DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2417 E. , 2025/574 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2417 Karar No : 2025/574 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ: Av. ... 2-... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/04/2024 tarih ve E:2021/4570, K:2024/2307 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava ko…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2417 E. , 2025/574 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2417 Karar No : 2025/574 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ: Av. ... 2-... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 17/04/2024 tarih ve E:2021/4570, K:2024/2307 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, İlkadım ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesine ilişkin 22/04/2021 tarih ve 31462 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/04/2021 tarih ve 3872 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile bu kararın eki olan kararın 1. maddesinin 1. fıkrası ile 2. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/04/2024 tarih ve E:2021/4570, K:2024/2307 sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, Kentsel dönüşüm gelişim proje alanı belirlenirken kentsel tasarım projesi hazırlanmasının yasal bir zorunluluk olmadığı, proje alanında gerçekleştirilecek kullanımlar, bunların meydan bütünlüğünü nasıl sağlayacağı ve öngörülecek yapılaşma koşulları gibi hususların ise projenin amaçları çerçevesinde yapılacak imar planları ve ihtiyari olarak yapılabilecek kentsel tasarım projesi ile belirlenecek olsa da, kentsel dönüşüm ve gelişim projelerinin, fiziksel, ekonomik, sosyal, planlama ve tasarım boyutlarının bir arada olmasını gerektiren çok yönlü bir uygulama olduğu boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiği, Kentsel dönüşümün kavram olarak; sağlıksız kent dokularının iyileştirilmesi ve kentsel sorunların çözülmesini amaçlayan kapsamlı eylemler bütünü olarak tanımlanmasının mümkün olduğu, tanım ve kapsam itibariyle içerisinde fiziksel, sosyal, ekonomik ve toplumsal pek çok boyutu barındıran kentsel dönüşümle, köhneleşmiş dokunun ortadan kaldırılması, eksik sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının iyileştirilmesi, kent parçaları arasında yoğunluk dengelemesi yapılması, ulaşım sorunlarının çözümlenmesi ve olası doğal afetlere karşı yapılı çevrenin niteliğinin arttırılmasının amaçlandığı, Bu nedenle, kentsel dönüşüm projeleri ile elde edilmek istenilen toplumsal amaca ulaşılabilmesi için, plan hazırlık aşamasında yapılması gereken kapsamlı etüt, analiz, sentez çalışmalarını da içerecek şekilde hazırlanan kentsel tasarım projelerinin üstlendiği rolün öneminin azımsanmaması gerektiği, Kentsel tasarımın projelendirilerek somutlaştırma yapılmasıyla, eskiyen kent kısımlarının sorunlarının ve bu sorunların çözümü için kentsel dönüşümün en uygun müdahale aracı olduğunu gösteren bilimsel, nesnel, teknik gerekçelerin ortaya konulması, kentsel dönüşüm alanı ilanlarına dayanılarak yapılacak olan ve bu alanların hayata geçirilmesini sağlayan nazım ve uygulama imar planlarının hazırlanmasında kentsel dönüşüm alanı ilanı kararlarının yol gösterici işlevinin sağlanmış olacağı, Diğer yandan, bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenip belirlenmeyeceği ve yüz ölçümünün ne kadar olacağı hususları idarenin yerine getirmek zorunda olduğu hizmetler arasındaki öncelik durumu, imar programı, mali imkanları, projenin ortaya çıkaracağı maddi külfet ve ödenek durumu ile alanın kent içerisindeki konumu, arazi yapısı ve sosyoekonomik koşulları ile ilgili olmasının yadsınamayacağı açık olsa da; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesinin 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 200. maddesiyle değişik 2. fıkrasında; kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanların etaplar halinde yapılabilmesinin takdirinin münhasıran belediye meclisinin yetkisinde olduğu hükmünün bulunduğu, Bu hüküm bağlamında, idarenin takdir yetkisi doğrultusunda kentsel dönüşüm alanı sınırlarını belirleyebilme yetkinliğine sahip olduğu, bununla beraber, idarelere tanınan bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız bir yetki olmadığı, kentsel dönüşüm kavramına ve amacına uygun olmak ve kamu yararı taşımak koşuluyla söz konusu yasal yetkinin kullanılması gerektiği, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanların; idarece etaplar halinde yapılabilmesi kuşkusuzsa da, bu etaplar belirlenirken zikzaklar çizilmeksizin yasal mevzuat ile uyumlu düzgün bir belirleme yapılması gerektiği, Uyuşmazlıkta, "Kuzeydoğu alt bölgesi" olarak adlandırılan alanın, Atatürk Bulvarının doğusunda sahil şeridinde yer alan açık ve rekreaktif alanların meydanla bütünleştirilebilmesi için yaya köprüleri inşa edilmesi amacıyla; "orta alt bölgesi" olarak adlandırılan alanın, proje alanının batı komşuluğunda yer alan eski tütün fabrikasına ait tescilli yapılar ile doğu komşuluğunda yer alan Atatürk Parkı, Muzaffer Önder Parkı, Onur Anıtı ve çevresindeki açık alanların bütünleştirilmesi amacıyla; mevcutta Site Camisinin yer aldığı "güney alt bölgesi" olarak adlandırılan alanın ise, meydan-camii birlikteliğinin sağlanması amacıyla proje alanına dahil edildiği, bu şekilde meydanın genişleme yönünün deniz tarafına doğru belirlendiği anlaşılmakla birlikte, amaçlandığı şekilde deniz tarafına doğru genişleme oluşturulabilmesi ve proje ile elde edilmek istenilen meydan bütünlüğünün sağlanabilmesi için proje alanına asıl dahil edilmesi gereken kuzeydoğu alt bölgesinin sınırındaki Ziraat Bankası ile çevresindeki işhanı ve otellerin yer aldığı yapı adalarının zikzak çizilmek suretiyle proje alanı dışında bırakıldığı, aynı şekilde meydanla bütünleştirilmesi hedeflenen Site Camisinin yer aldığı güney alt bölgesi ile Onur Anıtı ve Muzaffer Önder Parkı arasında kalan imar adalarının da zikzak çizilerek proje alanı dışında bırakıldığı, bu suretle meydanın doğu-batı yönünde sahil şeridindeki açık alanlarla bütünleşmesinin engellendiği, meydanın açıklığının ve devamlılığının bloke edildiği sonucuna varıldığı, Diğer taraftan, proje alanına dahil edilen kuzeybatı alt bölgesindeki 6 adet işhanının, eski tütün fabrikasına ait tescilli yapılar ile yatayda eş düzlemde yer alması nedeniyle, deniz tarafına doğru oluşturulması amaçlanan açıklığı bozacak konumda yer almadıkları görüldüğünden, meydanın bütünlüğünün sağlanması açısından önemli olan Ziraat Bankası ve çevresindeki yapıların bulunduğu imar adaları proje alanına dahil edilmezken, bu aşamada meydanın genişlemesine ve görünümüne katkısı bulunmayan, yanı sıra bölgenin merkezi iş alanı kimliğiyle ve yakın çevresinin imar durumuyla uyumlu olduğu anlaşılan işhanlarının proje alanına dahil edilmesinin kamu ve toplum yararıyla açıklanmasına imkan bulunmadığı, bölgede daha büyük ölçekte bir dönüşüm projesi yürütülmesi halinde kuzeybatı alt bölgesinde yer alan işhanlarının proje alanına dahil edilmesi gerekliliğinden söz edilebilecekse de, dava konusu proje ölçeğinde oluşturulması hedeflenen meydanın bütünlüğüne pratikte herhangi bir fayda sağlamayacak olan işhanlarının proje alanı sınırının içine alınmasında amaç unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile yaklaşık 4,07 hektar büyüklüğündeki alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlendiği, devamında proje alanı içerisinde kamu mülkiyetinde ve kullanımında olan taşınmazlar bulunması nedeniyle teklif dosyasının Cumhurbaşkanlığına iletildiği ve dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile 5,04 hektar büyüklüğündeki alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edildiği, proje alanının büyüklüğü yönünden oluşan söz konusu farklılığın; başlangıçta ada kenar çizgisinden geçirilen proje alan sınırının sonrasında yapı adalarını çevreleyen taşıt yollarını da kapsayacak şekilde genişletilmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla birlikte, söz konusu yol alanlarının sonradan proje alanına dahil edilmesinin bilimsel, nesnel, teknik gerekçeleri ile bu taşıt yollarının projeyle elde edilmek istenilen amaca ne şekilde hizmet edeceğinin gerekçe raporunda açıkça ortaya konulmadığı, davalı idarelerin savunmalarında da bu hususta yeterli bilgi bulunmadığının görüldüğü, Bu haliyle imar adalarını çevreleyen taşıt yollarının sadece 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesindeki asgari 5 hektar büyüklük koşulunu sağlamak amacıyla proje alan sınırı içine dahil edildiği, diğer bir ifade ile dava konusu proje alanının büyüklüğü şeklen 5 hektarlık yasal koşulu sağlamakla birlikte, Kanun'un amacına uygun şekilde belirleme yapılmadığının anlaşıldığı, Bu durumda, dava konusu projenin amacı ve bu proje doğrultusunda hayata geçirilmek istenilen alan kullanımlarının mevzuata ve kamu yararına uygun olduğu, ancak bir kısım yapı adalarının zikzaklar çizilerek dışarıda bırakılması suretiyle parçalı şekilde belirlenen kentsel dönüşüm sınırının, proje ile hedeflenen meydan bütünlüğünü ve deniz tarafına doğru oluşturulmak istenilen açıklığı sağlamaya elverişli olmadığı, yeterli bilimsel, teknik araştırmalara, analiz ve sentez çalışmalarına dayalı şekilde sınır tespiti yapılmadığı, hangi kriterlere göre belirlendiği açıklanmayan proje alanına sonradan dahil edilen taşıt yollarının sadece 5 hektarlık yasal büyüklük koşulunu sağlamaya hizmet ettiği, dava konusu işlemin sınır tespitinin mevzuata, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Cumhuriyet Meydanı ile güneyindeki eski Tütün Fabrikasının bulunduğu alan (günümüzde Bulvar AVM) ve Site Camisinin bulunduğu alanın kuzey güney hattı doğrultusunda bir bütünlük oluşturduğu, aynı bütünlüğün meydanın doğusunda bulunan Atatürk Parkı, Panoroma 1919, Kurtuluş İskelesi ve Yolu, sahil yolu ve rekreasyon alanları ile sağlanamadığı, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırı belirlenirken tüm bu fonksiyonların bağlantıları düşünülerek birbirleri ile entegrasyonunun sağlanabileceği bir kurgunun geliştirildiği, Cumhuriyet Meydanının kentin en önemli yaya aksı olan Gazi Caddesine doğru yaklaşık 0.5 hektar büyütüleceği ve 1.25 hektar büyüklüğünde bir meydanın oluşturulacağı, meydan ile rekreatif, turistik ve ticari alanlar arasında kesintisiz yaya ulaşımının sağlanabilmesi için doğal bir eşik olan Atatürk Bulvarı ve raylı sistem hattının üzerinden doğu batı hattını birbirine bağlayacak köprülerin inşa edileceği, böylelikle tüm fonksiyonlar arasında kesintisiz bir şekilde bağlantı sağlanmış olacağı, bu nedenlerle ve proje alanı içerisinde rekreasyon alanları, sosyal donatı alanları, yeraltı otoparkı, yaya köprüleri oluşturmak ve peyzaj düzenlemeleri yapılması amacıyla Cumhuriyet Meydanı, Site Cami ve Kale Mahallesini içeren 5.04 hektarlık alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, Samsun'un metropol olma yolunda giderek büyüyen bir şehir olduğu, şehir içindeki mevcut meydanların ihtiyacı karşılamadığı, bu nedenle meydan alanının büyütülmesine ihtiyaç duyulduğu, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilen alandaki iş hanlarının depreme dayanıksız eski yapılar olduğu, kentsel teknik altyapı değerlendirme raporunun hazırlandığı, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı alanı içerisindeki meydan kullanımı belirlenirken yaya ve trafik akslarının göz önünde bulundurulması gerektiği, 19 Mayıs Bulvarı üzerinden kuzeydeki Kurtuluş Yolu ve Tütün İskelesi arasında bulunan yaya aksı ile Bulvar AVM istikametinden gelerek Mecidiye Çarşısına doğru doğu batı eksenli devam eden yaya aksının kentsel dönüşüm projesinin ana merkezi olduğu, projede Bulvar AVM içinden geçen yaya aksının Gazi Müzesi istikameti üzerinden Mecidiye Çarşısına doğru kesintisiz bir biçimde ilerlemesi, kuzey güney yönünde ise 19 Mayıs Bulvarı üzerinden tarihi, turistik ve kültürel değeri yüksek olan Tütün İskelesine doğru kesintisiz bir biçimde ilerlemesinin amaçlandığı, proje kapsamında Cumhuriyet Meydanının boşaltılmasının amaçlanmadığı, meydanın çevresi ile ilişki kurması ve fiziki çerçevesinin oluşturulmasının amaçlandığı, bu fiziki çerçevenin bir unsuru olan Ziraat Bankasının yıkılması halinde meydan silueti ortadan kalkacağından anılan binanın proje kapsamı dışında tutulmasının teknik bir gereklilik olduğu, meydan ile bitişik vaziyette 6 adet iş hanının bulunduğu, iş hanlarının proje kapsamında bu alandan kaldırılması sonucunda meydanın büyüyeceği, böylece Samsun il merkezinde miting gibi toplumsal organizasyonların da gerçekleştirildiği meydanın yaklaşık 1/3 oranında büyümüş olacağı, yeni oluşturulacak meydanın tamamında çok katlı yer altı otoparkı yapılacağı, davaya konu proje ile uzun yıllar boyunca ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte bir meydan oluşturulacağı gibi yoğun otopark ihtiyacının da büyük bir ölçüde karşılanmış olacağı, alanda bulunan altı adet iş hanının 1980 yılından önce deprem yönetmeliğine aykırı şekilde inşa edildikleri, binaların kaldırılması ile birlikte meydana gelebilecek bir deprem sonrasında alandaki vatandaşların can ve mal güvenliklerinin de korunmuş olacağı, taşıt yollarının teknik nedenlerden ötürü projeye dahil edildiği, proje alanı sınırının zikzaklar çizmesinin teknik nedenlerden kaynaklandığı ve şehrin yıllar içerisinde oluşan şekli ve ihtiyaçları doğrultusunda tespit edilen sınırın düz hatlara sahip olmasının beklenemeyeceği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden, davalı Cumhurbaşkanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile Samsun ili, İlkadım ilçesi sınırlarında, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ... sayılı paftasında, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ... sayılı paftasında kalan; kent merkezinde, perakende ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu merkezi iş alanında yer alan yaklaşık 4,07 hektar büyüklüğündeki alanın (Cumhuriyet Meydanı, Site Camisi ve çevresindeki bir kısım alanlar) yayalaştırılması, bu alanda meydan ve bu meydanla bütünleşecek rekreasyon alanları, sosyal donatı alanları, yeraltı otoparkı ve yaya köprüleri oluşturulması amacıyla 5393 sayılı Belediye Kanunun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilmesine karar verilmiş ve bu proje alanı sınırı mevcut imar planlarına işlenmiştir. Devamında proje alanı içerisinde kamu mülkiyetinde ve kullanımında olan taşınmazlar bulunması nedeniyle teklif dosyası Cumhurbaşkanlığına iletilmiş ve 21/04/2021 tarih ve 3872 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Samsun ili, İlkadım ilçesi, Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 5,04 hektar büyüklüğündeki alan kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında, ''Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi için ilgili belediyenin talebi ve Cumhurbaşkanınca bu yönde karar alınması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın; üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması, yapı yükseklik ve yoğunluğunun belirlenmesi, alanın büyüklüğünün en az 5 en çok 500 hektar arasında olması, etaplar halinde yapılabilmesi hususlarının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisindedir. Toplamı 5 hektardan az olmamak kaydı ile proje alanı ile ilişkili birden fazla yer tek bir dönüşüm alanı olarak belirlenebilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca, belediyeler, proje alanının en az 5 hektar büyüklüğünde olması koşuluyla eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilecekleri gibi konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak amacıyla da kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilecek; kamuya ait ya da kamunun kullanımında bulunan taşınmazların bulunduğu alanlar ise belediyenin teklifi üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenebilecektir. Dairece, davacılara ait taşınmazın da bulunduğu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesine dair dava konusu Cumhurbaşkanı kararının başta 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesi olmak üzere mevzuat hükümleri ve kamu yararına uygun olup olmadığının tespiti amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bu inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; "-Dava konusu işleme esas teşkil eden Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırının mevcut 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına işlenmesine ilişkin plan değişikliği olduğu, alanın fonksiyon kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı ve plan açıklama raporunda, proje alanın yaklaşık 4 hektar büyüklüğünde olduğunun belirtildiği, -Dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ekinde sınırları belirlenen proje alanının büyüklüğünün ise 5,04 hektar olduğu, proje alanının büyüklüğü yönünden söz konusu kararlar arasındaki farklılığın; Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin kararında proje alanı sınırının taşıt yollarını dışlayarak yapı adalarının çevresinden çizilmesinden, dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan proje alanı sınırının ise yapı adalarını çevreleyen taşıt yollarının tamamını kapsayacak şekilde çizilmesinden kaynaklandığı, -Sonuç olarak, dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının büyüklüğünün 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde aranan asgari 5 hektarın üzerinde olduğu ve Kanun'da tanımlanan koşullara uygun olduğu, -Dava konusu proje alanının Samsun ilinin merkezi iş alanında yer aldığı ve geleneksel kent merkezi özelliği taşıdığı, merkezi iş alanının en işlek ve ilgi çekici bölümünde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesi ile oluşturulması amaçlanan meydan, yaya köprüleri, donatı alanları gibi kullanımların, hem mevzuata uygun olduğu hem de geleneksel kent merkezi özelliğiyle uyumlu olduğu, -Diğer taraftan, dava konusu işleme ait gerekçe raporunda projenin amacına ve kapsamına dair genel açıklamalara yer verildiği, ancak kentsel dönüşüm veya kentsel tasarım projesi hazırlanmadığı, bu nedenle proje alanında gerçekleştirilecek kullanımlara, bunların meydan bütünlüğünü nasıl sağlayacağına, öngörülen yapılaşma koşullarına dair belirsizlik bulunduğu, bu aşamada sadece Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının alanda yapmak istediklerine dair niyetinin bilindiği, bu derece önemli ve köklü dönüşüm öngören kararın kentsel tasarım projesine dayanmamasının eksiklik olduğu, -Davacılar tarafından, alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin gerekçelerinin belirsiz olduğu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının alana yönelik somut projesinin bulunmadığı şeklinde iddialar ileri sürülmekte ise de, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı, dava konusu işleme ait gerekçe raporunda, alanın mevcut halini tanımlayan ulaşım, imar durumu gibi hususların incelendiği, mevcut yapılaşma durumuna ilişkin ayrıntılı verilerin toplandığı, sınır tespitinin yapıldığı ve bunun krokilendirildiği, kısa ve özet nitelikte de olsa düzenlemenin amacı, kapsamı ve yöntemine ilişkin açıklamalara yer verildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin bir ön hazırlık çalışmasına dayandığı görülmekle birlikte, teknik ve bilimsel dayanakları ile karar verme sürecinin niteliği açısından önemli eksiklikler bulunduğu, -Alanda küçük ölçekli bir dönüşüm projesi değil, ekonomik ve toplumsal etkileri bakımından büyük ölçekli bir kentsel proje tasarlandığından, mevcut gerekçe raporunun yeterli olmadığı, ön çalışma sürecinin toplumsal katılımı içermediği, mevcutta çok sayıda işyerinin ve çalışan nüfusun bulunduğu alanda, proje sonucu oluşacak iş ve mülk kaybından dolayı ortaya çıkacak muhtemel zararları asgariye indirmeye yönelik tedbirlerin belirlenmediği, gerekli bilgilendirmelerin yapılmadığı, bu önemli toplumsal sorunun dışlanmasının uygun bir yaklaşım olmadığı, -Dava konusu işlemin gerekçe raporunda; meydan kullanımı ile kesintisiz yaya ulaşımının sağlanabilmesi için Atatürk Bulvarı ve raylı sistem hattının üzerinden köprüler inşa edileceğinin belirtildiği, meydan fonksiyonunu artırıcı bağlantı köprüleri ve yaya aksları için proje alanının doğuya doğru genişlemesi gerektiği, nitekim Muzaffer Önder Parkı, Kurtuluş Yolu, Tütün İskelesi ve Panorama 1919 Müzesinin doğuda, Atatürk Bulvarının diğer tarafında kaldığı, buna karşılık dava konusu projeyle sadece Cumhuriyet Meydanının batıya Gazi Caddesine doğru genişletilmesinin öngörüldüğü, -Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırının, Ziraat Bankasının kullanımında olan hizmet binası ile yanındaki işhanı ve otel binasının etrafından zikzak çizerek belirlendiği, bu şekilde projenin temel amacı olan meydan bütünlüğünün ve deniz tarafı yönünde doğu-batı bağlantılarının devamlığının kesintiye uğradığı, meydanın açıklığının bloke edildiği, -Aynı şekilde Site Camii ile eski adliye binası ve Muzaffer Önder Parkı arasında öngörülen bağlantı köprüsü ve yaya aksının da, anılan caminin güneyinde ve doğusunda proje alanı dışında bırakılan yapılarla kesintiye uğradığı ve açıklığın yine bloke edildiği, -Dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı ve Site Camisinin doğuya (deniz tarafına) doğru bağlantılarının tam olarak amaçlanan şekilde sağlanmadığı, meydanın sadece batıya Gazi Caddesine doğru genişletilmesinin planlandığı, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırının zikzaklar çizerek parçalı şekilde oluşturulduğu ve taşıt yollarını kapsadığı, kentsel dönüşüm veya tasarım projesi hazırlanmadan, sadece 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesindeki asgari 5 hektar büyüklük koşulunu sağlama amacına öncelik veren çizgisel bir sınır belirlenmesi ile yetinildiği, -Meydanların, çevresindeki yapılaşmayı ayırıcı değil, birleştirici olması ve bir bütünlük içinde ele alınması gerektiği, uyuşmazlıkta mevcuttaki meydanın, parçalı bir sınırla genişletilmeye çalışılması ve belli imar adalarının proje alanı dışında bırakılması sonucunda bütüncüllüğün kaybolduğu ve fiziksel çevreyle ilişkinin nasıl kurulacağının belirsiz hale geldiği, -Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı" şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işleme ait gerekçe raporunda kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının mevcut halini tanımlayan ulaşım, imar durumu gibi hususların incelendiği, mevcut yapılaşma durumuna ilişkin ayrıntılı verilerin toplandığı, sınır tespitinin yapıldığı ve krokilendirildiği, dolayısıyla dava konusu işlemin bir ön hazırlık çalışmasına dayandığı, söz konusu kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının yüz ölçümü itibarıyla 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesinde aranan asgari 5 hektar koşulunu sağladığı, Samsun ili merkezi iş alanının en işlek ve ilgi çekici bölümünde yer alan ve geleneksel kent merkezi özelliği taşıyan alanın meydan, yaya köprüleri, donatı alanları gibi kullanımların yer alması amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesinin mevzuata uygun olduğu gibi geleneksel kent merkezi özelliğiyle de uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, kentsel dönüşüm gelişim proje alanı belirlenirken kentsel tasarım projesi hazırlanmasının yasal bir zorunluluk olmadığı, proje alanında gerçekleştirilecek kullanımlar, bunların meydan bütünlüğünü nasıl sağlayacağı ve öngörülecek yapılaşma koşulları gibi hususların ise projenin amaçları çerçevesinde yapılacak imar planları ve ihtiyari olarak yapılabilecek kentsel tasarım projesi ile belirleneceği, kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri yürütülürken toplumsal katılımın sağlanmamış olmasının tek başına projeyi hukuka aykırı hale getirmeyeceği, kaldı ki dava konusu Cumhurbaşkanı kararından önce uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesi ve belirlenen bu alanın imar planı paftalarına işlenmesine dair Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ve eklerinin askıya çıkarıldığı ve ilgililere projeye itiraz imkanı tanındığı, mevcutta çok sayıda iş yeri ve çalışan nüfusun bulunduğu alanda proje sonucu oluşacak iş ve mülk kaybından dolayı ortaya çıkacak muhtemel zararların asgariye indirilmesine yönelik tedbirlerin projenin uygulanması aşamasında da alınmasının her zaman mümkün olduğu, ayrıca kentsel dönüşümün mahiyeti gereği proje alanı olarak belirlenen bir alandaki mevcut arazi kullanım durumunun değişeceği ve proje alanındaki taşınmazların kamulaştırma v.b. tasarruflara konu olabileceği, projenin doğal bir sonucu olarak görülmesi gereken bir durumun proje alanında bulunan kimselerin mağduriyeti şeklinde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından bilirkişilerin belirtilen bu hususlardaki olumsuz tespit ve değerlendirmelerine itibar edilmemiştir. Yine bilirkişi raporunda; uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesi ile amaçlanan hususların daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi bakımından proje alanının daha büyük ölçekli olması gerektiği, proje alanı sınırının doğuya doğru genişlemesi gerekirken sadece Cumhuriyet Meydanının batıya yani Gazi Caddesine doğru genişletilmesinin öngörüldüğü, proje alanı sınırının Ziraat Bankasının kullanımında olan hizmet binası ile yanındaki iş hanı ve otel binasının etrafından zikzak çizilerek belirlendiği, bu şekilde projenin temel amacı olan meydan bütünlüğünün ve deniz tarafı yönünde doğu batı bağlantılarının devamlığının kesintiye uğradığı, meydanın açıklığının bloke edildiği, aynı şekilde Site Camii ile eski adliye binası ve Muzaffer Önder Parkı arasında öngörülen bağlantı köprüsü ve yaya aksının da anılan caminin güneyinde ve doğusunda proje alanı dışında bırakılan yapılarla kesintiye uğradığı ve açıklığın yine bloke edildiği, dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı ve Site Camisinin doğuya (deniz tarafına) doğru bağlantılarının tam olarak amaçlanan şekilde sağlanmadığı, meydanın sadece batıya Gazi Caddesine doğru genişletilmesinin planlandığı, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırının zikzaklar çizilerek parçalı şekilde oluşturulduğu ve taşıt yollarını kapsadığı, mevcuttaki meydanın, parçalı bir sınırla genişletilmeye çalışılması ve belli imar adalarının proje alanı dışında bırakılması sonucunda bütüncüllüğün kaybolduğu ve fiziksel çevreyle ilişkinin nasıl kurulacağının belirsiz hale geldiği şeklinde tespitlere yer verilmişse de; bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenip belirlenmeyeceği ve yüz ölçümünün ne kadar olacağı hususları idarenin yerine getirmek zorunda olduğu hizmetler arasındaki öncelik durumu, imar programı, mali imkanları, projenin ortaya çıkaracağı maddi külfet ve ödenek durumu ile alanın kent içerisindeki konumu, arazi yapısı ve sosyoekonomik koşulları ile ilgili olduğundan bu tespitlere itibar edilmemiştir. Nitekim, 5393 sayılı Kanunun 73. maddesinde sayılan koşulları sağlayan bir alanın tek seferde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak belirlenmesi mümkün olduğu gibi bahsi geçen hususlar nedeniyle etaplar halinde de proje alanı olarak belirlenmesinin önünde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Ayrıca, Daire kararında kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı sınırının alandaki yolların bir kısmını kapsayacak şekilde geçirilmesinin de hukuka aykırı olduğu yolunda bir değerlendirme yapılmışsa da; yukarıda yer verilen Kanun maddesinde yolların proje alanı sınırları içerisine dahil edilemeyeceğine dair bir kısıtlama bulunmadığı gibi kamunun kullanımında olan yol gibi yerlerin proje alanı sınırları içerisine dahil edilebileceği açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, bilirkişi raporunda meydan bütünlüğü ve açıklığının sağlanması, meydan ile deniz tarafı arasında bağlantı sağlanması amacına erişilmesi bakımından proje alanı sınırlarının daha geniş tutulması gerektiği belirtilmişse de; proje alanı sınırlarının mevcut haliyle de bu amaca hizmet ettiği ve dolayısıyla kamu yararına uygun olduğu, çevresindeki bir kısım alanların proje alanı sınırları dışında bırakılmasının dava konusu işlemi sakatlamayacağı, ayrıca raporda uyuşmazlık konusu alanda kentsel dönüşüm ve gelişim projesi ile oluşturulması amaçlanan meydan, yaya köprüleri, donatı alanları gibi kullanımların hem mevzuata uygun olduğu hem de alanın geleneksel kent merkezi özelliğiyle uyumlu olduğunun belirtildiği anlaşıldığından, alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilanına dair Cumhurbaşkanı kararında ve bu kararın eki olan kararın 1. maddesinin 1. fıkrası ile 2. maddesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/04/2024 tarih ve E:2021/4570, K:2024/2307 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 12/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.