile içme suyu ihtiyacının karşılandığı, planlı alanlarda yapılaşmanın olduğu her yere kanalizasyon hattının döşendiği, evsel atık suların belediyeye ait atık su terfi istasyonu ile Uşak Belediyesi atık su arıtma tesisine terfi edilerek bertaraf edildiği, çevre temizliğinin hizmet alımı ve belediye personelince sağlandığı, sosyal hizmetler açısından davacı belediyenin 1 adet mahalle konağı, düğün salonu, araç garajı ve deposunun olduğu, bu nedenle birleşmenin bu kalemler açısından bakıldığında davacı belediye aleyhine olacağı, Uşak kentinin geçmiş planlamaların sonucunda gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunu ile karşı karşıya olduğu, bunun Uşak Belediyesi üzerinde özellikle altyapı ve belediye hizmetlerinin sunumunda önemli mali baskılar oluşturması ve yönetim güçlükleri yaratmasının kaçınılmaz gözüktüğü, gerek Uşak gerek Bölme yerleşmelerinin imar düzenleri ile bütünleşme koşulları açısından en önemli üst ölçekli planlama girdisinin çevreyolu olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda yer alan çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, çevreyolunun erişim kontrollü yol olması, yolun çevrelediği bölge ile çevreyolu dışında kalan bölge arasındaki bütünleşme olanaklarını sınırladığı, kuş uçuşu birbirlerine komşu olan yerleşmelerin çevreyolunun erişim kontrolü nedeniyle komşuluklarını yitirecekleri, çevreyolunun farklı yapılaşma koşullarına sahip olması gereken ve farklı iktisadi bünyeye sahip iki yerleşmeyi anlamlı biçimde ayıracağı, Çevreyollarının kentsel gelişmeyi dış bölgelere sıçratma aracı olmadığı, her iki yerleşme planları izlendiğinde daha fazla Uşak Belediyesi yerleşim alanları açısından bu tehlikenin var olduğu, çevreyolunun yakın çevresinde yoğunlukların düşürülmesi, gelişmenin sınırlanması, çevreyoluna dönük değil kendi iç bölgelerine dönük biçimde işleyecek açık alan kullanımları yaratılması şeklinde bir planlama ilkesinden hareket edilmesinin en doğru planlama yaklaşımı olacağı, çevreyolu dışında kalan yakın yerleşmelerde yoğunlukların artırılmamasına özen gösterilmesinin önemli olduğu, bunun yalnızca imar düzeni ve çevre bütünleşmesi açısından değil temek altyapı hizmetlerinin götürülmesinde etkinliği ve verimliliği sağlamak açısından da gerekli olduğu, çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmediği koşulda gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu, bu konuda dikkatli bir planlama tutumunun izlenmediği çoğu kentimizde çevreyolları üzerinde hızlı yapılaşmalar nedeniyle bu yolların çevreyolu niteliğinin hızla kaybolduğu, Keşif sırasında Uşak kentinin imar planı sınırları içinde kalan güney yönündeki gelişme bölgesinde gelişmelerinin bir kentsel saçılma niteliği taşıdığının gözlendiği, bu tür bir saçılmanın değişik nedenlerinin olduğu, plansız gelişmelerin yanı sıra kentin planlamasında değişik zamanlarda gerçekleştirilen planlar ile gereğinden fazla gelişme alanı sunumunun sonucu olarak çok geniş bir bölgede yapılaşmanın dağınık biçimde başlatılmasının kent güzelliği ve görünümü konusunun yanı sıra yerel yönetimleri, altyapı sunumu ve hizmet sunumunda yetersizlikler, toplu taşıma sisteminin kurulamaması, nitelikli altyapı yaratılamaması, mali yükler, iktisadi kaynağın verimli ve etkin kullanılamaması gibi sorunlarla karşı karşıya bıraktığı, dava konusu işlemin sonucu olarak, zaten saçılmış bir kentsel gelişmenin düzenlenmesi problemi ile karşı karşıya olan Uşak Belediyesi'nin daha geniş bir gelişme alanına hizmet sunmak gibi bir problem ile karşı karşıya geleceği, Diğer yandan, Bölme Belediyesi'nin kendi iktisadi bünyesi ile ilişkili biçimde planlama sürecini büyük oranda tamamladığı, gerçekleştirilmiş olan planın uygulanması sürecinde belirli güçlüklerle karşılaşılabilineceği, ancak bunun da bir öğrenme ve deneyim, belediye açısından bir yetkinleşme, uzman kadroları yetiştirme süreci olduğu, Yeni gelişme alanları gibi bir probleminin olmadığı koşulda Bölme beldesinin Uşak Belediyesi sınırlarına katılmasının Uşak kenti açısından hiçbir akılcı yanının bulunmadığı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için hukuk dışında, özel veya teknik bir bilginin gerekmesi halinde konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması ve bu vesile ile uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda sahip oldukları özel ve teknik bilgiye dayanarak vermiş oldukları bilirkişi raporu aracılığıyla hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak mümkün olmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu raporda yapılan tespitlerin ve elde edilen verilerin 6100 sayılı Kanun'un 282. maddesi uyarınca hakim tarafından serbestçe değerlendirilerek hüküm kurulmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle hakim, bilirkişi raporundaki görüşle bağlı değildir. 5393 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre, bir belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi için yalnızca mesafe şartı olarak aranılan 5.000 metrelik yakınlık sınırının yeterli ve tek kriter olarak esas alınmadığı, anılan şartın dışında esasen genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunun daha önemli olduğu açıktır. Zira, 5.000 metrelik mesafe şartı objektif olarak değerlendirilebilen bir koşul olmakla birlikte, genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekliliği koşulunun somut olayın özelliğine göre her uyuşmazlık için ayrıca değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da ortaya konulduğu üzere mesafe şartının uyuşmazlık özelinde yerine gelmesi nedeniyle bu şart yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, bu şart yönünden raporda değinilen tespitlere yer verilmesi yerinde olacaktır. Bilirkişi raporunda, her iki belediye arasındaki mesafenin 1.000 metre civarlarına kadar yaklaştığı, Uşak Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının davacı belediyenin sınırlarına dayandığı, imar hareketi göz önüne alındığında yakın gelecekte davacı belediyeyi içine alacak imar planlarının genişletilmesinin söz konusu olacağı tespit edilmiştir. Bu bakımdan, her iki belediye sınırlarının birbirine çok yaklaşmış olması nedeniyle belediyeler arasındaki etkileşimin arttığı, davacı belediyenin gerek yakınlığı gerek imar planı ve yapılaşmasıyla müdahil davalı belediyenin devamı haline gelmekte olduğu anlaşılmıştır. Bu tespitten sonra Kanunda aranılan genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması koşuluna ilişkin bilirkişi raporundaki tespitlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Raporda, her iki belediyenin imar planlarının yapılmış olduğu ve söz konusu planların mevcut nüfus oranları ve belediyelerin büyüme potansiyelleri dikkate alındığında yeterli bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, yine her iki belediyenin temel altyapı hizmetleri yönünden kendine yeterli seviyede olduğu ortaya konulmuştur. Tüm bu tespitlerin yanında raporda, özellikle yapımı devam eden çevreyoluna ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerin yer aldığı görülmüştür. Çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmediği koşulda gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu, bu konuda dikkatli bir planlama tutumunun izlenmediği çoğu kentimizde çevreyolları üzerinde hızlı yapılaşmalar nedeniyle bu yolların çevreyolu niteliğinin hızla kaybolduğu, çevreyolunun yakın çevresinde yoğunlukların düşürülmesi, gelişmenin sınırlanması, çevreyoluna dönük değil kendi iç bölgelerine dönük biçimde işleyecek açık alan kullanımları yaratılması şeklinde bir planlama ilkesinden hareket edilmesinin en doğru planlama yaklaşımı olacağı gibi tespitlerde bulunularak, çevreyolu civarında yer alan imar alanların doğru şekilde planlanmasının önem arz ettiği çok boyutlu bir yaklaşımla ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, bahsi geçen çevreyolunun bir kısmının davacı belediye sınırlarında bulunduğu anlaşılmakla, davacı ve müdahil davalı belediyenin çevreyolu civarındaki imar planlarının tek elden düzenlenmesi ve planlanması hususu ile her iki belediye sınırlarının birbirine çok yaklaşmış olması nedeniyle imar planlarındaki etkileşimin yönetilmesi hususu önemlidir. Yine, genel imar düzeni açısından değinilmesi gereken başka bir husus ise, davacı belediyenin şehir plancısının bulunmaması nedeniyle, her ne kadar imar planları mevcut olsa dahi söz konusu planların uygulanmasında karşılaşabilecek eksiklik ve aksaklıklardır. Nitekim bilirkişi raporunda, planın uygulanması sürecinde belirli güçlüklerle karşılaşabileceği, ancak bunun bir deneyim ve öğrenme süreci olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, hem çevreyolu etrafındaki yapılaşma noktasında gerekli hassasiyetin gösterilmesi açısından hem de davacı belediyenin gerek yakınlığı gerek imar planı ve yapılaşmasıyla müdahil davalı belediyenin devamı haline gelmesi nedeniyle imar planlarının hazırlanması ve uygulanmasında yeknesaklığın sağlanması için davacı belediyenin müdahil davalı belediyeye katılmasında genel imar düzeni açısından gereklilik bulunduğu sonucuna varılmıştır. 5393 sayılı Kanunda katılmanın gerçekleşmesi için mesafe şartının yanında genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması koşulundan birinin yeterli olması ve uyuşmazlık özelinde genel imar düzeni açısından gerekliliğin bulunduğu sonucuna ulaşılması nedeniyle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Uyuşmazlıkta, 5393 sayılı Kanun'da aranılan mesafe şartının gerçekleştiği noktasında herhangi bir çekişmenin bulunmadığı, yine, bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu üzere temel altyapı hizmetleri açısından davacı belediyenin kendine yeterli düzeyde olup, bu açıdan müdahil belediyeye katılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı ortaya konulmuştur. Bilirkişi raporunda, Bölme Belediyesi'nin tüzel kişiliğinin var olduğu zamanda yapılan planlar ile düşük yoğunluklu ve az katlı yapılaşmaların başladığı, kendi kendine yeterli olan bir altyapı ve ulaşım sistemi olduğu, genellikle bahçeli ve ayrık nizam villa tipi yapılaşmalar ile sayfiye olarak kullanılan arazilerin olduğu, ayrıca davacı belediyenin tüzel kişiliği var iken yapmış olduğu altyapı ve imar çalışmaları kendine yeterken yetkilerin Uşak Belediyesi'ne verilmesi nedeni ile hizmetlerin kalitesinin düşeceği, oluşacak imar hareketleri nedeniyle Bölme yerleşmesinin yapısının bozulacağı izlenimi oluştuğu, Nüfus açısından her iki belediyede de nüfusun belirli bir doygunluğa ulaştığı, bu nedenle olağanüstü bir durum yaşanmadıkça yerleşmelerde var olan istikrarlı durumun varlığını sürdüreceğini kestirmenin zor olmadığı, Uşak kentinin geçmiş planlamaların sonucunda gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunu ile karşı karşıya olduğu, bunun Uşak Belediyesi üzerinde özellikle altyapı ve belediye hizmetlerinin sunumunda önemli mali baskılar oluşturması ve yönetim güçlükleri yaratmasının kaçınılmaz gözüktüğü, Çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, çevreyolunun erişim kontrollü yol olması, yolun çevrelediği bölge ile çevreyolu dışında kalan bölge arasındaki bütünleşme olanaklarını sınırladığı, kuş uçuşu birbirlerine komşu olan yerleşmelerin çevreyolunun erişim kontrolü nedeniyle komşuluklarını yitirecekleri, çevreyolunun kentsel nitelikleri güçlü Uşak ile tarımsal niteliği öne çıkan ve büyük oranda bağ bahçe düzenine sahip az katlı yapılaşmaları barındıran Bölme arasında bu biçimde bir sınır ve eşik oluşumu olarak olumlu değerlendirilmesi gerektiği, çevreyolunun farklı yapılaşma koşullarına sahip olması gereken ve farklı iktisadi bünyeye sahip iki yerleşmeyi anlamlı biçimde ayıracağı, Çevreyollarının kentsel gelişmeyi dış bölgelere sıçratma aracı olmadığı, her iki yerleşme planları izlendiğinde daha fazla Uşak Belediyesi yerleşim alanları açısından bu tehlikenin var olduğu, yapımı devam eden çevreyolunun her iki yerleşmenin yeni gelişme alanları arasında mesafe koşulunu değiştiren yeni bir sınır oluşturduğu, sürdürülebilirlik ve tarımsal potansiyelin korunması açısından çevreyolunun gerekli ve anlamlı bir sınır ve eşik olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle, davacı belediye ile müdahil belediyenin imar planları ve yapılaşma açısından birbirinden tamamen farklı özellik gösterdiği vurgulanmış; her iki belediyenin nüfus yoğunlukları açısından belli bir doygunluğa ulaşmış ve imar planlarının yapılmış olması nedeniyle mevcut istikrarlı durumun devam edeceği ortaya konulmuştur. Ayrıca, her ne kadar Uşak Belediyesi imar planları davacı belediyenin imar sınırlarına dayanmış ise de, müdahil belediyenin gereğinden fazla planlanmış gelişme alanları sorunuyla karşı karşıya olduğu, davacı belediyenin katılımıyla bu durumun artış göstereceği ve Uşak Belediyesi'nin söz konusu gelişme alanları nedeniyle bir kentsel saçılma problemi yaşadığı belirtilmiştir. Bilirkişilerin çevreyolu konusundaki tespitlerine gelince, raporda çevreyolu çevresinde dikkatli bir planlama ve yapılaşma denetimi izlenmesi gerektiği, aksi halde gelişme eğilimlerinin çevreyolu üzerine taşınması ve sıçraması tehlikesi olduğu belirtilmekle birlikte, bu hususun planlama sırasında dikkat edilmesi gereken bir öneri niteliğinde bildirildiği, çevreyolunun birbirinden farklı özellik gösteren her iki belediyeyi tam olarak birbirinden ayırmış olmasının olumlu görüldüğü, ayrıca çevreyolu civarında yapılaşma tehlikesinin Uşak Belediyesi yönünden daha fazla söz konusu olduğu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, uyuşmazlığın çözümünün teknik bilirkişi incelemesine muhtaç olduğunun tartışmasız bulunması karşısında, teknik incelemeye tabi olan bu konuda bilirkişiler tarafından ortaya konan sebeplerin aksini ortaya koyacak başka bir inceleme olmadığına göre uyuşmazlıkta bilirkişi raporunun esas alınması gerektiği zaruri olduğundan bu raporda belirtildiği gibi her iki belediyenin imar planlarının yapılmış olması ve nüfus değişikliklerine kıyasla bu planların yeterli görülmesi nedeniyle, ayrıca her iki belediyenin yapılaşması ve kentsel gelişiminin farklı olmasından kaynaklı olarak çevreyolunun sınır oluşturacak olmasının bilirkişiler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmesi sebebiyle genel imar düzeni açısından davacı belediyenin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesinde Kanunda aranılan şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda, dava konusu Müşterek Kararname hukuka aykırı bulunduğundan iptali gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.