11. Ceza Dairesi 2009/23295 E. , 2012/4245 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği (değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık ) HÜKÜM : 1-Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43 ve 62. maddelerince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası 2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 158/1-d, 43, 62 ve 52. maddelerince 3 yıl 1 ay 15 gün hais cezası ve 2.080 YTL apc. 1-Sanık Müdafiinin, yüzüne karşı
**11. Ceza Dairesi 2009/23295 E. , 2012/4245 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği (değişen suç vasfına göre nitelikli dolandırıcılık ) HÜKÜM : 1-Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43 ve 62. maddelerince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası 2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK'nun 158/1-d, 43, 62 ve 52. maddelerince 3 yıl 1 ay 15 gün hais cezası ve 2.080 YTL apc. 1-Sanık Müdafiinin, yüzüne karşı 12.12.2006 tarihinde tefhim edilen hükmü 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süresinden sonra 25.01.2007 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiğinden vaki isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, 2-Katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde Hesap işleri bölümünde Milli Eğitim Vakfı işlemlerini yürütmek üzere görevlendirilen sanığın, Milli Eğitim Vakfı hesabından para çekebilmek için İl Milli Eğitim Müdürü tarafından imzalı yetki belgelerinden fotokopi suretiyle çoğaltarak düzenlediği sahte belgelerle (51 adet) vakfın banka hesabından para çektiğinden bahisle açılan davada, Milli Eğitim Vakfının dosya içindeki vakıf senedi de dikkate alındığında, vakfın niteliği, malları ve paraları hakkında özel bir hüküm olmadığının anlaşılması karşısında; kamu gücü ayrıcalıkları bulunmadığından vakıflara ilişkin mevzuatın uygulanması gerektiği ve adı geçen vakfın kamu kurumu ve kuruluşu olarak kabul edilemeyeceği, belgelerinin de resmi sayılamayacağı ve özel belge niteliğinde olduğu ve dolandırıcılık suçunun aldatıcı hareket unsurunu oluşturduğunun kabulü ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 79. maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; değişen suç vasfına göre eylemlerinin kül halinde oluşturduğu “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 22.01.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.