T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/725 - 2026/281 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/725 KARAR NO : 2026/281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.03.2024 NUMARASI : 2022/781 Esas 2024/183 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/725 - 2026/281 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/725 KARAR NO : 2026/281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.03.2024 NUMARASI : 2022/781 Esas 2024/183 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 28.04.2022 tarihinde davalı ...'un sahibi olduğu davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı ...'ın eşi, ...'ın oğlu, ... ve ...'ın kardeşi olan ...'a çarpması neticesinde meydana gelen kazada ...’ın olay yerinde vefat ettiğini, sürücü ...'nin kazanın meydana gelmesinde tek ve asli sorumlu olarak tamamen kusurlu olduğunu, olay nedeniyle davacıların maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının araç sahibi, sürücü ve sigorta şirketi yönünden olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen, eş ... için 300.000,00 TL, baba ... için 100.000,00 TL, kardeşlerden ... için 50.000,00 TL, ... için ise 50.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı araç sürücüsü ve araç sahibinden müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine, aktüer tarafından yapılan hesaplama sonucu sigortalının %25 kusur nispetinde; müteveffanın eşi ... için 129.770,02 TL ve müteveffanın babası ... için 17.029,98 TL olmak üzere toplam 146.800,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 05.07.2022 tarihinde davacılar vekili hesabına ödendiğini, davalının şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirildiğini, müteveffanın trafiği engelleyecek ve tehlikeye düşürecek şekilde hareket etmiş olduğundan kazanın oluşumunda asli kusurlu bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların sigorta şirketine başvurmaları üzerine destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin sigorta şirketi tarafından davacılar vekilinin hesabına ödendiğini, bu sebeple davacıların herhangi bir destekten yoksun kalma tazminatı alacağı bulunmadığını, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin günümüzün şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, davalıya bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, somut olayda müteveffa yaya ...'ın trafiği engelleyecek ve tehlikeye düşürecek şekilde hareket etmiş olduğundan kazanın oluşumunda asli kusuru bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; adli trafik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 24.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda yaya ...'ın hayatını kaybettiği trafik kazasının oluşumunda %60 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nin %40 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, tarafların itirazları üzerine düzenlenen ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 09.08.2023 tarihli kusur raporunda müteveffa yaya ...'ın %80 oranında asli, davalı sürücü ...'nin %20 oranında tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporlarında kusur oranlarına yönelik çelişkinin giderilmesi bakımından bu kez dosyanın KGM Fen Heyeti'nden oluşturulan üçlü kusur bilirkişi heyetine tevdii edildiği, bu heyet tarafından sunulan 03.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda müteveffa yaya ...'ın meydana gelen olayda %80 oranında asli, ... plakalı kamyonetin davalı sürücüsü ...'nin, meydana gelen olayda %20 oranında tali kusurlu olduğunun bildirildiği, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü davalı ...'nin %20, davacıların desteği müteveffanın %80 kusurlu olduğuna yönelik tespitin davaya konu trafik kazasının oluşuna ve hakkaniyete uygun olduğu, kabul edilen bu oran nazara alınarak hükme esas alındığı, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı istemleri yönünden davacılar vekili tarafından sunulan 19.04.2023 tarihli dilekçe ile davacıların maddi tazminat zararının davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığından maddi tazminat istemi yönünden davadan feragat ettikleri, davacılar vekilinin vekaletnamesinin tetkikinden davadan feragat yetkisinin bulunduğu, müteveffa ...'ın UYAP sorgusundan davacı ...'ın müteveffanın eşi, davacı ...'ın müteveffanın babası, diğer davalıların ise müteveffanın kardeşleri olduğu anlaşılmakla, tüm davacıların ölenin yakını kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle manevi tazminat istemi bakımından aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu belirterek; davacıların maddi tazminat talebinin vaki feragat nedeniyle reddine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacılar ... için 30.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın 28.04.2022 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı araç sürücüsünün meydana gelen ölümlü trafik kazasında tek ve asli sorumlu olup tamamen kusurlu olduğunu, davalının olay yerinde uyulması zorunlu azami hız sınırının çok üstünde bir hızla seyir ettiği ve bu hız ile müteveffayı görmesine rağmen aracı durduramayarak müteveffaya çarptığını, davalı sürücünün müteveffaya çarptığı mahalde 17 mt fren izinin olduğunu, müteveffanın olay anında direkt vefat ettiğini, müteveffayı 16,8 mt savurduğu tespit olunmuşsa da devamında, son duruşta davalının kullandığı araç ile müteveffanın arasında 2,1 mt mesafe bulunduğunun tespit edilmesin bilirkişi heyetinin çelişki içerisinde olduğunu gösterdiğini, bu durumun davalı sürücünün hızının aşırı yüksek olduğunu ve dahi mezkur mahaldeki hız sınırının (30 km/h) katbekat üstünde olduğunu gösterdiğini, davalı sürücünün mevzuata aykırı şekilde aşırı yüksek hızla seyretmesi neticesinde ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, kusura ilişkin değerlendirme ve tespitlerin kabulü mümkün olmadığını, hakkaniyete aykırı bir şekilde manevi tazminatına hükmedildiğini, ceza mahkemesine konu karardan da görüleceği üzere davalı araç sürücüsü meydana gelen ölümlü trafik kazasında tek ve asli sorumlu olup tamamen kusurlu olduğunu, bilirkişi heyetinin olayı değerlendirmede başvurduğu deliller neticesindeki tespitlere rağmen davalı sürücüye salt %20 kusur oranı atfetmesi usule, yasaya ve maddi hakikate aykırı olup raporun çelişki ihtiva ettiğini, müteveffanın meydana gelen trafik kazası neticesinde çarpmanın etkisiyle genel beden travmasına bağlı kafatası, yüz ve iskelet sistemi kemik kırıkları ile birlikte gelişen beyin kanaması sonucunda vefat etmiş olduğunu manevi tazminatın az olduğunu belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın ölümlü trafik kazası nedeniyle desteklerini kaybeden davacıların sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile ZMMS poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacıların davasının maddi tazminat istemi yönünden davadan feragat edilmesi nedeniyle reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut hâlde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davalı ... adına kayıtlı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halindeyken yolun sağında duraklayan minibüsten inip, bu aracın önünden karşıdan karşıya geçmek için yola giren müteveffa yaya ...'a çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiği, kaza tespit tutanağında olay mahallinde yolun 6 metre genişliğinde tek yönlü, yatay güzergahın viraj, düşey güzergahın eğimli asfalt ve kuru, hava ile görüşün açık, kaza yerindeki azami hız limitinin 30 km/s, vaktin gündüz, mahallin meskun olduğu, ... plakalı kamyonete ait 17 metre fren izi bulunduğun belirtildiği, davalı sürücünün yolun sağ tarafında duran servis aracının solundan geçtiği esnada yüksek bir ses geldiğini erkek bir şahsın yere düştüğünü gördüğünü, frenine basarak aracı durdurdurduğunu beyan ettiği, servis sürücüsü ...'ın ise ...'ın yolu kontrol ederek servis aracının önünden karşı tarafa geçmek için yola çıktığı anda davalı sürücünün kullandığı araçla çok süratli şekilde müteveffaya sağ ön taraftan çarptığını beyan ettiği, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesi dava dosyası kapsamında düzenlenen 04.08.2022 tarihli ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporu ile müteveffa yaya ...'ın asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nin tali kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dava dosyası kapsamında düzenlenen 24.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda müteveffa yaya ...'ın %60 davalı sürücü ...'nin %40, itiraz üzerine dosyaya kazandırılan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 09.08.2023 tarihli raporu ile yaya ...'ın %80, davalı sürücü ...'nin ise %20 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, alınan raporlar arasında kusur oranları yönünden çelişki bulunması üzerine çelişkinin giderilmesi için Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerden oluşan 03.12.2023 tarihli bilirkişi kurulunca düzenlen raporda; Erbakan Bulvarı ile Gediz Bulvarının oluşturduğu Üst geçitli (farklı düzeyli) kavşak kolu olan Erbakan Bulvarı üzerinde seyirle gelen servis aracının yolun sağındaki azami hızın 30 km/saat olduğu bağlantı yoluna girerek Gediz Caddesi yönünde doğru seyrettiği bağlantı yolu üzerinde ayrım noktasından yaklaşık 56 metre ileride dörtlü flaşörlerini yakarak ve iyice yolun sağına doğru yaklaşarak durakladığı, yolcu ...'ın indiği servis aracının önünden geçmek suretiyle yolun sağından soluna doğru karşısına geçmek istediği, bu sırada bağlantı yolu üzerinde geriden gelen kamyonet sürücüsünün taşıt yoluna çıkan yayayı son anda görerek sola direksiyon tedbiri ile birlikte fren tedbiri aldığı ancak yayaya çarpmayı engelleyemediği ve sağ ön kısmı ile yayaya çarptığı, 17 metre fren izi ile yolun solunda duruşa geçtiği, yayanın çarpılma etkisiyle sağa doğru savrularak 16,8 metre ileride taşıt yolu sağ kenarına düştüğü ve vefat ettiği, ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'nin beyanında olay sırasındaki hızının 40-45 Km/saat olduğunu bildirdiği, trafik kazası tespit tutanağında da 17 metre fren izi sonunda duruşa geçtiği tespit edildiği, vaktin açık hava ve kuru yüzeyli asfalt zeminde olduğu hesaba alındığında, aracın hızının en az 37 km/saat civarında olduğu belirtilmek suretiyle, olayın oluşumunda; müteveffa yaya ...'ın yolcu olarak bulunduğu servis aracından indiğinde yolun karşısına geçmek için duran servis aracının önünden taşıt yoluna çıkmakla, taşıt yoluna indiğinde solundan gelen araç olup olmadığını kontrol etmeyerek gelen aracın hız ve mesafesini hesaba katmayıp aniden taşıt yoluna girmekle, kendi can güvenliği açısından tedbirli davranmayarak kendi şeridinde seyreden aracın çarpmasına maruz kaldığı ve vefat ettiği olayda %80 oranında asli, ... plakalı kamyonet sürücüsü davalı ...'nin ise yönetimindeki araç ile bağlantı yolunda seyrederken yolun sağında dörtlü flaşörleri yanar vaziyetteki servis aracını gördüğünde hızını azaltması, azami hız sınırları içerisinde seyrederek taşıt yolunda duran araçtan her an bir yayanın inebileceğini hesap ederek iyice yavaşlaması ve müteyakkız seyretmesi gerekirken aksine davranışı ile karışmış olduğu kazada %20 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede dosyaya kazandırılan, açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, tarafların tüm itirazlarını inceleyip değerlendirmek suretiyle dosyadaki mevcut kusur raporları arasında kusur oranlarına ilişkin çelişkiyi gideren Karayoları Fen Heyetinde görevli bilirkişilerce düzenlenen 03.12.2023 tarihli kusur bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara ait kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, kaza tespit tutanağı ve ceza davasında hükme esas alınan kusur raporu ile uyulumlu şekilde olayın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'nin %20 oranında tali, müteveffa yaya ...'ın ise %80 oranında asli kusurlu olduğunun tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu itibarla, somut olayda müteveffanın ölümü nedeniyle davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık, takdir edilen manevi tazminat anılan ilke ve esaslar çerçevesinde az olup daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden manevi zarara uğrayan davacılarda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, kaza tarihi (2022) kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların kusuru, sosyal ve ekonomik durumu, davacıların maruz kaldığı acı ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek, manevi zararın karşılığı olarak takdiren davacı eş ... için 60.000,00 TL, baba ... için 40.000,00 TL, kardeşler ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın 28.04.2022 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...’dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi, 14.03.2025 tarihli 32841 Sayılı RG'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nın 2024/29 E - 2024/226 K sayılı 25.12.2024 tarihli kararı ile manevi tazminat davalı yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326/2.maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın RG'de yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle iptal kararının yürürlüğe girdiği, iptal kararı doğrultusunda 08.01.2026 tarihli RG'de yayımlanan AAÜT yapılan değişillik ile AAÜT'nin 10/2. Maddesinin yürürlükten kaldırıldığı da gözetilerek red manevi tazminat istemi yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; A) 1-Davacıların maddi tazminat talebinin vaki feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacıların manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE davacılar ... için 60.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 28.04.2022 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin REDDİNE, 3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 427,60 TL harç ile manevi tazminat yönünden alınması gereken 8.197,2 TL harç olmak üzere toplam 8624,80 TL harçtan peşin alınan 8.572,91 TL'nin mahsubu ile fazla kalan 51,89 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4-Maddi tazminat yönünden 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6100 sayılı HMK'nın 312. maddesi gereğince davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 8-Manevi tazminat yönünden davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 9-Maddi tazminat yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10-Davacı tarafından yapılan 627,00 TL tebligat, 1.300,00 TL müzekkere gideri, 2.345,00 TL adli tıp rapor ücreti, 8.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.522,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 3.829,06 TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden 62,80 TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 11-Davalılar tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 12-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 41,00 TL yargılama gideri ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ile ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.