T.C. DİYARBAKIR BAM 2. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1938 - 2025/1819 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1938 KARAR NO : 2025/1819 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Merci Tayini KARAR TARİHİ : 19/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi ve Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kar…
T.C. DİYARBAKIR BAM 2. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1938 - 2025/1819 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1938 KARAR NO : 2025/1819 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Merci Tayini KARAR TARİHİ : 19/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi ve Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, trafik kazası sonucu hasarlanan aracın onarımını yapan davalının orjinal parça kullanmadığından bahisle tazminat istemine ilişkindir. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince; "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta ilişkisinden değil, araç hasar onarımını konu alan eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının esnaf odasına kaydının bulunduğu, ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı ve VUK.'nun 176-178. maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, gelirinin 177. maddede düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olmadığı, davalının tacir olmadığı gibi uyuşmazlık 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesince; "Uyuşmazlığa ilişkin, davacı taraf her ne kadar tacir ise de anılan eser sözleşmesine konu iş dolayısıyla ticari veya mesleki amaçla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğinden davacının tüketici konumunda olduğu, kendi iş yerinde aracın onarımı yapan davalının ise mesleki amaçla hizmet sunan konumunda olduğu anlaşıldığından, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri" olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesince; "Davacı şirketin tüketici vasfının olmadığı, tacir olduğu, davalının ise araç tamiri yapan bir işletme olduğu, tüketici işlemi için, taraflardan birinin tüketici karşı tarafın ticari ve mesleki amaçla bu işi yapan müteşebbis olması zorunlu olduğu, uyuşmazlığın çözümü tüketici mahkemesinin görevi içerisinde olmadığından uyuşmazlığın genel hükümlere göre genel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle" görevsizlik kararı verilmiştir. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince; "taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta ilişkisinden değil, araç hasar onarımını konu alan eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının esnaf odasına kaydının bulunduğu, ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı ve VUK.'nun 176-178. maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, gelirinin 177. maddede düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olmadığı, davalının tacir olmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu" gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir. İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK md. 22/2). Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir. Bunlardan ilki; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinin (a) ve (f) bentlerinde sayılmıştır. İkincisi ise; yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. Türk Ticaret Kanunu 4/1. maddesi son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması Türk Ticaret Kanunu’nda gerekli ve yeterli görülmüştür. Üçüncü grup ise; nispî ticarî davalar olup, Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira Türk Ticaret Kanunu, ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesine göre “esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler” olarak belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 15. maddesinde "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, Türk Ticaret Kanunu yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Somut olayda ise; davacının tüzel kişi tacir olduğu, davalının ise Vergi Dairesinden gelen cevabı yazıda, 05/11/2020 tarihinden itibaren faal vergi mükellef olduğu ve kazanç tespit şeklinin işletme hesabı defterine göre olduğu, ancak 2021 yılından itibaren basit usulde gelir vergisi mükellefi olduğunun belirtildiği, yine esnaf odası kaydının bulunduğu, netice itibariyle davalının dava tarihi itibariyle esnaf olduğu dikkate alındığında davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu sebeple, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan sebeplerle, 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21. ve 22. maddeleri gereğince Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 2-Dosyanın merci tayini isteminde bulunan mahkemeye gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 22/2 ve 362/1-c maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/12/2025