5. Hukuk Dairesi 2025/17804 E. , 2026/4569 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1124 Esas, 2025/4334 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/534 Esas, 2025/32 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargıla…
5. Hukuk Dairesi 2025/17804 E. , 2026/4569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1124 Esas, 2025/4334 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/534 Esas, 2025/32 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalı idare yönünden esastan reddine, davacı yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, ..., ... Mahallesi 424 77... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından imar planında okula alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, müvekkili adına Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/337 Esas, 2022/659 Karar sayılı dosyasında açılan kamulaştırmasız el atma davasında müvekkilinin payına tekabül eden bedelin 159.750,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak Mahkemece dava değeri olan 100,00 TL üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verildiğini, müvekkili payına düşen bedelin ödenmesi için davalı idareye yaptıkları başvuruya olumlu yanıt alamadıklarını ileri sürerek işbu davanın açıldığı tarih esas alınarak yeniden bedel belirlenerek davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından aynı taşınmaza ilişkin açılan davanın kesinleştiğini, bu kapsamda kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu davanın açıldığı tarih esas alınarak yeniden bedel belirlenmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğu yönündeki 3194 sayılı İmar Kanunu'ndaki değişikliğin dikkate alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve saklı tutulan kısmın davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ek dava olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davanın açıldığı tarih esas alınarak yeniden bedel belirlenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedele kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın mülkiyeti Hazine adına tescil edileceğinden, husumetin Hazine ve Maliye Bakanlığına yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğunu, bu konuda müvekkili idareden görüş alınmadığını, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, taşınmaza ilişkin değerlendirmenin 2942 sayılı Kanun'un Geçici 12 nci maddesindeki esaslar doğrultusunda yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf, davasının yanlış nitelendirildiğini, dava dilekçesindeki isteminin davanın açıldığı tarih esas alınarak yeniden bedel belirlenmesi ve belirlenen bu bedelden, ilk davada belirlenen 100,00 TL düşülerek aradaki farka hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de aynı davacının aynı davalıya karşı açtığı ilk davada, ilk dava tarihi esas alınarak 159.750,00 TL bedel belirlendiği ve istem ile bağlı kalınarak 100,00 TL'ye hükmedildiği, davacının payının tamamının da iptal edildiği göz önüne alındığında, davacının dava dilekçesindeki nitelendirmesi ne olursa olsun ilk davada saklı tutulan bedelin ilk dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesini isteyebileceği, İlk Derece Mahkemesince de bu miktara hükmedildiğinden taraflar arasında görülüp kesinleşen önceki davada tespit edilen bedel esas alınmak suretiyle davacının ilk davada saklı tuttuğu bedele hükmedilmesine dair kararda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılan tazminat davasını inceleyen mahkemelerin idare tarafından 2942 sayılı Kanun'daki olağan kamulaştırma usulünün işletilmemesinin veya buna bağlı olarak kamulaştırma bedelinin tespiti davası açılmamasının basit bir tercih meselesi olmadığını göz önünde tutarak değerlendirme yapması gerektiği, idarenin 2942 sayılı Kanun'da öngörülen prosedürü uygulamasının anayasal ve kanuni bir mecburiyet olduğu, idarenin hukuksuz el atarak anayasal yükümlülüğünü yerine getirmediği gözetildiğinde normal şartlarda idare tarafından açılması gereken davanın idarenin Anayasa'yı açıkça ihlal eden tutumu sebebiyle malikler tarafından açılmasından hareketle idarenin olağan kamulaştırma usulündekinden daha avantajlı bir konuma getirilmemesine özen gösterilmesi gerektiği, ayrıca kamulaştırmasız el atma Anayasa'nın 46 ncı maddesine açıkça aykırı olan bir uygulama olup bu suretle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan hâllerde kamu idarelerinin haksız fiillerinden lehlerine haklar çıkaracak ve bu uygulamaları idareler yönünden daha avantajlı hâle getirecek değerlendirme ve yorumların hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılmasının mümkün olmayacağının da hatırda tutulması gerektiği, kaldı ki halen istinaf mahkemelerinin kararları ve Yargıtay'ın içtihatlarına göre kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında hükmedilen kamulaştırma bedeline Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası gereğince kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletildiği, hal böyle iken kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan haksız bir müdahale sonucu açılan tazminat davasında genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek yasal faize hükmedilmek suretiyle davalı idarenin daha avantajlı bir konuma gelmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gibi hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmayacağı, bu itibarla hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46 ncı maddesinin son fıkrası gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının davalı idare yönünden esastan reddine, davacı yönünden kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca kamulaştırmasız el atma davaları haksız fiil niteliğinde olduğunu, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak taraflar arasında görülüp kesinleşen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olarak açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde aleyhlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuşsa da davalı idare vekilinin istinaf dilekçesinde bu yönde istinaf başvurusunun bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından, davalı idare vekilinin bu yöndeki temyiz sebebi ile ilgili olarak değerlendirme yapılmamıştır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmaza ilk dava tarihi esas alınmak suretiyle değer biçildiği ve ek davada saklı tutulan bölümün talep edildiği gözetilerek, kesinleşen önceki davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre ilk dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kamu alacakları için uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin tüm, davalı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faizi" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "yasal faizi" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.