Başvuru, çocuklar hakkında bakım tedbiri uygulanması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuklar hakkında bakım tedbiri uygulanması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, beşi kız ve biri erkek olmak üzere en büyüğü 2005 en küçüğü 2018 yılı doğumlu altı çocuk babasıdır. Dörtyol Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü (Müdürlük) tarafından Erzin Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) sunulan 17/4/2018 tarihli dilekçeyle başvurucunun çocukları olan 2005 doğumlu Z.A., 2006 doğumlu Z.A. ve 2007 doğumlu İ.A. hakkında eğitim tedbiri kararı verilmesi talep edilmiştir. Söz konusu dilekçenin ekinde yer alan ve okul müdürü, muhtar ile iki sosyal çalışmacının imzasının bulunduğu 12/4/2018 tarihli tutanakta; çocuklarını okula göndermemesi nedeniyle başvurucunun ikametinde görüşme gerçekleştirildiği, başvurucunun çocuklarını okula göndermemekte kararlı olduğu ve bu kararının sonuçlarına katlanacağını belirttiği ifade edilmiştir. İki sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan 16/4/2018 tarihli sosyal inceleme raporunda şu tespitlere yer verilmiştir:i. Başvurucunun ortaokul çağındaki çocuklarının eğitimlerine devam etmelerine engel olduğuna ilişkin olarak Erzin İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden iletilen bilgi doğrultusunda konuyla ilgili olarak görüşmeler gerçekleştirildiği, başvurucunun çekirdek ailesinin hayatlarını kendi doğrularına göre şekillendirdiği, mevcut kuralları benimsemediği,ii. Başvurucunun bir süredir çalışmadığı, dağdan otlar toplayıp satarak geçimini sağlamaya çalıştığı, düzenli bir gelirinin bulunmadığı, adı geçen çocukların 2017 yılından beri eğitimlerine devam etmedikleri, görüşme esnasında başvurucunun toplumun genel yaşayışının kendi düşüncesine uygun olmadığını ve aldığı kararın kesin olduğunu ifade ettiği, iii. Başvurucunun çocukların eğitimlerine devam etmesini istemediği, çocuklarının eğitimi kısıtlaması nedeniyle başvurucuya iki kez idari para cezası verildiği, bu nedenlerle eğitim hakları elinden alınan çocuklar hakkında 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca eğitim tedbiri kararı verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Mahkeme; talebin kabulüne, adı geçen çocuklar hakkında eğitim tedbiri uygulanmasına ve en geç üçer aylık sürelerle konuyla ilgili rapor düzenlenmesine 20/4/2018 tarihinde karar vermiştir. Yapılan bir ihbar üzerine çocukların durumunun değerlendirilmesi amacıyla bir psikolog tarafından 30/1/2019 tarihinde düzenlenen ve Mahkemeye sunulan sosyal inceleme raporunda ise şu tespitlere yer verilmiştir.i. Başvurucunun ilkokula gidenler de dâhil olmak üzere çocuklarını okula göndermediği, çocukların bakım ve ihtiyaçlarının giderilmediği yönünde 7/1/2019 tarihinde ismi bilinmeyen bir şahıs tarafından 183 ihbar hattına bildirimde bulunulduğu, erkek çocuk İ.A.nın dağlarda çobanlık yaptığına ilişkin olarak çevreden duyumların bulunduğu, başvurucunun kızlı-erkekli sınıflarda eğitime karşı olduğunu ve daha fazla zorlanması durumunda ülkeyi terk edeceğini beyan ettiği,ii. Daha önce verilen eğitim tedbiri kararına ve yapılan çalışmalara rağmen adı geçen çocukların okula gönderilmediği, başvurucuya yeniden idari para cezası verildiği, çocuklarla sağlıklı bir görüşme yapılamadığı, çocukların anne ve babasının etkisinde kalarak okula gitmemelerinin doğru olduğunu düşündükleri, çocukların uyumlu ve sakin oldukları,iii. Çobanlık yapan çocuk İ.A.nın hareketli olduğu, izinsiz alma davranışının bulunduğu, kız çocuklarının hiçbir şekilde dışarı adım atmadıkları, evin içinde kaldıkları, başvurucu babanın işsiz olduğu, kurum, kuruluş ve yakınlarından yardım almayı reddettikleri, müstakil ve iki kattan oluşan bir evin üst katında oturdukları, bakımsız olan evin başvurucunun babasına ait olduğu ve alt katında kimsenin oturmadığı,iv. Ailenin sosyal çevrelerinin olmadığı, eve gelen kişilere kapıyı açmadıkları, toplumdan izole şekilde yaşadıkları, çocukların genel ihtiyaçlarının karşılanmasında güçlük yaşandığı, mevcut koşulların çocukların gelişimini olumsuz etkilemesi ve koruma kararına ihtiyaç duyulması nedenleriyle en küçük çocuk olan 2018 doğumlu Ş.A. dışındaki beş çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun uyarınca bakım tedbiri verilmesinin uygun olacağı, küçük Ş.A.nın yeni doğan olması ve annenin yanından ayrılmasının yararına uygun olmaması nedeniyle durumunun bir yıl sonra yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Müdürlük söz konusu raporu dayanak göstererek en küçüğü 2014 doğumlu olan beş çocuk hakkında bakım tedbirine karar verilmesi talebiyle 30/1/2019 tarihinde Mahkemeye başvurmuştur. Mahkeme, raporda yer alan değerlendirmelere yer vererek 5395 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında acil koruma kararı alınmasına, Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca çocuklar hakkında bakım tedbiri uygulanmasına ve çocukların bulunduğu yerin gizli tutulmasına 30/1/2019 tarihinde karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; çocukların ailesi tarafından sosyal hayata kazandırılmadığı, çocukların sağlıklı bireyler olabilmesi hususunda ailenin üzerine düşenleri yapmadığı, ailede eğitim sistemine karşı çocukların geleceğini olumsuz etkileyecek şekilde yanlış algının bulunduğu, 5395 sayılı Kanun'un amacı ve ailenin yapısı ile çocukların içinde bulunduğu durum dikkate alındığında tedbirin zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Adı geçen çocuklar, kolluk marifetiyle 11/2/2019 tarihinde ailesinin yanından alınarak sevgi evine yerleştirilmiş ve bu suretle haklarında verilen bakım tedbiri kararının uygulanmasına başlanmıştır. Başvurucu 4/2/2019 ve 15/2/2019 tarihlerinde ayrı ayrı sunduğu itiraz dilekçelerinde; çocukların bakımları ile ilgili herhangi bir sıkıntılarının bulunmadığını, bu durumun çocuklarca teyit edilebileceğini, çocuklarının alınmasından rahatsızlık duyduklarını, gerekirse yakınlarının vasi tayin edilebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca 2018 yılında verilen eğitim tedbirinden haberdar olmadığını, söz konusu kararın tebliğ edilmediğini, kendilerinin ve çocuklarının yaşadığı travmanın dikkate alınması gerektiğini belirterek tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Başvurucu vekili tarafından sunulan 11/2/2019 tarihli itiraz dilekçesinde ise çocukların eğitimini daha nitelikli şekilde evde başvurucunun verdiği, çocukların bilgi birikimlerinin ve yeteneklerinin okula giden çocuklardan farklı olmadığı ve çocukların gelişimleri için gereken tüm sorumlulukların ailesi tarafından yerine getirildiği ileri sürülmüştür. Ayrıca çocukların ailesiyle birlikte yaşadığı evde yapılan incelemenin yetersiz olduğu, kitaplığın fotoğraflarının çekilmesiyle yetinildiği, çocukların içinde bulunduğu koşulların değerlendirilmediği, itiraz süreçlerinin sağlıklı şekilde işletilebilmesi adına başvurucunun taraf olarak dava dosyasına eklenmediği iddia edilmiştir. Tartışmalı olan zorunlu eğitim uygulamasını benimsemediği için aileye yapılan muamelenin ayrımcı olduğu, beş çocuğun aynı anda ailesinden alınması ve yaş farkları dolayısıyla birbirlerinden koparılması nedeniyle onarılmaz hasarlara neden olunacağı, verilen bakım ve koruma kararının hukuka aykırı olduğu, mevzuatta öngörülen koşulların oluşmadığı ve çocukların üstün yararlarının dikkate alınmadığı belirtilmiştir. Dörtyol Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/2/2019 tarihli kararıyla yaşı küçük çocukların eğitim ve yaşam haklarının ellerinden alınamayacağı belirtilerek söz konusu itirazların reddine karar verilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 2/4/2019 tarihinde öğrenmiş ve 19/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun vekili aracılığıyla bakım tedbiri kararına karşı sunduğu 25/4/2019 tarihli itiraz dilekçesi, mevcut koşullarda bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle 26/4/2019 tarihinde reddedilmiştir. Müdürlük tarafından 8/5/2019 tarihinde Mahkemeye sunulan dilekçe ile çocuklar hakkında düzenlenen yeni tarihli sosyal inceleme raporu doğrultusunda bakım tedbirinin kaldırılarak çocuklar hakkında danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmedilmesi talep edilmiştir. Bahse konu 6/5/2019 tarihli sosyal inceleme raporunda; çocukların anne ve babasıyla yapılan görüşmede çocuklarını sevdiklerini, dinî inanışları nedeniyle bu olayın yaşandığını, haklarında devam eden bir soruşturma ya da kovuşturmanın bulunmadığını, çocukların bakım ve sorumluluklarını yerine getireceklerini ve okula göndereceklerini beyan ettikleri ifade edilmiştir. Raporda; çocuklarla yapılan görüşmelerde çocukların anne ve babasıyla gitmek istediklerini beyan ettikleri, anne ve babasıyla güçlü bağlarının bulunduğu ve ne zaman ailelerinin yanına gidecekleri hususunda sürekli sorular sordukları belirtilmiştir. Çocukların bakım ve sorumluluklarını yerine getirme, eğitimlerine hassasiyet gösterme hususunda başvurucunun ve eşinin taahhütname imzaladıkları, mevcut durumda çocukların ailesinin yanına dönmelerinin onların yararlarına uygun olacağı, bu bakımdan önceki koşullarda olumlu anlamda değişiklik meydana geldiği vurgulanmıştır. Ayrıca raporda; çocukların genel durumlarının takip edilmesi, devamsızlık ve ihmalin önlenmesi, çocukların hayat planlamalarını daha akılcı ve olgun şekilde yapabilmeleri ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi amacıyla belirli süre daha danışmanlık ve eğitim tedbirine devam edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir. Mahkeme, anılan raporda yapılan tespit ve değerlendirmeleri gerekçe göstererek bakım tedbirinin kaldırılmasına ve çocuklar hakkında danışmanlık ile eğitim tedbiri uygulanmasına 8/5/2019 tarihinde karar vermiştir. Söz konusu karar doğrultusunda çocuklar, 9/5/2019 tarihinde ailesine teslim edilmiştir. Ayrıca danışmanlık tedbiri, olumlu sonuçlara ulaşıldığı gerekçesiyle 17/7/2020 tarihinde, eğitim tedbiri ise ailenin taşınması nedeniyle 29/4/2022 tarihinde Mahkemece kaldırılmıştır. A. Ulusal Hukuk 5395 sayılı Kanun'un "Koruyucu ve destekleyici tedbirler" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;...a) Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,b) Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine,c) Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,...Yönelik tedbirdir." 5395 sayılı Kanun'un "Acil korunma kararı alınması " kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durumun varlığı hâlinde çocuk, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakım ve gözetim altına alındıktan sonra acil korunma kararının alınması için Kurum tarafından çocuğun Kuruma geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir. Hâkim tarafından, üç gün içinde talep hakkında karar verilir. Hâkim, çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerektiğinde kişisel ilişkinin tesisine karar verebilir. (2) Acil korunma kararı en fazla otuz günlük süre ile sınırlı olmak üzere verilebilir. Bu süre içinde Kurumca çocuk hakkında sosyal inceleme yapılır. Kurum, yaptığı inceleme sonucunda, tedbir kararı alınmasının gerekmediği sonucuna varırsa bu yöndeki görüşünü ve sağlayacağı hizmetleri hâkime bildirir. Çocuğun, ailesine teslim edilip edilmeyeceğine veya uygun görülen başkaca bir tedbire hâkim tarafından karar verilir. (3) Kurum, çocuk hakkında tedbir kararı alınması gerektiği sonucuna varırsa hâkimden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini talep eder."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), önüne gelen birçok davada aile yaşamına saygının kamu makamlarına ebeveynler ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde pozitif bir görev yüklediğini ve bunun ayrılığa devletin değil bir ebeveynin yol açtığı durumlarda da geçerli olduğunu, bu alandaki pozitif yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış, hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını hem de fiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92, 23/9/1994, § 58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96, 19/9/2000, § 63; Bajrami/Arnavutluk, B. No: 35853/04, 12/12/2006, § 52). AİHM, çocuğun ve ebeveynin menfaatlerine ilişkin değerlendirmenin ulusal yargı makamlarınca yapılması gerektiğini kabul etmekle birlikte uyuşmazlığa ilişkin yargılama prosedürünün adil olması ve ilgililere bütün haklarını kullanabilme olanağı sağlaması gerektiğini ifade etmekte; bu bağlamda ulusal mahkemelerin özellikle olgusal, duygusal, psikolojik, maddi ve tıbbi nitelikteki bütün faktörler ile ailenin durumunu derinlemesine inceleyip incelemediğini, çocuğun yüksek menfaatlerini tespit etmek suretiyle ilgili kişilerin de yararlarına ilişkin makul bir değerlendirme ve dengelemede bulunulup bulunulmadığını belirlemek durumunda olduğunu belirtmektedir (İlker Ensar Uyanık/Türkiye, B. No: 60328/09, 3/5/2012, § 52; Neulinger ve Shuruk/İsviçre [BD], B. No: 41615/07, 6/7/2010, § 139). Öte yandan derece mahkemelerinin çocuklarla ilgili koruma tedbirlerinin değerlendirilmesinde aile hayatı kapsamındaki ilişkilerin sürdürülebilir ve etkili olmasını temin edecek şekilde hareket etmesi zaruridir. Bu kapsamda -özellikle müdahalenin ölçülülüğü noktasında- derece mahkemelerinin takdir yetkilerini makul ve sağduyulu bir şekilde kullanıp kullanmadıkları hususunu değerlendirme durumunda olan AİHM, bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemek durumundadır (Bronda/İtalya, B. No: 22430/93, 9/6/1998, § 59; Hokkanen/Finlandiya, § 55). Ebeveynin yeterli bakımı ve barınmayı sağlayamadığı gerekçesiyle görme engelli olan çocukların devlet koruması altına alınması olayının konu edildiği Saviny/Ukrayna davasında AİHM; çocukların neden koruma altına alındığı konusunda derinlemesine bir inceleme yapılmadığı, aile bağlarını daha az etkileyecek nitelikteki alternatiflerin araştırılmadığı ve kamu makamlarınca aile birliğini teşvik etme konusundaki yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçeleriyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Saviny/Ukrayna, B. No: 39948/06, 18/12/2008).